27 Nisan 2016 Çarşamba

Konser: Band-O-Neon Cemal Reşit Rey

Sıcağı sıcağına yazılar iyidir. Dün akşam yine zar zor yetiştiğimiz, yarı aç yarı tok izlediğimiz bir konserden bahsedeyim.

Band-o-neon, isminden de anlaşılacağı gibi bir tango konseri. Nasıl isminden anlarım derseniz, bandoneon ve tango birbiriyle özdeşleşmiştir.

Ertuğrul Sevsay' da hem grubun yönetimini yapmakta hem de bandoneon çalmaktadır. Ertuğrul Sevsay tango'da ki ustalığı program seçimine de yansımış.

Angel d'agostino, Eduardo Arolas, Mariano Mores, Kadri Cerrahoğlu, Matos Rodrigez, Necip Celal Antel gibi bestecilere yer vermiş.

Konser başlamadan önce Ertuğrul Sevsay kısa bir tanıtım yaptı. Konser başladı. Salon %40 dolu. Yaş ortalaması 60 üzeri.

Tango müziği kulaklarımızda, bir yandan da dansçılar piste çıktı. Harika bir görsel ve işitsel akşam oluyor.

Salona arada bakıyorum, herkes gidişattan memnun.

Şarkı aralarında Ertuğrul Sevsay konser programından, tangodan, ülkemizde ki tango kültüründen bahsediyor.

Konser bu şekilde çok güzel devam etti. Gecenin bana göre suprizi mükemmel bir vals parçası sonradan ilave edilmesi. Bir baktık ki

Vals başlamış, dans çifti sahnede.

Müzik zevki, sahne zevki olarak çok iyi bir gece oldu. Bandoneonları, piyanoyu, solistleri, dansçıları, keman grubunu, çelloyu, kontrabası,
hatırla sevgiliyi, La Cumparsita'yı unutamam.

Türk tangolarını Alman tango grubundan dinlemek mutluluğun yanında ayrı bir hüzün.

26 Nisan 2016 Salı

Konser: Muhammed Yıldırır Beyoğlu Açık Hava

Gezmek, diğer bir hoşlandığım uğraşlardan biri. Uğraş diyorum çünkü gezmek başlı başına bir iş. Önceden kabataslak da olsa plan, program gerektirir. Böyle yaptığımda gezimin kalitesi artıyor. Dolayısıyla keyif alışım da artıyor.

Taksim civarı sevdiğim muhitlerden Karaköy'den Taksim'e doğru çıkarken, bir yaz günü akşamı, güzel bir ezgi, keman sesi kulağımıza geliyor.

Yolumuzu o yöne çevirdiğimizde kendimizi Beyoğlu Belediyesinin düzenlediği bir açık hava konserinde buluyoruz. Kalabalık iyi.

Hemen sahneye hakim bir nokta bulup geç kaldığımız konseri dinlemeye başlıyoruz. Gözümüz ve kulağımız sahnede.

Kemancı Muhammed Yıldırır ve orkestrası.

Yetenekli bir kemancı. İzleyici açık hava konseri olmasına rağmen dikkatli dinlemede.

Şarkı aralarında kısa kısa sohbet etmekte. Bence bu dikkati toplamak için güzel bir yol. Hem sahne heyecanını da alır.

Muhammed Yıldırır, konuşmaya başlıyor. Şu an siyaset olarak İsrail devletiyle sıkıntı günlerdeyiz. Fakat İsrail devletinin geçmişi unutmaması adına bu parçayı çalıyorum. Schindler List başladı. Itzhak Perlman'dan dinleyen biri olarak :) bence hiç de fena değil.

Çalarken nasıl istekli bunu görebiliyorsunuz. Güzel performans.

Unutamayacağım diğer olay ise konser bitmiş ve Kemancı Muhammed Yıldırır arşesi'ni izleyiclere gösterdi. Paramparça olmuş :)

Rüzgarda parçaları sallanmakta.


25 Nisan 2016 Pazartesi

Konser: Aslan Tlebzu Beşiktaş Kültür Merkezi

Özhan Koray Çatak kardeşimin daveti üzerine yine bir akşam vakti yola çıkıp trafikte zar zor da olsa

Beşiktaş Kültür Merkezine vardık. Bu organizasyon çerkes kültür günü kapsamında çerkes kültür

evinin düzenlediği bir konserdi.

Kafkasyalı sanatçı Aslan Tlebzu Maykop'dan geldi. Yeni abümünden bir iki parça seslendirdirdikten sonra çerkes halk müziği parçalarına yer verdi. Salon yarı yarıya dolu olmasına karşın Aslan Tlebzu'ya ilgi büyük. Parçalarına eşlik ediyor. O da akordeon'u büyük incelikle çalarak seyircilerde daha da ilgi uyandırıyor.

Kafkas halk şarkıları hareketli olduğunda yerinde duramazsınız, ritmi sizi çok etkiler. Hüzünlü olduğunda ise ağlatır.

Kafkas halk şarkılarında tahmin edebileceğiniz gibi akordeon baş çalgıdır. Ezgiler ve akordeon sesi adeta bütünleşmiştir.
Birbirlerinden ayrı düşünemezsiniz.

Aslan Tlebzu ise, bölgede ve çerkes diasporasında tanınan bir sanatçıdır. Akordeona hakimdir.

Güzel bir akşamdan çıkıp yine trafiğin içine girdik.

22 Nisan 2016 Cuma

Konser: Yasemin Mori Masstival Parkorman

Parkorman alanında düzenlenen masstival müzik festivaline katılma imkanım oldu ben iki gün katılmıştım. Çadır kurma imkanı olduğu

halde evden gelip gitmek daha konforlu gelmişti. Tuvaletler ve yatılacak yerler pek hoşuma gitmemişti. Birde üstüne İstanbul'un keskin sıcağı eklenince

tam oldu. Rock müziği için yerli ve yabancıların katılacağı geniş yelpazeli bir konser oldu.

Aklımda kalan Redd'in performansı oldu. Ogün Şanlısoy ve yüksek Sadakat da iyiydi.

Redd solistinin sahnede düşüp şarkıyı öyle yerde söyleyerek bitirmesi hala aklımda.

Politik mesajlarını da inceden inceye hissettirmesi ayrı bir anekdot.

Yüksek Sadakat'de ki kalabalığın keyfi de çok iyiydi. Dinleyicilerin gözleri parlıyordu.

Yasemin Mori'yi de ilk defa orada canlı izlemiştim. Bana uyan bir müzik tarzı ve müziğe bakışı var.

Bu festivalde en büyük kazancım Yasemin Mori diyorum. O yüzden yazının başlığını öyle attım.

Katılım da bence baya iyiydi. Organisazyon memnun muydu bilemem ama müziğe doyulan bir haftasonu oldu.



21 Nisan 2016 Perşembe

Konser: Fazıl Say Tim Show Center

Dün akşam çok güzel bir konsere gittik. Biraz bahsedeyim isterseniz.

Geçen ay Fazıl Say konseri vardı. Fakat İstanbul'da ki terör olayları yüzünden bir ay sonrasına ertelendi. Bir ay boyunca konseri bekledik.

Sonunda gün geldi. Yoğun bir gün olmasına karşın akşam olmuştu. işten çıkmadan dedim ki kulağım piyanoya alışsın biraz Chopin dinleyeyim.

Açtım müziğin sesini iki parça dinledim. Birisi Spring waltz diğeri ise C# minor op.27 no:1 .

Dinlerken aklımdan şöyle geçti. Fazıl Say şu C# minor op.27 no:1 çalsa ne yakışır. Tam Fazıl Say' a göre süslemeli bir bir şarkı. Hüzünlü. İçli.

Ama bir yerde rastlamıştım, Fazıl Say pek Chopin'le barışık olmadığını, ısınamadığından bahsetmişti. Çalsa ne güzel olur diye içimden geçirdim.

İstanbul'un trafiği bu akşam pek fazla, arabayı metroya yakın bir yere bıraktık. Yağmur da var. Az ıslanarak salona, Tim show center'a vardık.

Konser 21:00'de başlıyor. Biz 20:45'de oradayız. Kalabalık pek yok. Yerimize geçtik.

En ön sıradayız. Tam piyanonun arkasında. Çok iyi gerçekten. Salona konser başlamadan son bir göz attım. %50 'si dolu. Pek hoş değil.

Her yerin dolu olması gerekir diye düşündüm. Işıklar söndü. Konser başladı.

Fazıl Say kısaca programdan bahsetti. Çok şaşırdım. Neden mi programda Chopin var... :) Fazıl Say ve Chopin.

Programdan kısaca bahsedersem.

Son çıkan yeni albümü Çocuklar içinden 16 parça. Chopin'den 3 parça. Erik Satie'den 3 parça. Fazıl Say'ın kendi besteleriden 8 parça.

Şarkılar rüzgar gibi geldi geçti. Fazıl Say Chopin C#minor Op. 27 No:1 ' e başladığında nefesimi tutarak dinledim. Çok güzeldi.

Çok iyi bir deneyimdi. Çok mutlu oldum. Süslemelerin hakkını verdi gerçekten.

Kısa bir aradan sonra ikinci bölüm başladı. Rüzgar gibi geldi geçti. Rüya bitti.

Konser sonunda seyircinin yoğun isteğine rağmen tekrar çalmadı. Homurdanmalar söz konusu.

Fazıl Say biraz keyifsiz gibiydi. En azından konser çıkışı arabanın içinden bize o izlenimi verdi.



20 Nisan 2016 Çarşamba

Konser: Büyük Ev Ablukada iksv

Yine kardeşimin ısrarı ile iş sonrası yorgun olarak gittiğim konserlerden biri.

Biletin durumunu kardeşime sorduğumda ayakta, serbest cevabını alınca hemen ön yargılarım oluştu. Yorgunluk ayaklarıma vurdu.

Konser yeri iksv.

iksv'ye ulaşım bizim için çok rahat. Araç park etmek kolay. O yüzden ayrı bir sempatim var.

Konserin başlamasına az kaldı. Son hazırlıklar. İçerisi iyi kalabalık. Alt katta tıka basa, üst kat ise seyrek daha çok ön sıralarda bir yoğunluk var.

Büyük Ev Abluka'da alternatif müzik alternatif yorum arayanlar için birebir bir grup. Kendilerine ait şarkılara da coverlara da yer verdiler.

Salon zaten kendi seyirci kitlesi olduğu için ( herhangi bir festival değil. ) keyifler gayet iyi. Seyirci yaş ortalaması da 20-25 civarı.

Ben ise genel olarak beğendim. Çok muhteşem değildi ama kendilerinin de muhteşem bir konser vermek istediğini pek sanmıyorum. Benim bu yazının mükemmel olmasını beklemeyeceğim gibi.

Sonuç olarak Türk müziğinde büyük ev abluka'da olması gereken iyi ki var olan bir grup. Umarım çalışmaları devam eder.



19 Nisan 2016 Salı

Konser: Türk Kahvesi Trio Livingroom kadıköy

Dün akşam bir dostumun, kardeşimin daveti üzerine Kadıköy Bahariye caddesine yakın Livingroom adlı müzik kültür kafede Türk Kahvesi Trio adlı
müzik grubunu dinleme fırsatım oldu.
Türk Kahvesi Trio grubu Akordeon Ceyhun Çelikten, Gitar Serhan Yasdıman, Ud Ufuk Kaan İçli’den oluşmaktadır.
Dün akşam ki konser yakında çıkacak olan albümün ön gösterimi şeklindeydi.
Şunu söylemek isterim ki çok renkli, değişik müzik stillerini içeren bir albüm olacağı belli.
Şarkı aralarında Serhan Yasdıman’ ın söylediğine göre bir hafta içinde albüm hazır.
Akşam ki konser ise şöyleydi, özellikle biz Avrupa yakasından geliyoruz, Kadıköy biraz uzak olsa da uzaklık sadece beklentimizi
daha da yükseltmeye yaradı.
Mekana 21:10 gibi varmıştık. İnternette 21:00 yazıyordu geç kaldık zannetmiştik. Fakat konser 22:00 gibi başladı.
Türk Kahvesi Trio, gerçekten şık giyinmişlerdi. Konser kıyafetleri gayet güzeldi.
Konser başladı, dediğim gibi beklentimiz yüksekti. :)
Konser başlar başlamaz beklentim karşılandı, Mozart’la başlangıç yapılmıştı. Gayet güzel bir performans.
Sırayla parçalar dökülmeye başlamıştı. Renklilik hissediliyor.
Eski, yeni, popüler, kenarda kalmış. Birçok parça okundu.
Salonun, izleyicilerin keyfi gayet yerindeydi.
Serhan Yasdıman, şarkı arasında repertuvarın oluşma sürecinden bahsetti.
Türk kahvesi trio‘yu oluşturanlar İTÜ konservatuardan arkadaşlar, kalorifer peteği önünde oturken birbirimize söylediğimiz
parçalar bunlar dedi. Bu parçaları bizimle paylaşmış oldular, çok memnun olduk.
Gelelim akordeon‘a, akordeon Ceyhun Çelikten’de.
Konser esnasında bir iki arkadaşıma kayıtları yolladım. İlk gelen tepkiler, çok hoşlar ve akordeon sesi baskın bir grup.
Evet, genel olarak parçalarda akordeon baskın, şarkı süslemeleri akordeonla yapıldığından, Ceyhun Çelikten deakordeonun klavyesine son derece
hakim olduğundan, açık ara bir akordeon farkı var.
Akordeon80 bas Hohner Bravo III kırmızı.
Ceyhun Çelikten ciddi anlamda akordeon‘un sağ el, tiz kısmında ülkemizin sayılı isimlerinden, ben dün akşam sol eli, bas kısmını göremedim.
Tempoyu, dolguyu genelde ud vermeye çalıştı. Veya akordeonun tiz klavyesiyle akorlar basıldı.
Sonuç olarak çok hoş bir akşamdı, akordeonun baskın olduğu bir grupta dinlemek güzeldi.
Kardeşime konserden sonra söylediğim cümle ” albüm çıkınca, edinelim. “

18 Nisan 2016 Pazartesi

Konser: Muammer Ketencoğlu Bayrampaşa

Konserin ani olanı da bir başka oluyor. Twitter'da gezinirken akşam olacak Muammer Ketencoğlu konserinden haberim oldu.

Cumartesi olmasının yoğunluğuyla işleri yoluna koydum. Akşam konser için hazırlıklarımı tamamlayıp hızlıca işten çıktım.

Arkadaşımla konser için buluşacaktık. Konser yeri Bayrampaşa Belediyesi Mehmet Akif Ersoy Kültür merkezi. 19:45'te Rami'de buluşup,

5 dk içinde kültür merkezinin civarına arabamızı park edip, salonda ki yerimizi aldık. Biz geç kaldık, yer kalamayacak gibi hayıflanırken şok olmuştuk. Salon boştu. Üstelik Balkan müzikleri ve Balkan kültürünün yoğun olarak yaşandığı Bayrampaşa'da.

Önden üçüncü sırada yerimizi aldık. Sahnenin tam karşısı. Dallape akordeon ile yüz yüzeyiz. :)

Muammer Ketencoğlu sahneye ekibiyle biraz gecikmeli de olsa çıktı. Konser 20:00'de başlayacaktı. Kısa bir program tanıtımı, takdim, seyirci azlığına sitemden sonra konser başladı. Boşnak ezgileri hakimdi. Boşnak koloları.

Halk müziğinin ritmine kendini kaptırmamak mümkün değil gerçekten.

Salonda kısa bir yoklama çekildi.Arnavut nüfus önde.

Arnavut şarkıları da peşi sıra geliyor. Tabi ki şarkılara da katılımları daha fazla.

9/8 'lik parçalar da seyirci galeyana gelse de genelde beklenenden sakin bir konser geçti.

Ve Muammer Ketencoğlu, yılların akordeoncusu, bestecisi kendi takdimleriyle maestro.

Muammer Ketencoğlu'nun müzik kültürü halk müziği ağırlık, akla ilk gelen müzik onunla halk müziğidir.

Özellikle de Balkan müzikleri.

Akordeon çalış tekniğine baktığınız zaman parmakların nasıl bu tarza yatkın olduğunu görebilirsiniz. Süslemeler, hız.

Grupta gayet iyiydi. Solistler, klarnet, perküsyon gayet başarılıydı. Tek eksik organizasyon biraz eksik kalmıştı.







16 Nisan 2016 Cumartesi

Konser: Rachid Taha İstanbul Kongre Merkezi

Rachid Taha konseri başka bir şey istesem olacakmış sanırım. Ara ara Rachid Taha dinliyorum. Keyfimin kaçık, havanın gri olduğu günlerde.

Yine Rachid Taha rüzgarları eserken beynimde, etkinlik bülteninden bir mesaj geldi. Rachid Taha İstanbul'a geliyormuş. Bileti önceden aldım.

Konser günü yaklaştıkça daha da havaya girelim diye Rachid Taha dinliyoruz. Konsere iki kişi gittik. Üniversite arkadaşım, dostum Muhammet'le.

Konser akşamı olmuştu. Yerimizi aldık. Güzel bir konser alanı fakat boş. İstanbul seyircisi pek ilgi göstermemiş.

Neyse. Konser başladı. Havaya girmiştik. Rachid Taha seyirciyi önlere çağırdı. Protokol bozuldu. Sahnenin önü seyirci kalabalığı. Biraz huzursuz oldular sanırım.

Rachid Taha salona hakim, parçalara hakim, herhangi bir sahne çekingenliği olmayan bir sanatçı. Bunu şarkılarda çok rahat hissedebiliyorsunuz.

Başarılı konserler çıkarmasının sebeplerinden biri de bu olsa gerek. Bir de çalıştığı ekip, gayet iyi.

Kendine has bir müziği de iyi devam ettiriyor. Yani başarılı olması için birçok sebebi barındıran bir sanatçı.

Severek dinlediğimiz, izlediğimiz, şarkı söylediğimiz, eğlendiğimiz bir konser oldu.


15 Nisan 2016 Cuma

Konser: ArkaOda Kadıköy

İstanbul Kadıköy 4-5 seneden beri müzikal anlamda ileri giden bir ilçe. Taksim'e iyi bir alternatif oldu diyebiliriz. Zaten konuk aldığı gruplar, sanatçılarda alternatif tarzda diyebiliriz.

Bize göre karşı dediğimiz Asya kıtasında pek fazla konser salonu olmamasına karşın yine de
birbirinden güzel etkinliklerin düzenlendiği mekanlar var. Süreyya Operası 1927 yapım yılı tarihli, Barış Manço Sahnesi, Arkaoda, Livingroom gibi.

Son saydıklarımdan Arkaoda ve Livingroom mekanları cafe bar tasarımda yerler. Alteratif tarzda müzik yapmaktalar. Daha butik. Seyirci kitlesi daha bir az.

Kış gününde sarıp sarmalandığımız zamanlardan bir gece apar topar kardeşimle evden çıkıp 45 dk sonra Kadıköy'de bir sokağa aracımızı park ettik.

Kardeşim bulmuş, yerel sanatçıların yerel konserlerinden biri. Arkaoda'ya ilk defa gitmiştim. Alt katta bar gibi faaliyet göstermekte, üst katta perdeler çekilmiş. İnceden bir konser devam etmekte. Yerde ki minderlere oturuluyor. Yaklaşık 30 kişi oturan, 30 kişi ayakta var. Arkaoda'nın arka sıralarında,ayakta dikilenler perdeye yaslanmaktan sündürmüşler. Ah güzelim bordo kadife perdeler :)

Konser'e biraz gecikmiştik. Fazla uzun sürmedi bizim açımızdan. Az seyirci kitlesi olan alternatif gruplardan biri sahnede. Biraz fazla samimiler seyirciyle. Müzikleri iyi. Olgun.

Tarzları böyle demek ki.

Konser bitiyor. Montlar kabanlar giyiliyor. evin yolu tutuluyor.

13 Nisan 2016 Çarşamba

Konser: Lviv Organ and Chamber Music Hall

Gezme isteğimizin damarlarda arttığı günlerde kardeşimden gelen seyahat teklifini reddedemedim.

Vizesiz gidilecek bir yurtdışı seyahati fena olmayacaktı.

Ukrayna Lviv'e gitmeye karar verdik. Kalacak yeri ayarlayıp çıktık yola.

Yaz ayı etkisini hissettirmekte iken güzel bir seyahat oldu.
Gezimizin ortasında bende kardeşime dedim ki güzel bir konsere gidelim, teklifinde bulundum.

Böylelikle kendimizi kaldığımız hostelden 20 dk. yürüme mesafesi uzaklıkta Lviv Organ and Chamber Music Hall'de bulduk. 17. yüzyılda yapılmış.

Lviv'in sanatsal faaliyetlerinin sürdüğü bir yapı. Konserin başlamasına 15 dk var. Hemen biletimizi aldık. Fiyat olarak çok uygun.

Seyirciler de %20 yabancı, %80 yerli. Yaş ortalaması 50 diyebilirim.

Konser programı klasik müzik, barok, romantik tarzı geniş bir yelpazede.

Kullanılan çalgı ise büyük kilise orgu ve ona bazı parçalarda pan flüt eşlik etti.

Konser süresi 45 dk kadar sürdü.

Çok etkilenmiştik. Hele ki Schindler List Pan Flüt eşliğiyle çalınması ayrı bir güzellikti.

Birde konser salonunun mimarisi, serinliği, tasarımı bizi mest etti.

Konser bitiminde günlük hayatımıza ve gezimize geri dönmüştük. Yolu oralara düşen arkadaşlar mutlak ziyaret etmeli.

Konser: Göksel Baktagir Sakarya Üniversitesi

Müziği pek sevdiğim sanırım yazılardan anlaşılmıştır. Herhangi bir müzik sınıflandırması yapmasam 

da Altenatif Rock - Klasik müzik çizgisini severim. Halk müziğine de ilgim vardır. Türk sanat müziği onlardan sonra gelir.

Türk sanat müziğinin sazlarından biri olan Göksel Baktagir'i ekibiyle birlikte Sakarya Üniversitesi 

Konferans salonunda dinleme imkanım oldu.

Konservatuvarın organize ettiği bir programdı. Salon tıklım tıklımdı tabi ki. Ön sırada hocalar 3. 

sıradan sonra öğrenciler başlıyordu. Ağırlık konservatuvar öğrencilerindeydi fakat diğer bölümlerde 

de öğrenciler yerlerini almıştı. Yaklaşık 1 saat süren bir konser oldu. Ücretsiz ve öğrencilere hitap 

eden bir etkinlik olduğundan çok kalabalıktı. Gürültüde vardı. 

Yine de üzerinden uzun zaman geçse bile hatırladığım konserler arasındadır. Türk sanat müziğine 

doyduğumuz bir gündü.

 

12 Nisan 2016 Salı

Konser: Pascal Contet Borusan Müzik Evi

Akordeon konserlerinin sıkı takipçiyim. Pascal Contet'in Türkiye geleceğini İstanbul Borusan Müzik Evinde konser vereceğini duyduğumda çok sevindim. Borusan Müzik evi güzel bir salon. Hemen bileti aldım . Konser gününü beklemeye başladım.

Pascal Contet değişik bir projeye başlamış.Sahnede bilgisayar efekti grafikler akmakta, akordeon ezgileriyle doğaçlama renklere şekillere eşlik etmektedir. Salon fazla kalabalık değil, pek ilgi göstermemişler. Ama bizim keyfimiz yerinde karışık oturma düzeni olduğunda önlerde yerimizi
aldık. Sahne bembeyaz, grafik yansıması için, kıyafetler bembeyaz, ayakkabılar bembeyaz, bir tek akordeon ballone burini simsiyah.

Tam bir konser akordeonu.

Konser başladı melodiler ve grafikler akmaya başladı. Atonik ezgiler. İzleyicinin dikkati konserin ortasına doğru dağıldı.

Hipnoz gibi bir gösteri fakat ters etki gösterdi.

Benim hoşuma gitti açıkçası. Değişik bir fikir. Güzel bir konserdi.

Konserin sonunda kısa bir söyleşi yapıp sorularınızı almak istiyorum dedi. 10 dk gitti. Bir elini yüzünü yıkadı. Geri geldi.

Proje hakkında ve akordeon hakkında sorular geldi. İncelikle ve kibar bir şekilde cevapladı.

Soru cevap bitti herkes dağıldı. Pascal Contet akordeonu toplarken yanına gittim. Merhabalaştık. Bende teşekkürlerimi iletip kendi çalgım olan akordeon hakkında bir iki soru sordum. Görüşmek üzere deyip ayrıldım.

10 Nisan 2016 Pazar

Konser: Wayne Shorter Quartet Cemal Reşit Rey Konser Salonu

Bu ülkeden Wayne Shorter geldi geçti.

Ara ara Cemal Reşit Rey programına bakıyorum. İlgimi çekenlere gitmeye çalışıyorum. Yine öyle bir gün programa göz atarken Wayne Shorter ismini gördüm. 82 yaşında ki müzisyenin Türkiye konseri. 15 gün öncesinden tükenmeye yakın olan biletlerden 2 tane aldım.

Konser günü geldi. İşten çıkıp zor bir şekilde konsere yetişmeye çalıştım. Zar zor araba parkı buldum. Politik konferans varmış, sıkı bir güvenlik önleminden geçip yerimizi aldık. Şu ana kadar gittiğim en dolu konser. Sıraların sonlarına ilave sandalyeler konulmuş.

Konser biraz gecikmeli olarak başladı. 

Alkış.

Wayne Shorter yavaş yavaş sahneye çıkıp, seyirciyi yavaşça selamlayıp, yerine geçti. Sağında iki tane saksafon vardı. Konser boyunca ikisini 

sırayla çaldı. Biri Soprano saksafon, diğerini tenor saksafondu. 

Quartet'in sahnede ki dizilişi ise şöyleydi.

Sahnenin solunda piyano: Danilo Perez

Ortada: Wayne Shorter

Hafif sağ arkada John Patitucci Kontrbas.

Sahnenin solunda davulda Brian Blade.

Caz müziği adına çok iyi bir konserdi. Seyircinin ilgisi ise muazzam. Yaş aralığı çok genişti. 18 den 80 'e kadar.

Konserden aklımda kalan müzisyenlerin mükemmel performansları oldu.

Hepsi iyidi gerçekten fakat davulcu Brian Blade ayrı bir iyiydi. Hatta çok iyiydi. Brain Blade'yi takibe alacağım :)


Tek bis yaptılar, bis parçasıda 5 dk kadar sürdü. Konser bitti, radyonun sesini yol boyunca kıstım, tınlama kulağımda devam etsin diye.

8 Nisan 2016 Cuma

Konser: Tarkan Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi

İstanbul'da yazları açık hava konserleri bir başka olur. Rüzgar eser inceden, serindir, İstanbul akşamları. Halk tarafından teveccüh de olur.

Zevklidir. Bu yaz Tarkan fırtınası esti. Bir sezonda üç kez sahne aldı açık hava tiyatrosunda. Çok yoğun ilgi gerçekten.

Harbiye Açık Hava tiyatrosu stadyum havasında, kapıda köfteciler, işportacılar, her bir şey tanıtımı yapan görevliler. 

Kapı sayısı fazla olduğundan rahatça içeri girdik. Meğer herkes içerideymiş. İyi kalabalık. Paraya kıyıp, sol ön tarafta yerimizi almıştık.

Konseri beklerken izleyicilere de göz gezdiriyorduk. Şebnem Ferah en ünlü konuğuydu. Şık kadın.

İzleyici kitlesinin yaş ortalaması diğer Tarkan konserlerine göre biraz yüksek. 30-35 diyebiliriz.

Konser başladı, tiyatro yıkılıyor :)

Tarkan eski parçalarıyla başladı. 3 eski 1 yeni sırasıyla konserine devam etti.

Tiyatro çok mutlu. Herkesin dilinde şarkılar. Sahne performansı Tarkan'nın gayet iyi. Geçen yıllar, çok farkettirmemiş. 

Bir pop star ne yapması gerekirse yaptı :)

Kış güneşi şarkısı beni benden aldı, onu hatırlıyorum.

Güzel bir yaz akşamı geldi geçti. Tadı kaldı.

Konser: Kitaro Zorlu Center

Efsanelerle heveslendiğimiz bir konser akşamı daha, Kitaro.

Uzak doğu merakım zaman zaman üst seviyeye çıkıyor. O zamanlardan biri Japon sanatçı Kitaro.

İpekyolu bestesinin efsanevi müzisyeni. Zaten tüm salon o parçayı bekliyor.

Ben de konsere gitmeden önce kısa bir ön araştırma yaptım. Temel nota teorisini, anlayışına

uymayan bir müzisyen olduğu ortaya çıktı. :)

Gerçi uzak doğu ezgileri yarım ses üzerine kuruludur. Zaten günümüzde hakim Avrupa armonisine uzaktır.

Konser başladı. Orgla yapılan dinlendirici bir müzik. Arada atonal parçalarda var.

Konser Zorlu Center'da. Salon kalabalık. Konser başladı. Işık efektleri, gösteriye uygun.

Seyircinin dikkati yüksek.

Farklı kültür, farklı müzikler gerçekten insanın ön yargısını almada birebir çözüm.

Sadece konser biletleri biraz yüksek, devamlı takip edelim dersen, biraz yorar gibi geliyor.

Bu tip etkinliklerin organizasyonunu tekelden kurtarmalıyız. Kültürel gelişmenin böyle sağlanacağı fikrindeyim.

Konsere yeniden dönersek, hem Kitaro'nun hem izleyicilerin memnun şekilde konserden ayrıldığını söyleyebilirim.





7 Nisan 2016 Perşembe

Konser: Gülay Sakarya İl Spor Salonu

Gülay.

Üniversite yıllarımın vazgeçilmez isimlerinden. Gecelere sorsalar Gülay derdi o zamanlar. Neyin derdi tasasıysa, insan zamanla olgunlaşıyor.

Üniversiteden hemen sonra askerlik. Askerde de Gülay.

Gülay'ı seviyoruz arkadaş. Halk müziği ve özgün müzikte gerçekten çok iyi.

İzmir'den arkadaşlarımız sadece Gülay'ı dinlemeye geldiler. Beraber Taksim'deki bir türkü bara gittik.

İstek şarkı filan yapmıştık. Sahneye hakim bir masada oturuyorduk. Ama bu yazı türkü barla alakalı değil.

Gülay'ı Sakarya, Adapazarı'nda Sakarya il spor salonunda verdiği konserde dinledik.

Salon dolu, saatler öncesinden iyi yere geçebilmek adına salona gelinmiş, itina ile yerler kapılmış. Biz kapamadık tabi, diğer izliyeciler :)

Halk konseri. Salonda inanılmaz bir gürültü var. Bu gürültüyü yapan bizleriz tabi, herkes her şeyden konular açıp konuşuyor. Çünkü konserin başlamasına çok var.

Laf lafı açarken konser başladı. Alkış yağmuru.

Gülay şarkılarını türkülerini sıralamaya başladı. Ahmet Kaya repertuvarına pek girmese de damlalar albümden bir iki parça seslendirdi. Halk müziği ağırlıklı bir konserdi.

Gülay'ın türkülerde ki inişleri, çıkışları, salonun Gülay'ın etkisi altında kalıp, dinleyenlerin göğsünün tam ortasına boğum yerleştirmesi ayrı bir beceri.

Aradaki naralarında gözümün dolduğu bile oldu. Çok hisli bir sanatçı gerçekten.

O konser alanından ayrılırken aklımda kalan parça hey on beşli on beşli türküsüydü. Salon içten içe ağlıyordu.

Arkadaşlarla konser sonrası karımızı doyurup, evimizin yolunu tuttuk.

6 Nisan 2016 Çarşamba

Konser: Şebnem Ferah Harbiye Cemil Topuzlu

Şebnem Ferah bizim kuşağın Rock sanatçısı. Meşhur olduğu ilk albümünü hala ara ara dinliyorum.
Nasıl tanıştığımız ise çok ilginç eve misafirliğe gelen uzaktan akrabamızın oğlu bir dinlesene deyip
walkman'in kulaklığını ani hareketle kulağıma taktı. Ondan sonra parçalar aktı. Akşamına gittim bende albümü aldım.

Kaset kalitesi çok zayıf fakat çok eğlenceli ve yaratıcı bir argüman.

Konsere geri dönersek kız arkadaşıma süpriz yapıp Harbiye Cemil Topuzlu açık hava konserlerine iki bilet aldım. Çok sevindi. Ben de heyecanlı bekledim.

Konser günü, büyük kalabalıkla birlikte yerimizi aldık. Sol arkalarda. Her yer tıklım tıklım dolu. Açık hava konserlerinin samimiyetine bayılıyorum.

Sahneye Şebnem Ferah büyük efektlerle çıktı. Alkış koptu.

Şarkılarını kendine has üslubuyla, büyük keyifle seslendirdi. İzleyicilerinde keyfi, morali gayet yerindeydi.

Gitar soloları müthiş. Şebnem Ferah haykırışları ise insanın ciğerine işliyor.

Hava da gayet iyi, yalnız ön sıralarda ki arkadaşlar duman efektinden biraz etkilendi. Arkalarda olduğumuz için şanslı hissettik kendimizi.

Konserin sonlarına doğru akordeon sahneye çıktı. Fakat akordeon performansı çok zayıftı. Tutuşunda bile sıkıntı vardı. Bir şarkıda akordeon konsere katılmıştı. Bir daha görmedim. Fakat konser tanıtımında akordeon olduğu yazılıydı. Tek şarkılık. Vasat altı.

Konser genel olarak süperdi. Çok keyifli bir yaz akşamı geçirdik. Yaz sonları diyelim.

5 Nisan 2016 Salı

Konser: Chet Faker Volkswagen Arena

Kardeşim...

Fulya GEZER.

Müzik dünyama çok etkisi olmuştur. Tavsiyeleri, önerileri, fikirleri, paha biçilmez benim için. Abarttığımı filan zannetmeyin.

Chet Faker da bunlardan biri. 1988 doğumlu sanatçı. Ön yargılarla yaklaştığım için üzüntü içindeyim :)

Kardeşim gelip, Chet Faker bileti aldım, ne dersin dediğimde benim olumsuz enerjimden o da etkilenip, keyfi kaçmıştı.

Konser akşamı ayağımızı yerde sürüye sürüye zorla gittik. Konser mekanı Maslak Volkswagen Arena'daydı.

Daha yeni yeni etkinlikler yapılmaktaydı. Bina tam hazır değildi. Mekana vardığımızda her yer tıklım tıklım.

Konser izleyici yaş ortalaması 16-20.

Yerimiz güzel oturuyoruz. Sahnenin solunda alt katta.

Her yer dolu. Salonda sigara yakmaya başladılar. Ortam dumanaltı oldu.

Biraz gecikmeyle Chet Faker sahneye çıktı. Alkış kıyamet.

Şarkılarını DJ edasıyla sıralamaya başladı. Salon gayet memnun. Benim de havam yerine gelmişti. Ses çok iyi kardeşim deyip duruyordu.

Yavaş yavaş salonu etkisi altına almaya başladı. Seyirciyle ara ara sohbet ediyor. Şarkı seçimleriyle tansiyon bir an olsun düşmüyordu.

Radyo ve internette bir-iki şarkısına denk gelmiştim. Pek tanımıyordum. Konserden önce biraz incelemiştim. Şarkılara eşlik etmeye başlamıştım bile.

Konserin başında " İlk defa bir Arenada konser veriyorum " dedi. Bu cümle beni çok etkilemişti, heyecanlı bir sanatçı vardı sahnede. İzledim. Dinledim.

Hiç sırıtmadı.

Konser bitti. Çok güzel. Tadında bir konserdi.









4 Nisan 2016 Pazartesi

Konser: Between Worlds Cemal Reşit Rey

Geçen akşam Cemal Reşit Rey sahnesinde Between Worlds grubunun bir konseri vardı.

Between Worlds grubu: Avi Vital, Akordeon: Ksenija Sidorova, Itamar Doari: Vurmalı çalgılar.

İstanbul'da huzursuzluk devam ediyor hala. Konser alanının dışı boş sayılır.

İçeri girdik. Sıkı bir güvenlik kontrolünden sonra biletlerimize bakıldı. Görevli salonun boş olduğunu istediğimiz yere

oturabileceğimizi söyledi.

Kendi yerimize geçtik. Üstlerde ortada bir yer. Konser başlamasına 5-10 dk var. Salonda 100-150 kişi var.

Daha sonra konser boyunca daimi yerimiz olacak 3. sıraya oturduk.

Önce mandolin ve akordeon sahneye çıktı. İlk parçadan sonra perküsyon onlara katıldı.

Üç kişilik sempatik bir grup.

Konser ilerledikçe şöyle dedim, oda müziği nedir ne değildir öğrenmek isteyen bu konserde olmalıydı!

Konser sona erdi. Konserden çıkan herkes memnun. Konser bittiğinde alkışlar aslında tüm memnuniyeti belli ediyordu.

Perküsyon çok yetenekli, mandolin zaten grubu sırtlayan sanatçı,


akordeon ise üst seviye.

Akordeonun sağ ve sol klavyesini büyük bir ustalıkla kullanıyorlar. Körük hakimiyeti başarılı.

Konser boyunca akordeonun parlaması gözümüzü alması ayrı bir güzellik.

1 Nisan 2016 Cuma

Konser: Venedik Barok Orkestrası Cemal Reşit Rey

Zor zamanlar geçiriyoruz ülke olarak. Ruhsal buhran. Patlayan bombalar, yiten canlar, korku saldı her yanımızı. Metrolar boş. Halk kalabalık yerlere gitmekten çekiniyor.

Böyle bir ortamda İstanbul Harbiye Cemal Reşit Rey salonunda gerçekleşecek, Venedik Barok Orkestrasının konserine gitmeye karar verdik. Çevremden kalabalık yerlere gitmeyin mesajları arasında.

Konserin başlamasına 15 dk var. Saat 19:45 arabayı park etmeye yer yok. Tıklım tıklım. Köftecinin dumanı da sarmış her yanı. Zar zor bir yer buldum. Park etmedim, arabayı attım denebilir. 5 dk sürdü salona geri gelmem. Seyirci yerini almış salonun %60'ı dolu. İyi sayılır.

Ben sahnenin sol önünde, Sabiha'nın sağında oturuyorum. Orkestra ise sahnede şöyle, 1. keman grubu bana göre en solda onların yanında obualar, 2. keman grubu onun yanında, sonra fagot, yanlarında violalar çeyrek daire tamamlandı. Sahnenin sağına doğru viyolenseller, arkalarında kontrabas, yanlarında flütçüler, yarım daire tamamlandı. Orkestranın ortasında şef-klavensen bulunmakta.15-20 kişilik bir orkestra. İsminden de anlaşılacağı gibi barok müzik icra ediyorlar.

20:03 de konser başlama anonsu geldi. Son resimlerimi çektim. 20:06 da konser başladı.
konser genel olarak ortalamanın üstündeydi. Puan,70 uygundur.

Kısaca aldığım notlardan bahsetmek gerekirse.

* Flütçü, hem kemancı hem düzenleyici.

*Klavensenin arka iki bacağı platforma sığmamış, havada kalmış.

Şef ayakta çaldığı için yerden yükseltmişler.

*Hem şef hem klavensenci konsepti iyi olmuş.

*Sahne kıyafetleri pek şık değil.

*Şef'e verilen hediye yere konmamalıydı.

*Vivaldi keman konçertoları muazzam.

*Flüt solosu üst düzey.