31 Ekim 2016 Pazartesi

Konser: Chromas Akapella Korosu Barış Manço KM

Karşıdan oturanlar için diğer karşıya seyahat hele ki pazar günleri için sıkıntılıdır. Çünkü pazar günü İstanbul'da herkes bir yerlere gitme potansiyelindedir. Biz de öyle bir günde Kadıköy Caferağa mahallesinde Barış Manço kültür merkezindeki İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Etnomüzikoloji ve Folklor bölümünün düzenlediği programa katıldık. Salon aşağı yukarı yarıya yarıya doluydu. Önce bölüm hocalarından konuşma yapıldı. Daha sonra Chromas Akapella Korosu'nun dinletisi vardı.

Çok hoştu gerçekten. Salonun odaklanması tamdı. İlgi de yüksek. Tek olumsuz taraf koro şefinin hazırlıksız olduklarını birkaç kez yinelemesiydi. Koroya bakış değişti. Bir de koro üyelerinin günlük kıyafetlerle katılması ayrı bir ilginçlikti. Amatörlük bazen hoş olur, bazen olmaz. Amatör ruh her zaman korunmaz. Bu bir süreçtir. Amatörlük sırası geldi mi terk edilir ve bir daha o konuda amatör olunmaz. Chromas Akapella Korosu amatörlükten çıkıp profesyonelliğe doğru yapılanmalı. Adımlar atılmalı.

Konser: Chromas Akapella Korosu Barış Manço KM

Karşıdan oturanlar için diğer karşıya seyahat hele ki pazar günleri için sıkıntılıdır. Çünkü pazar günü İstanbul'da herkes bir yerlere gitme potansiyelindedir. Biz de öyle bir günde Kadıköy Caferağa mahallesinde Barış Manço kültür merkezindeki İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Etnomüzikoloji ve Folklor bölümünün düzenlediği programa katıldık. Salon aşağı yukarı yarıya yarıya doluydu. Önce bölüm hocalarından konuşma yapıldı. Daha sonra Chromas Akapella Korosu'nun dinletisi vardı.

Çok hoştu gerçekten. Salonun odaklanması tamdı. İlgi de yüksek. Tek olumsuz taraf koro şefinin hazırlıksız olduklarını birkaç kez yinelemesiydi. Koroya bakış değişti. Bir de koro üyelerinin günlük kıyafetlerle katılması ayrı bir ilginçlikti. Amatörlük bazen hoş olur, bazen olmaz. Amatör ruh her zaman korunmaz. Bu bir süreçtir. Amatörlük sırası geldi mi terk edilir ve bir daha o konuda amatör olunmaz. Chromas Akapella Korosu amatörlükten çıkıp profesyonelliğe doğru yapılanmalı. Adımlar atılmalı.

20 Ekim 2016 Perşembe

Tiyatro: Vakti geldi Gaziosmapaşa Sahnesi

Biraz da gittiğim tiyatrolardan bahsedeyim. Gaziosmapaşa sahnesi, şehir tiyatroları. Oyunun ismi, Vakti Geldi. Dört kişiden oluşan oyun, tek perde. Kısa.

Oyunun başlamasına 5 dk. kala tiyatro büfesinden koşa koşa suyumuzu aldım. Sıcak Tiyatro salonunda yerimi aldım. Sinema salonunda arkalar, tiyatro salonunda önler makbuldür. Solo pyano sesiyle oyun başladı. Tek kişi, iki kişi, üç kişi derken dört kişi olarak oyun bitti.

Salon %70 dolu, iyi bir oran gibi gözükse de halk günü için az bence. Biz altı kişiyiz zaten.

Oyun esnasında 3 kez kurusıkı tabanca patladı. İkincisinde seyircilerden biri fenalaştı. Apar topar görevli yardımıyla dışarı çıktı. Oyun sekteye uğramadan.

Perde kapandığında salon halinden memnundu, hatta ön sıralardan ayağa kalkan bile oldu.

Benim yorumum vasat altı bir oyundu. Konu zayıftı.Oyunculuk kısmen daha iyi olsa da, o da çok parlak sayılmazdı. Puanlamalar çok kolaycılık oluyor. Puan vermiyorum ama iyi değildi.

Konser: Masayoshi Fujita Akbank Sanat

Akbank caz festivali kapsamında ülkemize gelen sanatçı hakkında biraz konuşalım.

Japon kökenli, müzikal eğitim ve kariyerine Almanya' da devam etmektedir. Vibrafon adında bir çalgı çalmakta, pek yaygın olmamakla birlikte kulağa hoş gelen tınısı ilgi çekmektedir.

Masayoshi Fujita' yı avangart diye mi tanımlarızi yoksa deneysel mi? Ağırlık olarak avangart çalışmalar yapan besteci, kısmi de olsa deneysel müzik de yapmaktadır.

İstanbul'da ki konserine gelince soğuk bir akşam vakti, haftanın ilk iş günü, yoğun bir gün sonunda İstiklal caddesi başında salona ulaştık. Konserin başlamasına 5 - 10 dk kala kapılar açıldı. Konsere ilgi var. Samimi ve sıcak bir ortam. Gerçi banka sanat ilişkisini ayrıca bir yazımda belirteceğim.

Konser başladı. Masayoshi Fujita' vibrafonu çalmak için iki elinde 4 çubuk var. Her şarkının hikayesini şarkının başında seyircilerle paylaştı.

Çok hoş bir şarkı seçkisi yapmış. Bence son şarkısı favoriydi. İcra sırasında kullandığı materyallerde görülmeye, dinlemeye değer. Folyo, zincir...

Alternatif tınılar, sesler duymak isteyenler bence bir baksınlar.





17 Ekim 2016 Pazartesi

Sinema: Bir Ulusun Doğuşu Rexx sineması

Filmekimi' nin kulağa hoş gelen filmlerinden birini saat 21:30 Rexx sineması için satın aldık. Saat 20:30 da vapurla karşıya geçtik. Cumartesi yoğunluğu, İstanbul hareketli. Vapurda amfili gitarist, yolculuğun ilerleyen dakikalarında bağlamaya döndü. Ağzımızda kalan mırıltıyla hızlıca Caferağa mahallesine daldık. Su ve çikolata alışverişini yapıp, film saatinin gelmesini bekledik. Bizimle bekleyen 10 kişi vardı. Filmin başlamasına 5 dk. kala 100 kişiye yaklaştı.

Sonunda 20 dk geç de olsa başladı. Alt yazı için ayrı bir ekran vardı. Biraz aşağıda olduğu için ben bile zorlandım.

Film Amerika' da yaşamaya çalışan Afrikalı ilk göçmenlerin yaşamlarını anlatmakta. Vahşi kölelik düzeni. İnsanlık dışı olayların sahnelenişi. Üzücü ve yorucu sahneler. Film bittiğinde salonda bir yorgunluk hakimdi. Dolmuşta yanımda oturanlar filmden bahsediyordu. Ortalama bir film bence. Yine de festival programlarında yer alması gerekenlerden.

Sinema: Ağ Kim Ki Duk

Ağ filmi, şansımı zorlayarak tanıştığım bir yönetmen. Filmlerini de beğeniyorum. En azın beni etkiliyor.

Ağ filmini ilk festival programında görünce hemen gitmeye karar verdim. Konusu hemen dikkatimi çekti. Film gününü beklemeye başladık. Cumartesi akşamı yoğun bir trafik olduğundan biraz geç kaldık. Salona giren son iki kişiydik. Biz girer girmez 10 dk. gecikmeli başladı. Tuvalete bile gidemeden film başlamıştı. Neyse ki filme öyle bir kapılmıştım ki anca çıktığımda aklıma geldi.

Film sürükleyici fakat konusu güney ve kuzey kore olunca doğal olarak çekilen sahnelerdeki farklılık ortaya çıkmış.

Kuzeyli bir adamın güneyli bir çarşısında vitrinlere bakışı hala hafızamda.

16 Ekim 2016 Pazar

Konser: Bifo - Joyce Didonato Lütfi Kırdar

Bifo' nun ilk konseri, dünyaca ünlü mezzosoprano Joyce Didonato solist. Yerimiz üst kat, orta balkonun hafif sağ tarafı. Salona pek hakim değil, fakat sahne görüşü fena değil, önümüzde korkuluk demirleri olmasa daha iyi olurdu.

Minibüsçü tabiriyle salon paket. Klima da çalışmadığından biraz sıcak oldu. Oduncu gömleğimin bir iki düğmesini çözdüm.

İlk parçada Bifo soloydu. Daha sonra soprano da katıldı. İkinci yarıda Türk bestecinin parçasını solo yaptılar. Diğer parçalar için soprano şefin eşliğinde üstünü değiştirmiş şekilde tekrar sahneye geldi.
Alkış kıyamet, büyük ilgi var. Soprano da ilgiden memnun. Parçada şaşırıp başa alması görülmeye değerdi. Hatanın yapılabilirliğini görmeyi sağladı.

Konser bitiminde tek parça söylendi. İki tekrar geliş, çiçek takdimi ve konser sonlandı.

3 Ekim 2016 Pazartesi

Konser: Söz Ses Mekan

Yaz tatilinde pek kültürel aktivitelere katılamasam da bu sezon yoğun bir program beni bekliyor. Konserler, festivaller, tiyatrolar, paneller, fuarlar gibi.

Son gittiğim konserin ismi Söz Ses Mekan üç olgunun birleştiği bir akşamdı. Alman konsolosluğunun Tarabya'da ki mekanında, Almanya'da yazarlık yapan iki kişi ve eğitimlerini Almanya'da almış olan piyanist besteci Sinem Altan, Soprano Begüm Tüzemen, Davulcu Christian Thome' nin yer aldığı bir soğuk yazdan kalma akşam.

Önce mekandaki kilisede ufak bir konser, daha sonra bahçedeki piyanoda doğaçlama, sonrasıda yazarlar kitaplarını almanca okuyup tercüme edilmesi, dinleti ve en son konser, kısa bir konserdi, 2-3 şarkı çalındı. Ama grup üyelerinin birbiriyle uyumu güzel. Davulcu sonradan katılmış olsa da pek sırıtmadı. Sopranonun konser sonunda üyeleri tanıtırken Davulcunun ismini bilmemesi ayrı bir hüzün oldu :)

Konserden sonra ufak bir ikram verildi, katılmadık :) Soğuk havanında etkisiyle hızlıca arabamıza yürüdük, sağımızda kalan boğaza baka baka.