28 Kasım 2016 Pazartesi

Konser: Edward Aris Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezi

Onca ilan, onca emek nereye gidiyor diye kızmamak elde değil. Koca salon boş. Akordoen üstadı olmasını bir tarafa bıraktık, bir oda müziği konseri verilmekte. Gerçekten ilgi çok çok az. Üzülmemek çok zor neyse ki üzüntümüz bir nefeslik. Hemen konserin havasına girdik.

Konserin konusu, Türk ve Arjantin tangoları. Akordeon' a yakışan stillerden biri. Bizim de çok hoşumuza gitti. Salon halinden memnun. Yalnız kontrbas biraz geri planda kalmış. Trompet ise biraz fazla önde. Biraz da acemiydi diyebiliriz.

Akordeon ise gerçekten beklediğimiz gibi çok hoş. Edward Aris büyük usta. Güler yüzü ayrı bir artı hoşluktu.

Konser sonunda ise isteyenleri kulise bekliyorum dedi. Kuliste bekleyen arkadaşlardan biri şöyle diyordu, konser salonundan burası daha kalabalık. Edward Aris de şaşırdı. Bayrampaşa' yı özellikle burayı ( kulisi ) hiç unutmayacağım.

El sıkışarak, iyi dileklerle salondan ayrıldık.

24 Kasım 2016 Perşembe

Tiyatro: Kibarlık Budalası Haldun Dormen Trump Gösteri Merkezi

23 Kasım 2016 Öğretmenler Günü hediyesi aldığımız bir tiyatro akşamı, ardından Vefa' da boza içme aktivitesi :)

Tiyatronun kendi, bozanın tadı güzeldi.

Trump Gösteri merkezi Mecidiyeköy'de biraz ters bir yer bize göre, gerçi tiyatro çıkışı kolay çevreyoluna bağlanıyoruz ama olsun, ters yer.

Tiyatro salonu ufak olmasına rağmen, güzel. Havalandırmada eksikler var yalnızca. Pelin ve Gürhan Gürgen arkadaşlarımızla yerimizi aldık. Güzel bir yerimiz var, Ön orta salona hakim.

Kibarlık Budalası 10 dk geç başladı. Bu sırada bekleyenler için salonda Vivaldi four seasons çalmakta.

Oyun başladı, Alkışlar güzel. Oyunu hep şu havada izledim. Haldun Dormen 88 yaşında. Gerçekten takdirlik ve tebriklik bir konu. Diğer oyunla ilgili estetik eleştirmeleri başka arkadaşlara bırakıyorum.
Sadece tiyatronun konusunun anlatıldığı döneme mozart türk marşını seçmeleri güzel olmuş. Yakışmış.

Son olarak tavsiye ediyorum, Haldunlar Dormenler izlenirler.

19 Kasım 2016 Cumartesi

Konferans: Ozan Yarman 79 sesli düzeni

Barış Manço kültür merkezi, Kadıköy' de gerçekleşen bu etkinliğe yaklaşık 20 dakika önceden gittik. Salonda bizbizeyiz. Konuşmacı Ozan Yarman biz salona girer girmez, hoş geldin demesiyle, isimlerimizi sormasıyla renkli ve saygın kişiliğini belli etti.

Konuşma tam 14:00 de başladı. Konu müziğin yumuşak karınlı noktaları olduğundan pek izleyici yoktu. Fakat konunun önemi açısından değerlendirdiğimizde üzücü bir durum, neyse ki üzüntümüz kısa sürüyor.

Konuşma başladı. Kemal İlerici' nin 53 sistemiyle zaman zaman kıyaslamalarla konferans devam etti. Bence çok faydalı ve yerinde bir etkinlikti.

Muse 2 nota yazma programıyla tanışmamız da ayrıca bizim için bir artı oldu.

Konser: istanbul devlet senfoni orkestrası emilio colon

Konser sezonu başladı demiştim ya, son sürat devam ediyor. Bu güzel cumartesi akşamı Haliç kongre merkezindeyiz. Altınboynuzda.

20:00 de başlamasına rağmen zor yetiştik. Arkadaşlarımız çoktan yerini almış, bizi beklemekteler. Salonun arka ortasındayız. Ön sıramızla bacak mesafemiz uzun. Konser 5dk gecikmeyle başladı. Salonun ışıkları açık. Arada bunun tartışması yapılıyor. Işıklar kapalıyken nasıl olur olmaz diye.

Orkestra yerini aldıktan sonra konuk şef Theodore Kuchar yerini aldı. Sahne biraz küçük gelmiş. Ekip zor sığmış. Adım atmaya yer yok. Salonun ise %60 doluluğu var. Gerçekten dolmaması çok ilginç. Çok kaliteli ve bilet fiyatları hesaplı.

İlk eser MODEST MUSSORGSKY ' den.   Kısa sürüyor. 2 dakikalık. SOROTCHINSKY FAIR OPERASI'NDAN "GOPAK".
Daha sonra virtuoz çelist emilio colon, kitapçıkta onu tutkulu çalıyor diye tarif ediyor. Öyle de.

Beyaz takım elbise, kırmızı gömlek ve çorap. Çaldığı eser

  • DIMITRI ŞOSTAKOVIÇ : Mİ BEMOL MAJÖR VİYOLONSEL KONÇERTOSU NO. 1, OP. 107
  • Salon çok sevdi. Alkış güzel. Yeniden sahne arkasına girip çıkmalarla, son bir esere ses verdi. Muazzam. Virtuozlük böyle bir şey sanırsam.

    Aradan sonra artık istanbul devlet senfoni orkestrası şef ve salonla başbaşaydı. 

  • SERGEI PROKOFIEV : SENFONİ NO. 5, OP. 100

    eserine başladılar. 
Bu eser prokofiev' in en önemli eserleri arasındadır. yaklaşık 46 dakika sürdü. Salon zaman zaman uyuklasa bile halinden memnundu.

18 Kasım 2016 Cuma

Konser: İdil Biret - Bilkent Senfoni Orkestrası Lütfi Kırdar

Üniversitede vizelerin yoğunluğunun azaldığı bir zamanda, soğuk bir İstanbul gecesi ve biz sevgili eşimle Lütfi Kırdar Konser salonuna gitmek için arabamızı harbiyeye park ettik. 5 dakikalık yürüme mesafesiyle salona vardık.

Salon tıklım tıklım dolu. Çünkü İdil Biret konseri var. Dolmuşçular, kestaneciler her yerde. Bağırış çağırış tam gaz gidiyor.

Bilet kontrolünden sonra içeri girdik. İçerisi de yine aynı yoğunlukta. Bu tip günlerde tuvaletlerde iyi sıra olur, hijyen standartları da pek yakalanamaz. O yüzden tedbirli olmakta fayda var.

Yerimize geçtik. Salonun arka orta kısmında. Güzel bir yer. İdil Biret' in piyano üzerindeki parmaklarını tam görüş açısında. Salon %90 dolu. Orta yaş ve üstü kitle.

Konser zamanında başladı. Önce orkestra üyeleri sahneye çıktı. Başkemancı yardımıyla akortlar yapıldı. Hazır olunup sessizlik anında konuk şef Toshiyuki Shimada sahneye çıktı. Güzel bir alkıştan sonra yerine geçti. İlk eser Charles Ives 'ten Yanıtlanmamış soru. Melankolik, değişik bir tarzı var.

İkinci eser Paul Hindemith 'ten Piyano konçertosu. Ve İdil Biret sahne aldı. Yoğun bir alkış. Çok zarif bir kadın. Yanında nota değiştiricisi arkadaşla birlikte piyano çalındı. Herkes halinden memnun şekilde araya gidildi. Her parçadaki öksürük, arada daha da şiddetlendi. Herkes saygıdan öksürüğünü tutuyor yahu.

Ara kısa sürdü. Hemen ikinci yarı başladı. Programda Ferit Tüzün var. İdil Biret piyanistimize yapılan doğru eleştirilerden biri olan yerli bestecilerimize programlarında yer vermemesi olayı son bulacak derken bu eseri sadece orkestra çaldı. İdil Biret ikinci eser olan Sergey Rahmaninov da sahneye çıktı. Yoğun alkış ve mükemmel bir performans. Çok iyi. Ülkemizde ki en iyi piyanist gerçekten.

Konser sonunda yoğun alkışı kırmayıp kısa bir solo yaptı. Yine yoğun alkış eşliğinde kulise geçti.

Gerçekten çok güzel ve özel bir konserdi. İdil Biret harika bir sanatçı. Piyanist.

Birde kendi albümlerini kendi satmaya başlamış. Bakalım nasıl olacak.



13 Kasım 2016 Pazar

Konferans: Oscar Brenifier Tüyap Kitap Fuarı

Biraz geç kalarak da olsa yetiştiğimiz bir konferanstı. Kaçırsaydık üzülürdüm. Sanki tüm fuar gözümde buydu.

Oscar Brenifier, tudem yayıncılıkta kitapları çıkan felsefe yazarı. Çok istekli bir anlatı yaptı.

Genel olarak ne öğütledi derseniz, sabır, sakinlik. Hayata bakışınızı bu çerçevede geliştirin dedi.

Çevirmen gayet iyiydi, eşzamanlı ve seri olarak çevirdi. Cümleleri çok anlaşılırdı. Gelen konukların yanlarında çocuk olduğundan, bizim de vardı, biraz odaklanma sorunu yaşansa da gayet iyi ve yerinde bir sunumdu. Sonda sorulan sorulara ilginç cevaplar vermesi, 3 sorucuyu bozması ilginç ayrıntılardı.

Bir de Nasreddin Hoca' yı sokratesler bitlikte örnek aldığını söylemesi enteresan geldi.

6 Kasım 2016 Pazar

Konser: Bilkent Senfoni Orkestrası Gabor Takacs Nagy Emre Sihan Kaleli Cemal Reşit Rey

2016 Kasım' ının ilk konserine Cemal Reşit Rey konser salonunda gittik. Bu ay boş gibi gözükse de biraz konser var.

Bu gittiğimiz konser pek ısınamadığımız Bilkent Senfoni Orkestrasına ait. Soğuk geliyorlar bize.
Fakat bu konseri sıcak kılan, iki önemli faktör var. Birincisi dünyaca ünlü şef Gabor Takacs Nagy'in yönetmesi. Gerçekten çok iyi bir performansı var. Enerjisi hiç bitmiyor. Salon ondan, o salondan memnun. Konser sonunda çalışma defterinin resmini çekip, internette yayınladım. Çok heyecanlı gerçekten.

İkinci önemli olay ise Emre Sihan Kaleli adlı bestecinin  bestesinin ilk defa gösteriminin yapılması.
Bu eserde çok heyecanlı, tutkulu. Alternatif batı sanat müziği örneklerinden. Alışılmışın dışında, fakat zamanın bestelerinden diyebiliriz. Yükselmeler, alçalmalar. Başarılı, Arada Emre Sihan Kaleli 'yi de tebrik edip, ikinci yarının başlamasını bekledik.

İkinci yarı tamamen Schumann' a ayrılmış. Gerçekten şefin dediği gibi çok etkileyici bir eser. İlk yarıda Haydn' la yapılan giriş, Emre Sihan Kaleli ile devam etti, Schumann ile zirvede kapandı.

Yoğun alkışa rağmen tekrar sahneye çıkmadılar. Daha doğrusu başka bir beste seslendirmediler.

Genel olarak salon %70 doluydu ve halinden memnundu.