İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı, pazar günü alanında çok büyük bir ismi ağırladı. Ertuğrul Sevsay Hoca Kompozisyon bölümünün davetlisiydi.
Yaklaşık bir ay önce kayıt alındı. Yakalaşık 40 kişi vardı salonda. Konservatuvarın konser salonundaydı. Daha başlamadan yanına gidip tanıştım. Gelmesinin çok iyi olduğundan ve bizi çok mutlu ettiğinden bahsettim. İyi dileklerimi sundum.
Konferans başladı fakat daha çok ders havasındaydı. İleri orkestrasyon dersi, gerçi ileri kelimesi tam karşılamıyor. Çünkü Ertuğrul Sevsay bunun ileri olması için kendi çabası gerekli olduğundan bahsetti.
İlk ders gayet verimliydi. Temel tekniklerden bahsetti. Öğrencisinin çalışmasından bahsetti.
on dakika aradan sonra ikinci ders başladı. Burada biraz daha teknik çalışmalara girdi. Eser analizinin ne denli önemli olduğu, esas hocalarının Mozart, Beethoven olduğudur.
Nihayetinde çok önemli bir derste bulunmuş olduk. Birde şunu öğrendik, ister 2 kişilik oda müziği, ister 100 kişilik senfoni olsun, orkestrasyon estetiğine ihiyacı vardır.
26 Aralık 2016 Pazartesi
16 Aralık 2016 Cuma
Konferans: Kimlik, Ritüel, Müzik İcrası BMKM
Ulaş Özdemir' in Barış Manço Kültür Merkezindeki Kimlik, Ritüel, Müzik İcrası adlı kitap sunumuydu. Aslında tez çalışmasının kitaplaşmış hali.
Çok samimi ve sıcak bir sunumdu. Saha araştırmalarından, deneyimlerinden, gözlemlerinden bahsetti. Alevi kültüründen yüzeysel olarak bahsedip Zakirlik hizmeti üzerinden sunum devam etti. Kısa bir zaman ayrılmasına karşın izleyiciler için faydalı bir sunum olduğu görüşündeyim.
Örneğin Alevi/Bektaşi kültürünün 3 kolunu ve bu kollarda hizmetler nasıl yapılıyor, kafamda oturdu. Günümüz zakirliğinin durumu ve tutumu konusu da ilginçti. Kadın zakirlik, çerçevesinde Aleviliğin kadınlara bakışı da dikkatimi çekti.
Çok samimi ve sıcak bir sunumdu. Saha araştırmalarından, deneyimlerinden, gözlemlerinden bahsetti. Alevi kültüründen yüzeysel olarak bahsedip Zakirlik hizmeti üzerinden sunum devam etti. Kısa bir zaman ayrılmasına karşın izleyiciler için faydalı bir sunum olduğu görüşündeyim.
Örneğin Alevi/Bektaşi kültürünün 3 kolunu ve bu kollarda hizmetler nasıl yapılıyor, kafamda oturdu. Günümüz zakirliğinin durumu ve tutumu konusu da ilginçti. Kadın zakirlik, çerçevesinde Aleviliğin kadınlara bakışı da dikkatimi çekti.
Etiketler:
Kimlik,
Müzik İcrası,
Ritüel,
Ulaş Özdemir,
Zakirlik
Konser: Viyan Müziği - 2 - bifo - roberto cominati
Viyana müziğinde 2. perde perşembe günü ( dün ) gerçekleşti. Yumuşak bir İstanbul gecesi. İtalyan piyanist pilot Roberto Cominati solist sanatçı. Mükemmel bir konser piyanosuyla icrada bulundu.
Brahms' ın uzun eseri tüm birinci yarıyı kapladı. Alkış yoğundu. Piyanist de zor olan bu eserin üstünden iyi geldi. Yalnız kendi seçtiği parça biraz daha hareketli olabilirdi. Salonun uzun eser sonrası ihtiyacı buydu.
Aradan sonra Mozart' ın saraydan kız kaçırma üvertürü, daha sonra webern' in atonal bestesi passacaglia, tam romantik franz schubert ve seyircinin büyük ilgi gösterdiği brahms' tan macar dansı 1 ve 3. En sonda ise erich korngold straussina.
Salondaki doluluk %50 civarındaydı. Düşük bence. Konser sonunda şefin yaptığı 2017' de iyi müzik temennisi ve orkestra üyelerine teşekkürü önemliydi.
Servise yetişen konukların telaşı ve kapanış alkışı birbirine karıştı. Bu sefer otobüsle değil, konser öncesine 1 saat kala mekana gelip kısa bir nişantaşı turu atmıştık. Arabamızı park yerinden alıp, ait olduğumuz yere geri döndük. :)
Brahms' ın uzun eseri tüm birinci yarıyı kapladı. Alkış yoğundu. Piyanist de zor olan bu eserin üstünden iyi geldi. Yalnız kendi seçtiği parça biraz daha hareketli olabilirdi. Salonun uzun eser sonrası ihtiyacı buydu.
Aradan sonra Mozart' ın saraydan kız kaçırma üvertürü, daha sonra webern' in atonal bestesi passacaglia, tam romantik franz schubert ve seyircinin büyük ilgi gösterdiği brahms' tan macar dansı 1 ve 3. En sonda ise erich korngold straussina.
Salondaki doluluk %50 civarındaydı. Düşük bence. Konser sonunda şefin yaptığı 2017' de iyi müzik temennisi ve orkestra üyelerine teşekkürü önemliydi.
Servise yetişen konukların telaşı ve kapanış alkışı birbirine karıştı. Bu sefer otobüsle değil, konser öncesine 1 saat kala mekana gelip kısa bir nişantaşı turu atmıştık. Arabamızı park yerinden alıp, ait olduğumuz yere geri döndük. :)
Konser: Viyana müziği - 1 bifo - Ray Chen
Zor zamanlar, psikolojik ve ruhsal çöküntü. Toplumsal kırılmaların yüksek olduğu zamanlar. İnsanların ölmesi. Patlama. Şiddet ortamı. Özgürlüğün sıkışması.
Konu başlıklarımız bunlar. Güzel ülkemin gündemi. İşte böyle zamanlarda konserlere gidiyoruz. İncinen ruhumuz için. Yaşamak için. Daha sıkı tutunmak için. Bir daha böyle şeyler yaşanmaması için.
Cumartesi günü patlama, Pazar günü milli yastı. Konserler tiyatrolar kapalıydı.
Viyana müziği konseri salı günüydü. Lüfti Kırdar'da. Salon %60 dolu. Hava soğuk. Boğaz manzarası karlı.
Harbiye, Lütfi Kırdar arası donduk. Kendimizi salona zor attık. Viyana konserleri iki bölüm. Salı ve perşembe.
İlk konserin konuk solisti Ray Chen. Kemancı. Genç yetenek diye bahsediliyor.
İşin açıkçası konserin haberleri kulağıma gelmeye başlamıştı. Demek ki iyi tanıtım yapıldı.
Konserin programı da çok hoş.
İlk eser Leopold Mozart 'tan, Oyuncak Senfonisi. Sahne birden kuş cıvıltısıyla doldı. İki tane de küçük çalgıcı :)
İkinci eser, oğul Mozart'tan. 3. Keman Konçertosu.
Üçüncü eser: Maurice Ravel 'den, Çigan Rapsodi.
Kısa bir ara verildi. Öksürükler.
Haydn' dan Orfeus ve Evridike.
Kapanış. Oğul Mozart' tan 41. Senfoni.
Ray Chen çok beğenildi. Dakikalarca alkışlandı. Bize seçtiği eser ise Paganini'den di. Ray Chen eser ismini söylediğinde grup kemancılarından birinin yüz ifadesi çok hoştu. Heyecanlıydı.
Memnun bir şekilde konser bitti. Bostancı, bostancı nidalarıyla otobüs durağının yolunu tuttuk.
Konu başlıklarımız bunlar. Güzel ülkemin gündemi. İşte böyle zamanlarda konserlere gidiyoruz. İncinen ruhumuz için. Yaşamak için. Daha sıkı tutunmak için. Bir daha böyle şeyler yaşanmaması için.
Cumartesi günü patlama, Pazar günü milli yastı. Konserler tiyatrolar kapalıydı.
Viyana müziği konseri salı günüydü. Lüfti Kırdar'da. Salon %60 dolu. Hava soğuk. Boğaz manzarası karlı.
Harbiye, Lütfi Kırdar arası donduk. Kendimizi salona zor attık. Viyana konserleri iki bölüm. Salı ve perşembe.
İlk konserin konuk solisti Ray Chen. Kemancı. Genç yetenek diye bahsediliyor.
İşin açıkçası konserin haberleri kulağıma gelmeye başlamıştı. Demek ki iyi tanıtım yapıldı.
Konserin programı da çok hoş.
İlk eser Leopold Mozart 'tan, Oyuncak Senfonisi. Sahne birden kuş cıvıltısıyla doldı. İki tane de küçük çalgıcı :)
İkinci eser, oğul Mozart'tan. 3. Keman Konçertosu.
Üçüncü eser: Maurice Ravel 'den, Çigan Rapsodi.
Kısa bir ara verildi. Öksürükler.
Haydn' dan Orfeus ve Evridike.
Kapanış. Oğul Mozart' tan 41. Senfoni.
Ray Chen çok beğenildi. Dakikalarca alkışlandı. Bize seçtiği eser ise Paganini'den di. Ray Chen eser ismini söylediğinde grup kemancılarından birinin yüz ifadesi çok hoştu. Heyecanlıydı.
Memnun bir şekilde konser bitti. Bostancı, bostancı nidalarıyla otobüs durağının yolunu tuttuk.
4 Aralık 2016 Pazar
Konser: The Nash Ensemble - Christianne Stotjin- Cemal Reşit Rey
Soğuk bir pazar akşamı. Galata kulesinden yürümeye başladık. Yolumuz sonu Harbiye. Tahmini varış süresi 1 saat :) Geze geze İstiklal caddesinde ilerliyoruz. Üşüdüğümüzde kitapçılarda soluğu alıyoruz. İki tur atıp yolumuza devam.
Kongre vadisine, müzenin arkasına yani vardığımızda bir sessizlik hakim. Ne kestaneciler, ne de bostancı dolmuş taksiler.
The Nash Ensemble konseri. Programda İngiletere'nin en iyi oda müziği topluluğu yazıyor. Yerimizi aldık. Sol ön taraf. Çok güzel bir yer. Piyanoya hakim.
Konserin programı çok güzel. Önce Mozart ile başladı. Yaylılar ve piyano. Keman, viyola, çello.
İkinci eser Mahler. Sahneye Mezzo-soprano Christianne Stotjin da çıkıyor. Alkış fena değil. %30 dolu olan salona göre.
20 dk. ara. Daha sonra beklediğimiz Johann Strauss Valsi. İmparator Valsi. En sonunda da alkış trafiğinin karıştığı Schubert. Alış trafiği o kadar karıştı ki seyircilerden öfleyen pöfleyen bile oldu.
En nihayetinde güzel bir pazar gecesi geçirdik. Dönüşte yürümedik tabi. Trt radyosu durağından otobüse bindik. Sıcacık iett. :)
Kongre vadisine, müzenin arkasına yani vardığımızda bir sessizlik hakim. Ne kestaneciler, ne de bostancı dolmuş taksiler.
The Nash Ensemble konseri. Programda İngiletere'nin en iyi oda müziği topluluğu yazıyor. Yerimizi aldık. Sol ön taraf. Çok güzel bir yer. Piyanoya hakim.
Konserin programı çok güzel. Önce Mozart ile başladı. Yaylılar ve piyano. Keman, viyola, çello.
İkinci eser Mahler. Sahneye Mezzo-soprano Christianne Stotjin da çıkıyor. Alkış fena değil. %30 dolu olan salona göre.
20 dk. ara. Daha sonra beklediğimiz Johann Strauss Valsi. İmparator Valsi. En sonunda da alkış trafiğinin karıştığı Schubert. Alış trafiği o kadar karıştı ki seyircilerden öfleyen pöfleyen bile oldu.
En nihayetinde güzel bir pazar gecesi geçirdik. Dönüşte yürümedik tabi. Trt radyosu durağından otobüse bindik. Sıcacık iett. :)
1 Aralık 2016 Perşembe
Konser: Masumiyet Zamanı-Zuill Bailey-kate royal lütfi kırdar
Aralığın ilk günü. Geçen düşünüyordum sanırım dünyayı düşünmeye başladığımızdan beri ülkemde işler karışık. Hep karışıktı çünkü. Hem vurdum duymazdık. Yine gündem çok dolu, doların artmasını filan taktığımı sanmayın, ölümler beni yoran. Garibanlık ölümü getirir mi tartışılır, deprem öldürmez, öldüren binalardır gibi.
Bu koşullar altında konserler oluyor, kültürel çalışmalar yapılıyor. Zor işler. Geç kalmışlık gibi. Bu olaylar neler olur kestirmek zor. Kötülük mü artar, iyilik mi artar muallak.
Bu koşullar altında konserler oluyor, kültürel çalışmalar yapılıyor. Zor işler. Geç kalmışlık gibi. Bu olaylar neler olur kestirmek zor. Kötülük mü artar, iyilik mi artar muallak.
Konserimize dönersek. Eşimle gittim. Sağ arkalarda yerimizi aldık. Salon doluluğu %70 seviyelerinde. Ön sıramızdaki çocuk 9-10 yaşlarında 3 senedir. Çello çalıyormuş. Yanımızdaki çiftten kadın izleyici, 8 aydır çello çalıyormuş, 55-60 arası.
Tabi gelen çellocu, meşhur bir virtüöz. Çocuk konser bitiminde adeta fırladı, Meğer cd imzalatacakmış, sıranın başında.
Tabi gelen çellocu, meşhur bir virtüöz. Çocuk konser bitiminde adeta fırladı, Meğer cd imzalatacakmış, sıranın başında.
Konser 10 dk. gecikmeli başladı. Salon sıcak. Kış vakti. İlk yarıda Michael Daughterty' in besteci çalındı. Eser sonunda, çellocu yoğun alkıştan iki kere sola yaptı. Çok hoştu gerçekten.
İkinci yarı başladı. Mahler'den Sol Dur senfonisi.4. .Soprano Kate Royal son bölümde sahne aldı. Sondan bir önce sahneye çıkıp, kemancıların arasına oturdu. Bu da ilginçti.
İkinci yarı başladı. Mahler'den Sol Dur senfonisi.4. .Soprano Kate Royal son bölümde sahne aldı. Sondan bir önce sahneye çıkıp, kemancıların arasına oturdu. Bu da ilginçti.
Dikkatimi çeken diğer bir nokta salonun Mahler' de uykuya dalmasıydı. Bir de salon hasta. öksüren. aksıran çok fazlaydı. Nitekim yoğun ve güzel bir konserdi.
Söylemeden geçemeyeceğim, program kitapçığında Mahler'in sevilmesinin, anlaşılmasını için seyircinin hazır olaması benzeri cümleler kullanmıştı. Mahler gerçekten seyirciyi zorluyor.
Söylemeden geçemeyeceğim, program kitapçığında Mahler'in sevilmesinin, anlaşılmasını için seyircinin hazır olaması benzeri cümleler kullanmıştı. Mahler gerçekten seyirciyi zorluyor.
28 Kasım 2016 Pazartesi
Konser: Edward Aris Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezi
Onca ilan, onca emek nereye gidiyor diye kızmamak elde değil. Koca salon boş. Akordoen üstadı olmasını bir tarafa bıraktık, bir oda müziği konseri verilmekte. Gerçekten ilgi çok çok az. Üzülmemek çok zor neyse ki üzüntümüz bir nefeslik. Hemen konserin havasına girdik.
Konserin konusu, Türk ve Arjantin tangoları. Akordeon' a yakışan stillerden biri. Bizim de çok hoşumuza gitti. Salon halinden memnun. Yalnız kontrbas biraz geri planda kalmış. Trompet ise biraz fazla önde. Biraz da acemiydi diyebiliriz.
Akordeon ise gerçekten beklediğimiz gibi çok hoş. Edward Aris büyük usta. Güler yüzü ayrı bir artı hoşluktu.
Konser sonunda ise isteyenleri kulise bekliyorum dedi. Kuliste bekleyen arkadaşlardan biri şöyle diyordu, konser salonundan burası daha kalabalık. Edward Aris de şaşırdı. Bayrampaşa' yı özellikle burayı ( kulisi ) hiç unutmayacağım.
El sıkışarak, iyi dileklerle salondan ayrıldık.
Konserin konusu, Türk ve Arjantin tangoları. Akordeon' a yakışan stillerden biri. Bizim de çok hoşumuza gitti. Salon halinden memnun. Yalnız kontrbas biraz geri planda kalmış. Trompet ise biraz fazla önde. Biraz da acemiydi diyebiliriz.
Akordeon ise gerçekten beklediğimiz gibi çok hoş. Edward Aris büyük usta. Güler yüzü ayrı bir artı hoşluktu.
Konser sonunda ise isteyenleri kulise bekliyorum dedi. Kuliste bekleyen arkadaşlardan biri şöyle diyordu, konser salonundan burası daha kalabalık. Edward Aris de şaşırdı. Bayrampaşa' yı özellikle burayı ( kulisi ) hiç unutmayacağım.
El sıkışarak, iyi dileklerle salondan ayrıldık.
24 Kasım 2016 Perşembe
Tiyatro: Kibarlık Budalası Haldun Dormen Trump Gösteri Merkezi
23 Kasım 2016 Öğretmenler Günü hediyesi aldığımız bir tiyatro akşamı, ardından Vefa' da boza içme aktivitesi :)
Tiyatronun kendi, bozanın tadı güzeldi.
Trump Gösteri merkezi Mecidiyeköy'de biraz ters bir yer bize göre, gerçi tiyatro çıkışı kolay çevreyoluna bağlanıyoruz ama olsun, ters yer.
Tiyatro salonu ufak olmasına rağmen, güzel. Havalandırmada eksikler var yalnızca. Pelin ve Gürhan Gürgen arkadaşlarımızla yerimizi aldık. Güzel bir yerimiz var, Ön orta salona hakim.
Kibarlık Budalası 10 dk geç başladı. Bu sırada bekleyenler için salonda Vivaldi four seasons çalmakta.
Oyun başladı, Alkışlar güzel. Oyunu hep şu havada izledim. Haldun Dormen 88 yaşında. Gerçekten takdirlik ve tebriklik bir konu. Diğer oyunla ilgili estetik eleştirmeleri başka arkadaşlara bırakıyorum.
Sadece tiyatronun konusunun anlatıldığı döneme mozart türk marşını seçmeleri güzel olmuş. Yakışmış.
Son olarak tavsiye ediyorum, Haldunlar Dormenler izlenirler.
Tiyatronun kendi, bozanın tadı güzeldi.
Trump Gösteri merkezi Mecidiyeköy'de biraz ters bir yer bize göre, gerçi tiyatro çıkışı kolay çevreyoluna bağlanıyoruz ama olsun, ters yer.
Tiyatro salonu ufak olmasına rağmen, güzel. Havalandırmada eksikler var yalnızca. Pelin ve Gürhan Gürgen arkadaşlarımızla yerimizi aldık. Güzel bir yerimiz var, Ön orta salona hakim.
Kibarlık Budalası 10 dk geç başladı. Bu sırada bekleyenler için salonda Vivaldi four seasons çalmakta.
Oyun başladı, Alkışlar güzel. Oyunu hep şu havada izledim. Haldun Dormen 88 yaşında. Gerçekten takdirlik ve tebriklik bir konu. Diğer oyunla ilgili estetik eleştirmeleri başka arkadaşlara bırakıyorum.
Sadece tiyatronun konusunun anlatıldığı döneme mozart türk marşını seçmeleri güzel olmuş. Yakışmış.
Son olarak tavsiye ediyorum, Haldunlar Dormenler izlenirler.
19 Kasım 2016 Cumartesi
Konferans: Ozan Yarman 79 sesli düzeni
Barış Manço kültür merkezi, Kadıköy' de gerçekleşen bu etkinliğe yaklaşık 20 dakika önceden gittik. Salonda bizbizeyiz. Konuşmacı Ozan Yarman biz salona girer girmez, hoş geldin demesiyle, isimlerimizi sormasıyla renkli ve saygın kişiliğini belli etti.
Konuşma tam 14:00 de başladı. Konu müziğin yumuşak karınlı noktaları olduğundan pek izleyici yoktu. Fakat konunun önemi açısından değerlendirdiğimizde üzücü bir durum, neyse ki üzüntümüz kısa sürüyor.
Konuşma başladı. Kemal İlerici' nin 53 sistemiyle zaman zaman kıyaslamalarla konferans devam etti. Bence çok faydalı ve yerinde bir etkinlikti.
Muse 2 nota yazma programıyla tanışmamız da ayrıca bizim için bir artı oldu.
Konuşma tam 14:00 de başladı. Konu müziğin yumuşak karınlı noktaları olduğundan pek izleyici yoktu. Fakat konunun önemi açısından değerlendirdiğimizde üzücü bir durum, neyse ki üzüntümüz kısa sürüyor.
Konuşma başladı. Kemal İlerici' nin 53 sistemiyle zaman zaman kıyaslamalarla konferans devam etti. Bence çok faydalı ve yerinde bir etkinlikti.
Muse 2 nota yazma programıyla tanışmamız da ayrıca bizim için bir artı oldu.
Konser: istanbul devlet senfoni orkestrası emilio colon
Konser sezonu başladı demiştim ya, son sürat devam ediyor. Bu güzel cumartesi akşamı Haliç kongre merkezindeyiz. Altınboynuzda.
20:00 de başlamasına rağmen zor yetiştik. Arkadaşlarımız çoktan yerini almış, bizi beklemekteler. Salonun arka ortasındayız. Ön sıramızla bacak mesafemiz uzun. Konser 5dk gecikmeyle başladı. Salonun ışıkları açık. Arada bunun tartışması yapılıyor. Işıklar kapalıyken nasıl olur olmaz diye.
Orkestra yerini aldıktan sonra konuk şef Theodore Kuchar yerini aldı. Sahne biraz küçük gelmiş. Ekip zor sığmış. Adım atmaya yer yok. Salonun ise %60 doluluğu var. Gerçekten dolmaması çok ilginç. Çok kaliteli ve bilet fiyatları hesaplı.
İlk eser MODEST MUSSORGSKY ' den. Kısa sürüyor. 2 dakikalık. SOROTCHINSKY FAIR OPERASI'NDAN "GOPAK".
Daha sonra virtuoz çelist emilio colon, kitapçıkta onu tutkulu çalıyor diye tarif ediyor. Öyle de.
Beyaz takım elbise, kırmızı gömlek ve çorap. Çaldığı eser
20:00 de başlamasına rağmen zor yetiştik. Arkadaşlarımız çoktan yerini almış, bizi beklemekteler. Salonun arka ortasındayız. Ön sıramızla bacak mesafemiz uzun. Konser 5dk gecikmeyle başladı. Salonun ışıkları açık. Arada bunun tartışması yapılıyor. Işıklar kapalıyken nasıl olur olmaz diye.
Orkestra yerini aldıktan sonra konuk şef Theodore Kuchar yerini aldı. Sahne biraz küçük gelmiş. Ekip zor sığmış. Adım atmaya yer yok. Salonun ise %60 doluluğu var. Gerçekten dolmaması çok ilginç. Çok kaliteli ve bilet fiyatları hesaplı.
İlk eser MODEST MUSSORGSKY ' den. Kısa sürüyor. 2 dakikalık. SOROTCHINSKY FAIR OPERASI'NDAN "GOPAK".
Daha sonra virtuoz çelist emilio colon, kitapçıkta onu tutkulu çalıyor diye tarif ediyor. Öyle de.
Beyaz takım elbise, kırmızı gömlek ve çorap. Çaldığı eser
- DIMITRI ŞOSTAKOVIÇ : Mİ BEMOL MAJÖR VİYOLONSEL KONÇERTOSU NO. 1, OP. 107
- Salon çok sevdi. Alkış güzel. Yeniden sahne arkasına girip çıkmalarla, son bir esere ses verdi. Muazzam. Virtuozlük böyle bir şey sanırsam.
Aradan sonra artık istanbul devlet senfoni orkestrası şef ve salonla başbaşaydı. - SERGEI PROKOFIEV : SENFONİ NO. 5, OP. 100
eserine başladılar.
18 Kasım 2016 Cuma
Konser: İdil Biret - Bilkent Senfoni Orkestrası Lütfi Kırdar
Üniversitede vizelerin yoğunluğunun azaldığı bir zamanda, soğuk bir İstanbul gecesi ve biz sevgili eşimle Lütfi Kırdar Konser salonuna gitmek için arabamızı harbiyeye park ettik. 5 dakikalık yürüme mesafesiyle salona vardık.
Salon tıklım tıklım dolu. Çünkü İdil Biret konseri var. Dolmuşçular, kestaneciler her yerde. Bağırış çağırış tam gaz gidiyor.
Bilet kontrolünden sonra içeri girdik. İçerisi de yine aynı yoğunlukta. Bu tip günlerde tuvaletlerde iyi sıra olur, hijyen standartları da pek yakalanamaz. O yüzden tedbirli olmakta fayda var.
Yerimize geçtik. Salonun arka orta kısmında. Güzel bir yer. İdil Biret' in piyano üzerindeki parmaklarını tam görüş açısında. Salon %90 dolu. Orta yaş ve üstü kitle.
Konser zamanında başladı. Önce orkestra üyeleri sahneye çıktı. Başkemancı yardımıyla akortlar yapıldı. Hazır olunup sessizlik anında konuk şef Toshiyuki Shimada sahneye çıktı. Güzel bir alkıştan sonra yerine geçti. İlk eser Charles Ives 'ten Yanıtlanmamış soru. Melankolik, değişik bir tarzı var.
İkinci eser Paul Hindemith 'ten Piyano konçertosu. Ve İdil Biret sahne aldı. Yoğun bir alkış. Çok zarif bir kadın. Yanında nota değiştiricisi arkadaşla birlikte piyano çalındı. Herkes halinden memnun şekilde araya gidildi. Her parçadaki öksürük, arada daha da şiddetlendi. Herkes saygıdan öksürüğünü tutuyor yahu.
Ara kısa sürdü. Hemen ikinci yarı başladı. Programda Ferit Tüzün var. İdil Biret piyanistimize yapılan doğru eleştirilerden biri olan yerli bestecilerimize programlarında yer vermemesi olayı son bulacak derken bu eseri sadece orkestra çaldı. İdil Biret ikinci eser olan Sergey Rahmaninov da sahneye çıktı. Yoğun alkış ve mükemmel bir performans. Çok iyi. Ülkemizde ki en iyi piyanist gerçekten.
Konser sonunda yoğun alkışı kırmayıp kısa bir solo yaptı. Yine yoğun alkış eşliğinde kulise geçti.
Gerçekten çok güzel ve özel bir konserdi. İdil Biret harika bir sanatçı. Piyanist.
Birde kendi albümlerini kendi satmaya başlamış. Bakalım nasıl olacak.
Salon tıklım tıklım dolu. Çünkü İdil Biret konseri var. Dolmuşçular, kestaneciler her yerde. Bağırış çağırış tam gaz gidiyor.
Bilet kontrolünden sonra içeri girdik. İçerisi de yine aynı yoğunlukta. Bu tip günlerde tuvaletlerde iyi sıra olur, hijyen standartları da pek yakalanamaz. O yüzden tedbirli olmakta fayda var.
Yerimize geçtik. Salonun arka orta kısmında. Güzel bir yer. İdil Biret' in piyano üzerindeki parmaklarını tam görüş açısında. Salon %90 dolu. Orta yaş ve üstü kitle.
Konser zamanında başladı. Önce orkestra üyeleri sahneye çıktı. Başkemancı yardımıyla akortlar yapıldı. Hazır olunup sessizlik anında konuk şef Toshiyuki Shimada sahneye çıktı. Güzel bir alkıştan sonra yerine geçti. İlk eser Charles Ives 'ten Yanıtlanmamış soru. Melankolik, değişik bir tarzı var.
İkinci eser Paul Hindemith 'ten Piyano konçertosu. Ve İdil Biret sahne aldı. Yoğun bir alkış. Çok zarif bir kadın. Yanında nota değiştiricisi arkadaşla birlikte piyano çalındı. Herkes halinden memnun şekilde araya gidildi. Her parçadaki öksürük, arada daha da şiddetlendi. Herkes saygıdan öksürüğünü tutuyor yahu.
Ara kısa sürdü. Hemen ikinci yarı başladı. Programda Ferit Tüzün var. İdil Biret piyanistimize yapılan doğru eleştirilerden biri olan yerli bestecilerimize programlarında yer vermemesi olayı son bulacak derken bu eseri sadece orkestra çaldı. İdil Biret ikinci eser olan Sergey Rahmaninov da sahneye çıktı. Yoğun alkış ve mükemmel bir performans. Çok iyi. Ülkemizde ki en iyi piyanist gerçekten.
Konser sonunda yoğun alkışı kırmayıp kısa bir solo yaptı. Yine yoğun alkış eşliğinde kulise geçti.
Gerçekten çok güzel ve özel bir konserdi. İdil Biret harika bir sanatçı. Piyanist.
Birde kendi albümlerini kendi satmaya başlamış. Bakalım nasıl olacak.
13 Kasım 2016 Pazar
Konferans: Oscar Brenifier Tüyap Kitap Fuarı
Biraz geç kalarak da olsa yetiştiğimiz bir konferanstı. Kaçırsaydık üzülürdüm. Sanki tüm fuar gözümde buydu.
Oscar Brenifier, tudem yayıncılıkta kitapları çıkan felsefe yazarı. Çok istekli bir anlatı yaptı.
Genel olarak ne öğütledi derseniz, sabır, sakinlik. Hayata bakışınızı bu çerçevede geliştirin dedi.
Çevirmen gayet iyiydi, eşzamanlı ve seri olarak çevirdi. Cümleleri çok anlaşılırdı. Gelen konukların yanlarında çocuk olduğundan, bizim de vardı, biraz odaklanma sorunu yaşansa da gayet iyi ve yerinde bir sunumdu. Sonda sorulan sorulara ilginç cevaplar vermesi, 3 sorucuyu bozması ilginç ayrıntılardı.
Bir de Nasreddin Hoca' yı sokratesler bitlikte örnek aldığını söylemesi enteresan geldi.
Oscar Brenifier, tudem yayıncılıkta kitapları çıkan felsefe yazarı. Çok istekli bir anlatı yaptı.
Genel olarak ne öğütledi derseniz, sabır, sakinlik. Hayata bakışınızı bu çerçevede geliştirin dedi.
Çevirmen gayet iyiydi, eşzamanlı ve seri olarak çevirdi. Cümleleri çok anlaşılırdı. Gelen konukların yanlarında çocuk olduğundan, bizim de vardı, biraz odaklanma sorunu yaşansa da gayet iyi ve yerinde bir sunumdu. Sonda sorulan sorulara ilginç cevaplar vermesi, 3 sorucuyu bozması ilginç ayrıntılardı.
Bir de Nasreddin Hoca' yı sokratesler bitlikte örnek aldığını söylemesi enteresan geldi.
6 Kasım 2016 Pazar
Konser: Bilkent Senfoni Orkestrası Gabor Takacs Nagy Emre Sihan Kaleli Cemal Reşit Rey
2016 Kasım' ının ilk konserine Cemal Reşit Rey konser salonunda gittik. Bu ay boş gibi gözükse de biraz konser var.
Bu gittiğimiz konser pek ısınamadığımız Bilkent Senfoni Orkestrasına ait. Soğuk geliyorlar bize.
Fakat bu konseri sıcak kılan, iki önemli faktör var. Birincisi dünyaca ünlü şef Gabor Takacs Nagy'in yönetmesi. Gerçekten çok iyi bir performansı var. Enerjisi hiç bitmiyor. Salon ondan, o salondan memnun. Konser sonunda çalışma defterinin resmini çekip, internette yayınladım. Çok heyecanlı gerçekten.
İkinci önemli olay ise Emre Sihan Kaleli adlı bestecinin bestesinin ilk defa gösteriminin yapılması.
Bu eserde çok heyecanlı, tutkulu. Alternatif batı sanat müziği örneklerinden. Alışılmışın dışında, fakat zamanın bestelerinden diyebiliriz. Yükselmeler, alçalmalar. Başarılı, Arada Emre Sihan Kaleli 'yi de tebrik edip, ikinci yarının başlamasını bekledik.
İkinci yarı tamamen Schumann' a ayrılmış. Gerçekten şefin dediği gibi çok etkileyici bir eser. İlk yarıda Haydn' la yapılan giriş, Emre Sihan Kaleli ile devam etti, Schumann ile zirvede kapandı.
Yoğun alkışa rağmen tekrar sahneye çıkmadılar. Daha doğrusu başka bir beste seslendirmediler.
Genel olarak salon %70 doluydu ve halinden memnundu.
Bu gittiğimiz konser pek ısınamadığımız Bilkent Senfoni Orkestrasına ait. Soğuk geliyorlar bize.
Fakat bu konseri sıcak kılan, iki önemli faktör var. Birincisi dünyaca ünlü şef Gabor Takacs Nagy'in yönetmesi. Gerçekten çok iyi bir performansı var. Enerjisi hiç bitmiyor. Salon ondan, o salondan memnun. Konser sonunda çalışma defterinin resmini çekip, internette yayınladım. Çok heyecanlı gerçekten.
İkinci önemli olay ise Emre Sihan Kaleli adlı bestecinin bestesinin ilk defa gösteriminin yapılması.
Bu eserde çok heyecanlı, tutkulu. Alternatif batı sanat müziği örneklerinden. Alışılmışın dışında, fakat zamanın bestelerinden diyebiliriz. Yükselmeler, alçalmalar. Başarılı, Arada Emre Sihan Kaleli 'yi de tebrik edip, ikinci yarının başlamasını bekledik.
İkinci yarı tamamen Schumann' a ayrılmış. Gerçekten şefin dediği gibi çok etkileyici bir eser. İlk yarıda Haydn' la yapılan giriş, Emre Sihan Kaleli ile devam etti, Schumann ile zirvede kapandı.
Yoğun alkışa rağmen tekrar sahneye çıkmadılar. Daha doğrusu başka bir beste seslendirmediler.
Genel olarak salon %70 doluydu ve halinden memnundu.
31 Ekim 2016 Pazartesi
Konser: Chromas Akapella Korosu Barış Manço KM
Karşıdan oturanlar için diğer karşıya seyahat hele ki pazar günleri için sıkıntılıdır. Çünkü pazar günü İstanbul'da herkes bir yerlere gitme potansiyelindedir. Biz de öyle bir günde Kadıköy Caferağa mahallesinde Barış Manço kültür merkezindeki İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Etnomüzikoloji ve Folklor bölümünün düzenlediği programa katıldık. Salon aşağı yukarı yarıya yarıya doluydu. Önce bölüm hocalarından konuşma yapıldı. Daha sonra Chromas Akapella Korosu'nun dinletisi vardı.
Çok hoştu gerçekten. Salonun odaklanması tamdı. İlgi de yüksek. Tek olumsuz taraf koro şefinin hazırlıksız olduklarını birkaç kez yinelemesiydi. Koroya bakış değişti. Bir de koro üyelerinin günlük kıyafetlerle katılması ayrı bir ilginçlikti. Amatörlük bazen hoş olur, bazen olmaz. Amatör ruh her zaman korunmaz. Bu bir süreçtir. Amatörlük sırası geldi mi terk edilir ve bir daha o konuda amatör olunmaz. Chromas Akapella Korosu amatörlükten çıkıp profesyonelliğe doğru yapılanmalı. Adımlar atılmalı.
Çok hoştu gerçekten. Salonun odaklanması tamdı. İlgi de yüksek. Tek olumsuz taraf koro şefinin hazırlıksız olduklarını birkaç kez yinelemesiydi. Koroya bakış değişti. Bir de koro üyelerinin günlük kıyafetlerle katılması ayrı bir ilginçlikti. Amatörlük bazen hoş olur, bazen olmaz. Amatör ruh her zaman korunmaz. Bu bir süreçtir. Amatörlük sırası geldi mi terk edilir ve bir daha o konuda amatör olunmaz. Chromas Akapella Korosu amatörlükten çıkıp profesyonelliğe doğru yapılanmalı. Adımlar atılmalı.
Konser: Chromas Akapella Korosu Barış Manço KM
Karşıdan oturanlar için diğer karşıya seyahat hele ki pazar günleri için sıkıntılıdır. Çünkü pazar günü İstanbul'da herkes bir yerlere gitme potansiyelindedir. Biz de öyle bir günde Kadıköy Caferağa mahallesinde Barış Manço kültür merkezindeki İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Etnomüzikoloji ve Folklor bölümünün düzenlediği programa katıldık. Salon aşağı yukarı yarıya yarıya doluydu. Önce bölüm hocalarından konuşma yapıldı. Daha sonra Chromas Akapella Korosu'nun dinletisi vardı.
Çok hoştu gerçekten. Salonun odaklanması tamdı. İlgi de yüksek. Tek olumsuz taraf koro şefinin hazırlıksız olduklarını birkaç kez yinelemesiydi. Koroya bakış değişti. Bir de koro üyelerinin günlük kıyafetlerle katılması ayrı bir ilginçlikti. Amatörlük bazen hoş olur, bazen olmaz. Amatör ruh her zaman korunmaz. Bu bir süreçtir. Amatörlük sırası geldi mi terk edilir ve bir daha o konuda amatör olunmaz. Chromas Akapella Korosu amatörlükten çıkıp profesyonelliğe doğru yapılanmalı. Adımlar atılmalı.
Çok hoştu gerçekten. Salonun odaklanması tamdı. İlgi de yüksek. Tek olumsuz taraf koro şefinin hazırlıksız olduklarını birkaç kez yinelemesiydi. Koroya bakış değişti. Bir de koro üyelerinin günlük kıyafetlerle katılması ayrı bir ilginçlikti. Amatörlük bazen hoş olur, bazen olmaz. Amatör ruh her zaman korunmaz. Bu bir süreçtir. Amatörlük sırası geldi mi terk edilir ve bir daha o konuda amatör olunmaz. Chromas Akapella Korosu amatörlükten çıkıp profesyonelliğe doğru yapılanmalı. Adımlar atılmalı.
20 Ekim 2016 Perşembe
Tiyatro: Vakti geldi Gaziosmapaşa Sahnesi
Biraz da gittiğim tiyatrolardan bahsedeyim. Gaziosmapaşa sahnesi, şehir tiyatroları. Oyunun ismi, Vakti Geldi. Dört kişiden oluşan oyun, tek perde. Kısa.
Oyunun başlamasına 5 dk. kala tiyatro büfesinden koşa koşa suyumuzu aldım. Sıcak Tiyatro salonunda yerimi aldım. Sinema salonunda arkalar, tiyatro salonunda önler makbuldür. Solo pyano sesiyle oyun başladı. Tek kişi, iki kişi, üç kişi derken dört kişi olarak oyun bitti.
Salon %70 dolu, iyi bir oran gibi gözükse de halk günü için az bence. Biz altı kişiyiz zaten.
Oyun esnasında 3 kez kurusıkı tabanca patladı. İkincisinde seyircilerden biri fenalaştı. Apar topar görevli yardımıyla dışarı çıktı. Oyun sekteye uğramadan.
Perde kapandığında salon halinden memnundu, hatta ön sıralardan ayağa kalkan bile oldu.
Benim yorumum vasat altı bir oyundu. Konu zayıftı.Oyunculuk kısmen daha iyi olsa da, o da çok parlak sayılmazdı. Puanlamalar çok kolaycılık oluyor. Puan vermiyorum ama iyi değildi.
Oyunun başlamasına 5 dk. kala tiyatro büfesinden koşa koşa suyumuzu aldım. Sıcak Tiyatro salonunda yerimi aldım. Sinema salonunda arkalar, tiyatro salonunda önler makbuldür. Solo pyano sesiyle oyun başladı. Tek kişi, iki kişi, üç kişi derken dört kişi olarak oyun bitti.
Salon %70 dolu, iyi bir oran gibi gözükse de halk günü için az bence. Biz altı kişiyiz zaten.
Oyun esnasında 3 kez kurusıkı tabanca patladı. İkincisinde seyircilerden biri fenalaştı. Apar topar görevli yardımıyla dışarı çıktı. Oyun sekteye uğramadan.
Perde kapandığında salon halinden memnundu, hatta ön sıralardan ayağa kalkan bile oldu.
Benim yorumum vasat altı bir oyundu. Konu zayıftı.Oyunculuk kısmen daha iyi olsa da, o da çok parlak sayılmazdı. Puanlamalar çok kolaycılık oluyor. Puan vermiyorum ama iyi değildi.
Konser: Masayoshi Fujita Akbank Sanat
Akbank caz festivali kapsamında ülkemize gelen sanatçı hakkında biraz konuşalım.
Japon kökenli, müzikal eğitim ve kariyerine Almanya' da devam etmektedir. Vibrafon adında bir çalgı çalmakta, pek yaygın olmamakla birlikte kulağa hoş gelen tınısı ilgi çekmektedir.
Masayoshi Fujita' yı avangart diye mi tanımlarızi yoksa deneysel mi? Ağırlık olarak avangart çalışmalar yapan besteci, kısmi de olsa deneysel müzik de yapmaktadır.
İstanbul'da ki konserine gelince soğuk bir akşam vakti, haftanın ilk iş günü, yoğun bir gün sonunda İstiklal caddesi başında salona ulaştık. Konserin başlamasına 5 - 10 dk kala kapılar açıldı. Konsere ilgi var. Samimi ve sıcak bir ortam. Gerçi banka sanat ilişkisini ayrıca bir yazımda belirteceğim.
Konser başladı. Masayoshi Fujita' vibrafonu çalmak için iki elinde 4 çubuk var. Her şarkının hikayesini şarkının başında seyircilerle paylaştı.
Çok hoş bir şarkı seçkisi yapmış. Bence son şarkısı favoriydi. İcra sırasında kullandığı materyallerde görülmeye, dinlemeye değer. Folyo, zincir...
Alternatif tınılar, sesler duymak isteyenler bence bir baksınlar.
Japon kökenli, müzikal eğitim ve kariyerine Almanya' da devam etmektedir. Vibrafon adında bir çalgı çalmakta, pek yaygın olmamakla birlikte kulağa hoş gelen tınısı ilgi çekmektedir.
Masayoshi Fujita' yı avangart diye mi tanımlarızi yoksa deneysel mi? Ağırlık olarak avangart çalışmalar yapan besteci, kısmi de olsa deneysel müzik de yapmaktadır.
İstanbul'da ki konserine gelince soğuk bir akşam vakti, haftanın ilk iş günü, yoğun bir gün sonunda İstiklal caddesi başında salona ulaştık. Konserin başlamasına 5 - 10 dk kala kapılar açıldı. Konsere ilgi var. Samimi ve sıcak bir ortam. Gerçi banka sanat ilişkisini ayrıca bir yazımda belirteceğim.
Konser başladı. Masayoshi Fujita' vibrafonu çalmak için iki elinde 4 çubuk var. Her şarkının hikayesini şarkının başında seyircilerle paylaştı.
Çok hoş bir şarkı seçkisi yapmış. Bence son şarkısı favoriydi. İcra sırasında kullandığı materyallerde görülmeye, dinlemeye değer. Folyo, zincir...
Alternatif tınılar, sesler duymak isteyenler bence bir baksınlar.
17 Ekim 2016 Pazartesi
Sinema: Bir Ulusun Doğuşu Rexx sineması
Filmekimi' nin kulağa hoş gelen filmlerinden birini saat 21:30 Rexx sineması için satın aldık. Saat 20:30 da vapurla karşıya geçtik. Cumartesi yoğunluğu, İstanbul hareketli. Vapurda amfili gitarist, yolculuğun ilerleyen dakikalarında bağlamaya döndü. Ağzımızda kalan mırıltıyla hızlıca Caferağa mahallesine daldık. Su ve çikolata alışverişini yapıp, film saatinin gelmesini bekledik. Bizimle bekleyen 10 kişi vardı. Filmin başlamasına 5 dk. kala 100 kişiye yaklaştı.
Sonunda 20 dk geç de olsa başladı. Alt yazı için ayrı bir ekran vardı. Biraz aşağıda olduğu için ben bile zorlandım.
Film Amerika' da yaşamaya çalışan Afrikalı ilk göçmenlerin yaşamlarını anlatmakta. Vahşi kölelik düzeni. İnsanlık dışı olayların sahnelenişi. Üzücü ve yorucu sahneler. Film bittiğinde salonda bir yorgunluk hakimdi. Dolmuşta yanımda oturanlar filmden bahsediyordu. Ortalama bir film bence. Yine de festival programlarında yer alması gerekenlerden.
Sonunda 20 dk geç de olsa başladı. Alt yazı için ayrı bir ekran vardı. Biraz aşağıda olduğu için ben bile zorlandım.
Film Amerika' da yaşamaya çalışan Afrikalı ilk göçmenlerin yaşamlarını anlatmakta. Vahşi kölelik düzeni. İnsanlık dışı olayların sahnelenişi. Üzücü ve yorucu sahneler. Film bittiğinde salonda bir yorgunluk hakimdi. Dolmuşta yanımda oturanlar filmden bahsediyordu. Ortalama bir film bence. Yine de festival programlarında yer alması gerekenlerden.
Sinema: Ağ Kim Ki Duk
Ağ filmi, şansımı zorlayarak tanıştığım bir yönetmen. Filmlerini de beğeniyorum. En azın beni etkiliyor.
Ağ filmini ilk festival programında görünce hemen gitmeye karar verdim. Konusu hemen dikkatimi çekti. Film gününü beklemeye başladık. Cumartesi akşamı yoğun bir trafik olduğundan biraz geç kaldık. Salona giren son iki kişiydik. Biz girer girmez 10 dk. gecikmeli başladı. Tuvalete bile gidemeden film başlamıştı. Neyse ki filme öyle bir kapılmıştım ki anca çıktığımda aklıma geldi.
Film sürükleyici fakat konusu güney ve kuzey kore olunca doğal olarak çekilen sahnelerdeki farklılık ortaya çıkmış.
Kuzeyli bir adamın güneyli bir çarşısında vitrinlere bakışı hala hafızamda.
Ağ filmini ilk festival programında görünce hemen gitmeye karar verdim. Konusu hemen dikkatimi çekti. Film gününü beklemeye başladık. Cumartesi akşamı yoğun bir trafik olduğundan biraz geç kaldık. Salona giren son iki kişiydik. Biz girer girmez 10 dk. gecikmeli başladı. Tuvalete bile gidemeden film başlamıştı. Neyse ki filme öyle bir kapılmıştım ki anca çıktığımda aklıma geldi.
Film sürükleyici fakat konusu güney ve kuzey kore olunca doğal olarak çekilen sahnelerdeki farklılık ortaya çıkmış.
Kuzeyli bir adamın güneyli bir çarşısında vitrinlere bakışı hala hafızamda.
16 Ekim 2016 Pazar
Konser: Bifo - Joyce Didonato Lütfi Kırdar
Bifo' nun ilk konseri, dünyaca ünlü mezzosoprano Joyce Didonato solist. Yerimiz üst kat, orta balkonun hafif sağ tarafı. Salona pek hakim değil, fakat sahne görüşü fena değil, önümüzde korkuluk demirleri olmasa daha iyi olurdu.
Minibüsçü tabiriyle salon paket. Klima da çalışmadığından biraz sıcak oldu. Oduncu gömleğimin bir iki düğmesini çözdüm.
İlk parçada Bifo soloydu. Daha sonra soprano da katıldı. İkinci yarıda Türk bestecinin parçasını solo yaptılar. Diğer parçalar için soprano şefin eşliğinde üstünü değiştirmiş şekilde tekrar sahneye geldi.
Alkış kıyamet, büyük ilgi var. Soprano da ilgiden memnun. Parçada şaşırıp başa alması görülmeye değerdi. Hatanın yapılabilirliğini görmeyi sağladı.
Konser bitiminde tek parça söylendi. İki tekrar geliş, çiçek takdimi ve konser sonlandı.
Minibüsçü tabiriyle salon paket. Klima da çalışmadığından biraz sıcak oldu. Oduncu gömleğimin bir iki düğmesini çözdüm.
İlk parçada Bifo soloydu. Daha sonra soprano da katıldı. İkinci yarıda Türk bestecinin parçasını solo yaptılar. Diğer parçalar için soprano şefin eşliğinde üstünü değiştirmiş şekilde tekrar sahneye geldi.
Alkış kıyamet, büyük ilgi var. Soprano da ilgiden memnun. Parçada şaşırıp başa alması görülmeye değerdi. Hatanın yapılabilirliğini görmeyi sağladı.
Konser bitiminde tek parça söylendi. İki tekrar geliş, çiçek takdimi ve konser sonlandı.
3 Ekim 2016 Pazartesi
Konser: Söz Ses Mekan
Yaz tatilinde pek kültürel aktivitelere katılamasam da bu sezon yoğun bir program beni bekliyor. Konserler, festivaller, tiyatrolar, paneller, fuarlar gibi.
Son gittiğim konserin ismi Söz Ses Mekan üç olgunun birleştiği bir akşamdı. Alman konsolosluğunun Tarabya'da ki mekanında, Almanya'da yazarlık yapan iki kişi ve eğitimlerini Almanya'da almış olan piyanist besteci Sinem Altan, Soprano Begüm Tüzemen, Davulcu Christian Thome' nin yer aldığı bir soğuk yazdan kalma akşam.
Önce mekandaki kilisede ufak bir konser, daha sonra bahçedeki piyanoda doğaçlama, sonrasıda yazarlar kitaplarını almanca okuyup tercüme edilmesi, dinleti ve en son konser, kısa bir konserdi, 2-3 şarkı çalındı. Ama grup üyelerinin birbiriyle uyumu güzel. Davulcu sonradan katılmış olsa da pek sırıtmadı. Sopranonun konser sonunda üyeleri tanıtırken Davulcunun ismini bilmemesi ayrı bir hüzün oldu :)
Konserden sonra ufak bir ikram verildi, katılmadık :) Soğuk havanında etkisiyle hızlıca arabamıza yürüdük, sağımızda kalan boğaza baka baka.
Son gittiğim konserin ismi Söz Ses Mekan üç olgunun birleştiği bir akşamdı. Alman konsolosluğunun Tarabya'da ki mekanında, Almanya'da yazarlık yapan iki kişi ve eğitimlerini Almanya'da almış olan piyanist besteci Sinem Altan, Soprano Begüm Tüzemen, Davulcu Christian Thome' nin yer aldığı bir soğuk yazdan kalma akşam.
Önce mekandaki kilisede ufak bir konser, daha sonra bahçedeki piyanoda doğaçlama, sonrasıda yazarlar kitaplarını almanca okuyup tercüme edilmesi, dinleti ve en son konser, kısa bir konserdi, 2-3 şarkı çalındı. Ama grup üyelerinin birbiriyle uyumu güzel. Davulcu sonradan katılmış olsa da pek sırıtmadı. Sopranonun konser sonunda üyeleri tanıtırken Davulcunun ismini bilmemesi ayrı bir hüzün oldu :)
Konserden sonra ufak bir ikram verildi, katılmadık :) Soğuk havanında etkisiyle hızlıca arabamıza yürüdük, sağımızda kalan boğaza baka baka.
Etiketler:
begüm tüzemen,
chritian thome,
mekan,
ses,
sinem altan,
söz
3 Temmuz 2016 Pazar
Konser: Jean Ferrandis Caddebostan Kültür Merkezi
Jean Ferrandis, ismini duyduğumda çok heyecanlanmış. Hemen katıldığı organizasyona baktım, İstanbul Woodwind adında bir festival. Üflemeli çalgılar katılmakta. İstanbul Kadıköy belediyesi düzenlemekteymiş.
Ramazan Ayı içerisinde olduğumuz halde konsere gitmeye göze aldık. Sabiha Arda ve ben yoğun İstanbul trafiğinden kurtulmak için marmarayı kullandık. Aktarmalar, dolmuşlar, yol tarifleri derken 19:00 da başlayacak konsere, yarım saat sonra ulaşabildik.
Hemen yerimize geçtik. Caddebostan kültür merkezi, ulaşımı rahat, yeni bina, güzel salonlar içeren bir yer.
Salon soğuk, klima açık. Fakat seyirci çok az salonun %5-10 'u dolu.
Eşlikte piyano, sahnede Jean Ferrandis var. Gerçekten büyük bir usta. Flüte hakim, hele ki dil oyunları salondan bravoları getirdi.
Konser sonunda sunulan çiçekten sonra yeniden sahneye çıkıp tek bis ile Fransız Flüt parçası Morceau de Concours ile bitirdiler.
Piyanist Qiaochu Li için ayrı bir yer açmalıyım çünkü bir eşlikçe nasıl bu kadar sıradışı olur. Görebilirdiniz.
Piyanoya hakim. Solistle bir bütün.
Jean Ferrandis' in konser sonunda yaptığı konuşmanın sonlarında Sevgi güçlü olmalı, korkudan ve nefretten...
Ramazan Ayı içerisinde olduğumuz halde konsere gitmeye göze aldık. Sabiha Arda ve ben yoğun İstanbul trafiğinden kurtulmak için marmarayı kullandık. Aktarmalar, dolmuşlar, yol tarifleri derken 19:00 da başlayacak konsere, yarım saat sonra ulaşabildik.
Hemen yerimize geçtik. Caddebostan kültür merkezi, ulaşımı rahat, yeni bina, güzel salonlar içeren bir yer.
Salon soğuk, klima açık. Fakat seyirci çok az salonun %5-10 'u dolu.
Eşlikte piyano, sahnede Jean Ferrandis var. Gerçekten büyük bir usta. Flüte hakim, hele ki dil oyunları salondan bravoları getirdi.
Konser sonunda sunulan çiçekten sonra yeniden sahneye çıkıp tek bis ile Fransız Flüt parçası Morceau de Concours ile bitirdiler.
Piyanist Qiaochu Li için ayrı bir yer açmalıyım çünkü bir eşlikçe nasıl bu kadar sıradışı olur. Görebilirdiniz.
Piyanoya hakim. Solistle bir bütün.
Jean Ferrandis' in konser sonunda yaptığı konuşmanın sonlarında Sevgi güçlü olmalı, korkudan ve nefretten...
23 Haziran 2016 Perşembe
Konser: Richard Galliano - Fransız Sarayı Bahçesi
Ramazan Ayı bir yaz sıcaklarıyla birleştiğinde değişik bir atmosfere büründü. İstanbul da öğle vakti gezen bilir, klimalar etkisizdir.
Yaklaşık 3-4 ay önce aldığım bir bilet. İstanbul Müzik festivali kapsamında düzenlenen Sylvain luc gitarcı ve dünyanın en iyi akordeoncularından Richard Galliano 'nun Fransız Sarayında ki konseri.
Konserin başlamasına bir ay kala güvenlik önlemleri alındı. İsimleri önceden yazdırdık. Kayıt altına alındı.
Fransız Sarayı'nın girişi biraz arada kalmış. Fakat iyi güvenlik önemi alınmış, kimlik kontrolleri, üst baş aramalar, çanta kontrol.
İzleyiciler sıkılsa da mecbur, ne hale geldik.
Konserin başlamasına bir saat kala mekandaydım. Çok güzel ferah bir yer. Yalnız sandalyelerin dizimi ve rahatsızlığından herkes şikayetçiydi.
Her sandalyenin üzerine program konulmuş. Gözüme çarpan Sylvain luc' un cümleleriydi. " Teknikte ustalık hiçbir zaman benim hedefim olmadı. Müzik bir yarışma değildir. Müziği çalarsın. Müziği yaşarsın. Müzik paylaşmaktır; insanları bölmemelidir.
Konser 15 dk. gecikmeyle başladı. İlk parçalarda akordeonu sadece tiz kısmıyla çaldı. Daha sonra sağ sol eli büyük bir ustalıkla kullandı. Konser Edith Piaf saygı temalı olduğundan onun seslendirdiği parçalara da yer verildi.
Hava yavaş yavaş soğumaya başlamıştı. Öğlenki 40 dereceden eser yok. Esen sadece rüzgar :)
Konserin ortalarına doğru Richard Galliano çok güzel bir solo çaldı. Akordeonu sevenler için kaçırılması halinde üzüntü yaratacak bir durum.
Uzun zamandan beri beklediğim konser bitti. Yüzümde keyif ve alınan önlemlerden dolayı bir tedirginlik.
Tek bis yaparak konseri sonlandırdılar. Çiçek takdimi yapıldı.
Birden izleyiciler kapıya yöneldiği için ufak bir sıkışıklık yaşandı. Bu sırada bir tur atayım dedim, o sırada sahnenin yakınında Richard Galliano durmakta. Yanına gidip kendimi tanıttım. Konser için teşekkürlerimi sundum. El sıkışık ayrıldık.
Güzel bir anı oldu.
Yaklaşık 3-4 ay önce aldığım bir bilet. İstanbul Müzik festivali kapsamında düzenlenen Sylvain luc gitarcı ve dünyanın en iyi akordeoncularından Richard Galliano 'nun Fransız Sarayında ki konseri.
Konserin başlamasına bir ay kala güvenlik önlemleri alındı. İsimleri önceden yazdırdık. Kayıt altına alındı.
Fransız Sarayı'nın girişi biraz arada kalmış. Fakat iyi güvenlik önemi alınmış, kimlik kontrolleri, üst baş aramalar, çanta kontrol.
İzleyiciler sıkılsa da mecbur, ne hale geldik.
Konserin başlamasına bir saat kala mekandaydım. Çok güzel ferah bir yer. Yalnız sandalyelerin dizimi ve rahatsızlığından herkes şikayetçiydi.
Her sandalyenin üzerine program konulmuş. Gözüme çarpan Sylvain luc' un cümleleriydi. " Teknikte ustalık hiçbir zaman benim hedefim olmadı. Müzik bir yarışma değildir. Müziği çalarsın. Müziği yaşarsın. Müzik paylaşmaktır; insanları bölmemelidir.
Konser 15 dk. gecikmeyle başladı. İlk parçalarda akordeonu sadece tiz kısmıyla çaldı. Daha sonra sağ sol eli büyük bir ustalıkla kullandı. Konser Edith Piaf saygı temalı olduğundan onun seslendirdiği parçalara da yer verildi.
Hava yavaş yavaş soğumaya başlamıştı. Öğlenki 40 dereceden eser yok. Esen sadece rüzgar :)
Konserin ortalarına doğru Richard Galliano çok güzel bir solo çaldı. Akordeonu sevenler için kaçırılması halinde üzüntü yaratacak bir durum.
Uzun zamandan beri beklediğim konser bitti. Yüzümde keyif ve alınan önlemlerden dolayı bir tedirginlik.
Tek bis yaparak konseri sonlandırdılar. Çiçek takdimi yapıldı.
Birden izleyiciler kapıya yöneldiği için ufak bir sıkışıklık yaşandı. Bu sırada bir tur atayım dedim, o sırada sahnenin yakınında Richard Galliano durmakta. Yanına gidip kendimi tanıttım. Konser için teşekkürlerimi sundum. El sıkışık ayrıldık.
Güzel bir anı oldu.
1 Haziran 2016 Çarşamba
Konser: Aziz Ali Elyağutu Livingroom
Aziz Ali Elyağutu dendiğinde akla ilk gelen sanırım akordeondur. Bizde iki akordeon sever olarak Özhan Koray Çatak ve ben, akşam iş çıkışı Gaziosmanpaşa' dan Kadıköy'e yola çıktık. Trafik, metro, marmaray gibi problemlerden geçerek konser mekanına ulaştık. Kadıöy iskeleden livingroom adlı mekan yaklaşık 10 dk yürüme mesafesinde.
Bir önceki program stand-up gösterisiymiş, biraz sarkmış ve 22:00 de başlayacak konserimiz 23:00 de başladı.
Bizim marmaraya yetişme planları da suya düşmüş oldu. Dönüşte 10 dakikada karşıya geçtik. Neyse
konserimize dönelim. Bu sene Aziz Ali Elyağutu' nun yapımcılığında gerçekleşen Ah Güzel İstanbul konserlerinin sonuncusuydu.
Umarım seneye farklı projelerle devam edilir. Salonda yaklaşık 30 kişi filan vardı. Yarıdan biraz fazla bir doluluk.
Konser 2 yarıdan oluştu.
1. yarıda :
Azder Elimeleyh, taxitzi, Sapago, sude sude, salom aleyhim, ada sahilleri, bintiş halebiya gibi .
2. yarıda :
aman katerina mu, ligo ligo tame sini tisis, frago siryani, telli telli,
istek olarak da bir kafkas havası virde ispanyol meyhanesi yer aldı.
Gayet güzel bir akşamdı. Çok keyif aldık.
Yastığa başımı koyduğumda 03:15 idi.
Bir önceki program stand-up gösterisiymiş, biraz sarkmış ve 22:00 de başlayacak konserimiz 23:00 de başladı.
Bizim marmaraya yetişme planları da suya düşmüş oldu. Dönüşte 10 dakikada karşıya geçtik. Neyse
konserimize dönelim. Bu sene Aziz Ali Elyağutu' nun yapımcılığında gerçekleşen Ah Güzel İstanbul konserlerinin sonuncusuydu.
Umarım seneye farklı projelerle devam edilir. Salonda yaklaşık 30 kişi filan vardı. Yarıdan biraz fazla bir doluluk.
Konser 2 yarıdan oluştu.
1. yarıda :
Azder Elimeleyh, taxitzi, Sapago, sude sude, salom aleyhim, ada sahilleri, bintiş halebiya gibi .
2. yarıda :
aman katerina mu, ligo ligo tame sini tisis, frago siryani, telli telli,
istek olarak da bir kafkas havası virde ispanyol meyhanesi yer aldı.
Gayet güzel bir akşamdı. Çok keyif aldık.
Yastığa başımı koyduğumda 03:15 idi.
Etiketler:
ada sahilleri,
Ah Güzel İstanbul,
aman katerina mu,
Azder Elimeleyh,
aziz ali elyağutu,
bintiş halebiya,
frago siryani,
ligo ligo tame sini tisis,
salom aleyhim,
Sapago,
sude sude,
taxitzi,
telli telli
28 Mayıs 2016 Cumartesi
Konser: Eleni Karaindrou Aya İrini Müzesi
Eleni Karaindrou konseri son anda gözüme çarptı. Bileti hemen alıp konseri beklemeye başladım.
Sabiha ile gittik. Konser mekanı da
Sultanahmet Topkapı Sarayı bahçesindeki Aya İrini müzesi. Akşam 20:00 başlayacak konsere biraz geç kaldık . Havalardan mı bilmem karnım ekşi ekşi
konserden sonra yemek programı yapıp 19:45 gibi salona girdik. Salon tıklım tıklım hala da seyirciler geliyor. Her yer her görüş alanı dolu.
Konser az bir gecikmeyle başladı.
İstanbul senfoni orkestrası önce geldi sahneye, daha sonra şef Ender Sakpınar, daha sonra Eleni Karaindrou ve 4 arkadaşı. Bir akordeoncu, bir saksafoncu,
piyanist, gitarcı.
Konser başlamadan önce şef bu konserin sezonun son konseri olacağından bahsetti. Salon alkış.
Daha sonra sponsoru sahneye davet etti, sponsoru alkışlamamız bekleniyor. Banka sponsor. Halktan aldığını halka geri veriyor, kepçeyle alıp,
çay kaşığıyla vermek. Neyse. Ben de alkışlamayayım değil mi:)
Salon çok soğuk, taş. Esiyor. Montunu çıkaran az kişi var.
Eleni Karaindroui, piyanoyla başladı. Salonun uğultusu birden kesildi. Birbirinden güzel parçaları seslendirdiler.
Gecenin bence fark yaratanı saksafoncuydu. Saksafon sesine beğenim ve ilgim arttı.
20 dk'lık aradan sonra konser kaldığı yerden devam etti. Gitar biraz daha olaya dahil oldu.
Gecenin son parçasında ise To Vals Tou Gamou 'ya yer verildi. Akordeoncu çok güzel bir performans sergiledi. İdso 'da gayet iyiydi.
Tekrar şarkıları yine To Vals Tou Gamou idi. Halk olarak çok seviyoruz sanırım.
Ilık bir İstanbul akşamında konser sonrası köftecinin yolunu tuttuk.
Sabiha ile gittik. Konser mekanı da
Sultanahmet Topkapı Sarayı bahçesindeki Aya İrini müzesi. Akşam 20:00 başlayacak konsere biraz geç kaldık . Havalardan mı bilmem karnım ekşi ekşi
konserden sonra yemek programı yapıp 19:45 gibi salona girdik. Salon tıklım tıklım hala da seyirciler geliyor. Her yer her görüş alanı dolu.
Konser az bir gecikmeyle başladı.
İstanbul senfoni orkestrası önce geldi sahneye, daha sonra şef Ender Sakpınar, daha sonra Eleni Karaindrou ve 4 arkadaşı. Bir akordeoncu, bir saksafoncu,
piyanist, gitarcı.
Konser başlamadan önce şef bu konserin sezonun son konseri olacağından bahsetti. Salon alkış.
Daha sonra sponsoru sahneye davet etti, sponsoru alkışlamamız bekleniyor. Banka sponsor. Halktan aldığını halka geri veriyor, kepçeyle alıp,
çay kaşığıyla vermek. Neyse. Ben de alkışlamayayım değil mi:)
Salon çok soğuk, taş. Esiyor. Montunu çıkaran az kişi var.
Eleni Karaindroui, piyanoyla başladı. Salonun uğultusu birden kesildi. Birbirinden güzel parçaları seslendirdiler.
Gecenin bence fark yaratanı saksafoncuydu. Saksafon sesine beğenim ve ilgim arttı.
20 dk'lık aradan sonra konser kaldığı yerden devam etti. Gitar biraz daha olaya dahil oldu.
Gecenin son parçasında ise To Vals Tou Gamou 'ya yer verildi. Akordeoncu çok güzel bir performans sergiledi. İdso 'da gayet iyiydi.
Tekrar şarkıları yine To Vals Tou Gamou idi. Halk olarak çok seviyoruz sanırım.
Ilık bir İstanbul akşamında konser sonrası köftecinin yolunu tuttuk.
8 Mayıs 2016 Pazar
Konser: AAE projekts Livingroom
ülkemizde pek sık akordeon dinletilerine, konserlerine rastlayamıyoruz. dolayısıyla da taksim istiklal caddesine çıktığımda akordeon çalan birini görürsem, üç dört parça dinlerim.
gözünün içine bakarım çalanın.
canlı akordeon dinlemek bir başka olur. çok etkileniyorum gerçekten.
bahsedeceğim konu bu hafta ki o sık rastlamadığımız akordeon konserlerinden biri.
accordeon aae grubu.
aziz ali elyağutu’nun akordeon çaldığı, Oğuz Han çello da, alpaslan aslan ve şenol cümbüşlü perküsyonda olduğu bir müzik grubudur.
akordeon sevenler hoşuna gidecek bir programa sahipler. batı müziğinden, kafkas ezgilerine, caz ve tango ya kadar geniş bir yelpazesi var.
dinlerken keyif alırsınız. güzel bir geceniz olur. 

siz de programınızı ona göre yapın.
tek negatif tarafı biraz geç başlıyor.
Geçen sene böyle bir yazı yazmıştım.
Özhan Koray Çatak arkadaşımın paylaştığı bir videoyu görünce eski günler aklıma geldi.
Geçen sene böyle bir yazı yazmıştım.
Özhan Koray Çatak arkadaşımın paylaştığı bir videoyu görünce eski günler aklıma geldi.
5 Mayıs 2016 Perşembe
Konser: Anima Ceylan Ertem Sakarya Üniversitesi
Ceylan Ertem'in vokal olarak yer aldığı alternatif bir rock müzik topluluğuydu. Geçmiş zaman kullanıyorum, çünkü 2007 yılında dağıldılar.
Ben Sakarya üniversitesinde Merkez Kantin'de izlemiştim. Ciddi bir kalabalık vardı. Pek sık konser düzenlenmediğinden değil bence ciddi sayıda
rock müzik sever vardı. Ceylan Ertem tabi o zamanlar genç bizim gibi :) sahne performansı gayet iyiydi. Öğrenci işi bir konser değildi, gayet
profesyonel bir konserdi. Tabi tüm şarkılara da eşlik edemesek de genel olarak fena değildi.
Öğrenci konserlerinde alternatif sanatçılara alternatif düşüncelere yer verilmeli. Mümkünse değil ücretsiz olmalı.
10 sene önce gittiğim bir konseri hala anımsıyorsam bu gerçekten önemli bir etkinlikmiş. İyi yer etmiş.
Ben Sakarya üniversitesinde Merkez Kantin'de izlemiştim. Ciddi bir kalabalık vardı. Pek sık konser düzenlenmediğinden değil bence ciddi sayıda
rock müzik sever vardı. Ceylan Ertem tabi o zamanlar genç bizim gibi :) sahne performansı gayet iyiydi. Öğrenci işi bir konser değildi, gayet
profesyonel bir konserdi. Tabi tüm şarkılara da eşlik edemesek de genel olarak fena değildi.
Öğrenci konserlerinde alternatif sanatçılara alternatif düşüncelere yer verilmeli. Mümkünse değil ücretsiz olmalı.
10 sene önce gittiğim bir konseri hala anımsıyorsam bu gerçekten önemli bir etkinlikmiş. İyi yer etmiş.
Konser: Martynas Levickis İş kuleleri
Akordeon sevgimin ne kadar olduğunu beni tanıyanlar bilir, müzik ve akordeon ilişkisi üzerine yazılarımın sayısı çok fazladır.
İstanbul'da da pek akordeon ile ilgili konser düzenlenmediği için bu tip etkinlikleri dört gözle bekliyorum.
Konser duyurulunca çok heyecanlandım. Martynas Levickis, İstanbul'a geliyor. Kendisi Litvanya'da düzenlenen yetenek yarışması sonrası birinci oldu ve tüm ülkece tanınan bir konuma geçti. Eğitim kapıları ona açıldı ve üst düzey okullarda eğitimini tamamladı.
Akordeonuyla ülkelerin bir çok önemli salonlarında yer almaya başladı. Kısa sürede gayet iyi bir yol aldı diyebiliriz.
Martynas Levickis, İstanbul'da ki konserini Geneva Camerata grubuyla verecek. Ünlü şef David Greilsammer ile birlikte.
Konserde yerimi aldığımda şöyle bir güzel olay oldu. Yanımda oturan seyirci Martynas Levickis ile ilgili benim önceden yazdığım bir yazıyı okuyordu.
Çok duygulandığım bir andı.
Konsere geri dönersek, Martynas Levickis'in akordeonu hala gözümün önünde. Simsiyah bir Pigini akordeon. Akordeonu hep ayakta çaldı ve büyük bir ustalıkla. Kendini iyi geliştirmiş, akordeona hakim.
Konser bittiğinde çok iyi bir gece geçirdiğimi düşündüm, ülkemizde ki Litvanyalı bir grupta izlemeye gelmişlerdi. Çiçeklerini konser bitiminde sundular.
İstanbul'da da pek akordeon ile ilgili konser düzenlenmediği için bu tip etkinlikleri dört gözle bekliyorum.
Konser duyurulunca çok heyecanlandım. Martynas Levickis, İstanbul'a geliyor. Kendisi Litvanya'da düzenlenen yetenek yarışması sonrası birinci oldu ve tüm ülkece tanınan bir konuma geçti. Eğitim kapıları ona açıldı ve üst düzey okullarda eğitimini tamamladı.
Akordeonuyla ülkelerin bir çok önemli salonlarında yer almaya başladı. Kısa sürede gayet iyi bir yol aldı diyebiliriz.
Martynas Levickis, İstanbul'da ki konserini Geneva Camerata grubuyla verecek. Ünlü şef David Greilsammer ile birlikte.
Konserde yerimi aldığımda şöyle bir güzel olay oldu. Yanımda oturan seyirci Martynas Levickis ile ilgili benim önceden yazdığım bir yazıyı okuyordu.
Çok duygulandığım bir andı.
Konsere geri dönersek, Martynas Levickis'in akordeonu hala gözümün önünde. Simsiyah bir Pigini akordeon. Akordeonu hep ayakta çaldı ve büyük bir ustalıkla. Kendini iyi geliştirmiş, akordeona hakim.
Konser bittiğinde çok iyi bir gece geçirdiğimi düşündüm, ülkemizde ki Litvanyalı bir grupta izlemeye gelmişlerdi. Çiçeklerini konser bitiminde sundular.
4 Mayıs 2016 Çarşamba
Konser: Serkan Çağrı Harbiye Açık Hava
Açık hava konserlerinden biri daha ünlü klarnet virtözü Serkan Çağrı. Uzun zamandan beri gitmek istediğim konser.
Yerimizi aldık. Hava ince ince esiyor. Serkan Çağrı'nın klarnete üflemesiyle tüm seyirciler sus pus, pür dikkat kesildik.
Gerçekten ülkemizin sayılı icracılarından. Konserin ilerleyen dakikalarında Yavuz Bingöl ve Öykü Gürman eşlik ettiler.
Biz aslında Serkan Çağrı için gitmiş, diğer arkadaşları da dinlemiş olduk.
Serkan Çağrı seyirciyle uyum sağlayabilen biri. Dolayısıyla izleyiciler sıkılmadan konser izliyor. Kendisinin de odaklanması üst seviyeye çıkıyor. Konserin ilk dakikası nasılsa son dakikası da öyle oluyor.
Ders niteliğinde konserler.
Yerimizi aldık. Hava ince ince esiyor. Serkan Çağrı'nın klarnete üflemesiyle tüm seyirciler sus pus, pür dikkat kesildik.
Gerçekten ülkemizin sayılı icracılarından. Konserin ilerleyen dakikalarında Yavuz Bingöl ve Öykü Gürman eşlik ettiler.
Biz aslında Serkan Çağrı için gitmiş, diğer arkadaşları da dinlemiş olduk.
Serkan Çağrı seyirciyle uyum sağlayabilen biri. Dolayısıyla izleyiciler sıkılmadan konser izliyor. Kendisinin de odaklanması üst seviyeye çıkıyor. Konserin ilk dakikası nasılsa son dakikası da öyle oluyor.
Ders niteliğinde konserler.
3 Mayıs 2016 Salı
Konser: Bilkent Senfoni Orkestrası Cristoph-Mathias Mueller Julian Cemal Reşit Rey
Bilkent Senfoni orkestrası ülkemizin sayılı senfoni orkestralarından biridir. 1993 yılında kurulmuştur. 13 farklı ülkeden sanatçılar yer almaktadır.
Akademik bir yapısı vardır. 20 yıldır aralıksız yılda ortalama 50 etkinliğe katılmaktadır. 2003 yılında bir dünya markası etiketi ile albümyayınlayan ilk Türk topluluğudur. 2009 yılında unicef Türkiye iyi niyet elçisi seçilmiştir.
Konserin diğer bir önemli yanı, uluslararası ünü olan, hatta kimi eleştirmenlerce dünyanın sayılı seflerinden biri olan Cristoph-Mathias Mueller'in sahne alacak olmasıdır.
Şef Mueller, İsviçre doğumlu.Yüksek lisansını keman, masterını orkestra şefliği alanında yapmıştır. Kendisinden şöyle bahsedilmektedir. " Sınırsız enerjisi, sanatsal doğruluğu ve yüksek entellektüel standartıdır.
Julian Steckel, 1982 yılında Güney Doğu Almanya'da doğan Viyolonsel sanatçıdır. 2009 yılında ödül almaya başlamış ve aşağı yukarı her sene bir ödül almıştır.
2011 yılından beri Rostock üniversitesinde profesördür.
Kısaca konser verecek sanatçılardan bahsettim. Bu sırada konserin başlamasına 5 dk. var. Salon boştan az dolu. Öndeki 5-6 sıra diyelim.
Bu esnada bu ve birçok konserimizin sponsoru olan Borusan Klasik radyosuna da teşekkür ederim.
Orkestra yerini aldı. En son şef Cristoph-Mathias Mueller geldi. Karizma yerinde. Haydn'dan başladılar. Senfoni NO. 85 Si Bemol Majör Kraliçe.
İki bölümden oluşan birinci yarısının ortalarında ödüllü viyolonsel Julian Steckel sahneye çıktı. Bence konserin süpriziydi, hemde büyük bir süpriz, uzun zamandan beri gördüğüm sayılı virtüözlerden biri. Çok iyi konsantre, repertuvara hakim, ezbere biliyor, çalış ustalığı, kendine
has tarzı çok rahat hissedebiliyorsunuz, seyircinin tek bis'i sonrası sahneye yeniden çıkışından Bach'tan bir sonat çaldı. Arkada ki Viyolonselcilerin bakışları hala aklımda.
Bilkent senfoni orkestrası'na gelirsek beni en çok etkileyen çalgı, obua idi. Başarılı gerçekten. Güzel bir konserden çıkmanın dinginliğiyle arabaya doğru yol aldık, nemli bir İstanbul bahar akşamında.
Akademik bir yapısı vardır. 20 yıldır aralıksız yılda ortalama 50 etkinliğe katılmaktadır. 2003 yılında bir dünya markası etiketi ile albümyayınlayan ilk Türk topluluğudur. 2009 yılında unicef Türkiye iyi niyet elçisi seçilmiştir.
Konserin diğer bir önemli yanı, uluslararası ünü olan, hatta kimi eleştirmenlerce dünyanın sayılı seflerinden biri olan Cristoph-Mathias Mueller'in sahne alacak olmasıdır.
Şef Mueller, İsviçre doğumlu.Yüksek lisansını keman, masterını orkestra şefliği alanında yapmıştır. Kendisinden şöyle bahsedilmektedir. " Sınırsız enerjisi, sanatsal doğruluğu ve yüksek entellektüel standartıdır.
Julian Steckel, 1982 yılında Güney Doğu Almanya'da doğan Viyolonsel sanatçıdır. 2009 yılında ödül almaya başlamış ve aşağı yukarı her sene bir ödül almıştır.
2011 yılından beri Rostock üniversitesinde profesördür.
Kısaca konser verecek sanatçılardan bahsettim. Bu sırada konserin başlamasına 5 dk. var. Salon boştan az dolu. Öndeki 5-6 sıra diyelim.
Bu esnada bu ve birçok konserimizin sponsoru olan Borusan Klasik radyosuna da teşekkür ederim.
Orkestra yerini aldı. En son şef Cristoph-Mathias Mueller geldi. Karizma yerinde. Haydn'dan başladılar. Senfoni NO. 85 Si Bemol Majör Kraliçe.
İki bölümden oluşan birinci yarısının ortalarında ödüllü viyolonsel Julian Steckel sahneye çıktı. Bence konserin süpriziydi, hemde büyük bir süpriz, uzun zamandan beri gördüğüm sayılı virtüözlerden biri. Çok iyi konsantre, repertuvara hakim, ezbere biliyor, çalış ustalığı, kendine
has tarzı çok rahat hissedebiliyorsunuz, seyircinin tek bis'i sonrası sahneye yeniden çıkışından Bach'tan bir sonat çaldı. Arkada ki Viyolonselcilerin bakışları hala aklımda.
Bilkent senfoni orkestrası'na gelirsek beni en çok etkileyen çalgı, obua idi. Başarılı gerçekten. Güzel bir konserden çıkmanın dinginliğiyle arabaya doğru yol aldık, nemli bir İstanbul bahar akşamında.
27 Nisan 2016 Çarşamba
Konser: Band-O-Neon Cemal Reşit Rey
Sıcağı sıcağına yazılar iyidir. Dün akşam yine zar zor yetiştiğimiz, yarı aç yarı tok izlediğimiz bir konserden bahsedeyim.
Band-o-neon, isminden de anlaşılacağı gibi bir tango konseri. Nasıl isminden anlarım derseniz, bandoneon ve tango birbiriyle özdeşleşmiştir.
Ertuğrul Sevsay' da hem grubun yönetimini yapmakta hem de bandoneon çalmaktadır. Ertuğrul Sevsay tango'da ki ustalığı program seçimine de yansımış.
Angel d'agostino, Eduardo Arolas, Mariano Mores, Kadri Cerrahoğlu, Matos Rodrigez, Necip Celal Antel gibi bestecilere yer vermiş.
Konser başlamadan önce Ertuğrul Sevsay kısa bir tanıtım yaptı. Konser başladı. Salon %40 dolu. Yaş ortalaması 60 üzeri.
Tango müziği kulaklarımızda, bir yandan da dansçılar piste çıktı. Harika bir görsel ve işitsel akşam oluyor.
Salona arada bakıyorum, herkes gidişattan memnun.
Şarkı aralarında Ertuğrul Sevsay konser programından, tangodan, ülkemizde ki tango kültüründen bahsediyor.
Konser bu şekilde çok güzel devam etti. Gecenin bana göre suprizi mükemmel bir vals parçası sonradan ilave edilmesi. Bir baktık ki
Vals başlamış, dans çifti sahnede.
Müzik zevki, sahne zevki olarak çok iyi bir gece oldu. Bandoneonları, piyanoyu, solistleri, dansçıları, keman grubunu, çelloyu, kontrabası,
hatırla sevgiliyi, La Cumparsita'yı unutamam.
Türk tangolarını Alman tango grubundan dinlemek mutluluğun yanında ayrı bir hüzün.
Band-o-neon, isminden de anlaşılacağı gibi bir tango konseri. Nasıl isminden anlarım derseniz, bandoneon ve tango birbiriyle özdeşleşmiştir.
Ertuğrul Sevsay' da hem grubun yönetimini yapmakta hem de bandoneon çalmaktadır. Ertuğrul Sevsay tango'da ki ustalığı program seçimine de yansımış.
Angel d'agostino, Eduardo Arolas, Mariano Mores, Kadri Cerrahoğlu, Matos Rodrigez, Necip Celal Antel gibi bestecilere yer vermiş.
Konser başlamadan önce Ertuğrul Sevsay kısa bir tanıtım yaptı. Konser başladı. Salon %40 dolu. Yaş ortalaması 60 üzeri.
Tango müziği kulaklarımızda, bir yandan da dansçılar piste çıktı. Harika bir görsel ve işitsel akşam oluyor.
Salona arada bakıyorum, herkes gidişattan memnun.
Şarkı aralarında Ertuğrul Sevsay konser programından, tangodan, ülkemizde ki tango kültüründen bahsediyor.
Konser bu şekilde çok güzel devam etti. Gecenin bana göre suprizi mükemmel bir vals parçası sonradan ilave edilmesi. Bir baktık ki
Vals başlamış, dans çifti sahnede.
Müzik zevki, sahne zevki olarak çok iyi bir gece oldu. Bandoneonları, piyanoyu, solistleri, dansçıları, keman grubunu, çelloyu, kontrabası,
hatırla sevgiliyi, La Cumparsita'yı unutamam.
Türk tangolarını Alman tango grubundan dinlemek mutluluğun yanında ayrı bir hüzün.
26 Nisan 2016 Salı
Konser: Muhammed Yıldırır Beyoğlu Açık Hava
Gezmek, diğer bir hoşlandığım uğraşlardan biri. Uğraş diyorum çünkü gezmek başlı başına bir iş. Önceden kabataslak da olsa plan, program gerektirir. Böyle yaptığımda gezimin kalitesi artıyor. Dolayısıyla keyif alışım da artıyor.
Taksim civarı sevdiğim muhitlerden Karaköy'den Taksim'e doğru çıkarken, bir yaz günü akşamı, güzel bir ezgi, keman sesi kulağımıza geliyor.
Yolumuzu o yöne çevirdiğimizde kendimizi Beyoğlu Belediyesinin düzenlediği bir açık hava konserinde buluyoruz. Kalabalık iyi.
Hemen sahneye hakim bir nokta bulup geç kaldığımız konseri dinlemeye başlıyoruz. Gözümüz ve kulağımız sahnede.
Kemancı Muhammed Yıldırır ve orkestrası.
Yetenekli bir kemancı. İzleyici açık hava konseri olmasına rağmen dikkatli dinlemede.
Şarkı aralarında kısa kısa sohbet etmekte. Bence bu dikkati toplamak için güzel bir yol. Hem sahne heyecanını da alır.
Muhammed Yıldırır, konuşmaya başlıyor. Şu an siyaset olarak İsrail devletiyle sıkıntı günlerdeyiz. Fakat İsrail devletinin geçmişi unutmaması adına bu parçayı çalıyorum. Schindler List başladı. Itzhak Perlman'dan dinleyen biri olarak :) bence hiç de fena değil.
Çalarken nasıl istekli bunu görebiliyorsunuz. Güzel performans.
Unutamayacağım diğer olay ise konser bitmiş ve Kemancı Muhammed Yıldırır arşesi'ni izleyiclere gösterdi. Paramparça olmuş :)
Rüzgarda parçaları sallanmakta.
Taksim civarı sevdiğim muhitlerden Karaköy'den Taksim'e doğru çıkarken, bir yaz günü akşamı, güzel bir ezgi, keman sesi kulağımıza geliyor.
Yolumuzu o yöne çevirdiğimizde kendimizi Beyoğlu Belediyesinin düzenlediği bir açık hava konserinde buluyoruz. Kalabalık iyi.
Hemen sahneye hakim bir nokta bulup geç kaldığımız konseri dinlemeye başlıyoruz. Gözümüz ve kulağımız sahnede.
Kemancı Muhammed Yıldırır ve orkestrası.
Yetenekli bir kemancı. İzleyici açık hava konseri olmasına rağmen dikkatli dinlemede.
Şarkı aralarında kısa kısa sohbet etmekte. Bence bu dikkati toplamak için güzel bir yol. Hem sahne heyecanını da alır.
Muhammed Yıldırır, konuşmaya başlıyor. Şu an siyaset olarak İsrail devletiyle sıkıntı günlerdeyiz. Fakat İsrail devletinin geçmişi unutmaması adına bu parçayı çalıyorum. Schindler List başladı. Itzhak Perlman'dan dinleyen biri olarak :) bence hiç de fena değil.
Çalarken nasıl istekli bunu görebiliyorsunuz. Güzel performans.
Unutamayacağım diğer olay ise konser bitmiş ve Kemancı Muhammed Yıldırır arşesi'ni izleyiclere gösterdi. Paramparça olmuş :)
Rüzgarda parçaları sallanmakta.
25 Nisan 2016 Pazartesi
Konser: Aslan Tlebzu Beşiktaş Kültür Merkezi
Özhan Koray Çatak kardeşimin daveti üzerine yine bir akşam vakti yola çıkıp trafikte zar zor da olsa
Beşiktaş Kültür Merkezine vardık. Bu organizasyon çerkes kültür günü kapsamında çerkes kültür
evinin düzenlediği bir konserdi.
Kafkasyalı sanatçı Aslan Tlebzu Maykop'dan geldi. Yeni abümünden bir iki parça seslendirdirdikten sonra çerkes halk müziği parçalarına yer verdi. Salon yarı yarıya dolu olmasına karşın Aslan Tlebzu'ya ilgi büyük. Parçalarına eşlik ediyor. O da akordeon'u büyük incelikle çalarak seyircilerde daha da ilgi uyandırıyor.
Kafkas halk şarkıları hareketli olduğunda yerinde duramazsınız, ritmi sizi çok etkiler. Hüzünlü olduğunda ise ağlatır.
Kafkas halk şarkılarında tahmin edebileceğiniz gibi akordeon baş çalgıdır. Ezgiler ve akordeon sesi adeta bütünleşmiştir.
Birbirlerinden ayrı düşünemezsiniz.
Aslan Tlebzu ise, bölgede ve çerkes diasporasında tanınan bir sanatçıdır. Akordeona hakimdir.
Güzel bir akşamdan çıkıp yine trafiğin içine girdik.
Beşiktaş Kültür Merkezine vardık. Bu organizasyon çerkes kültür günü kapsamında çerkes kültür
evinin düzenlediği bir konserdi.
Kafkasyalı sanatçı Aslan Tlebzu Maykop'dan geldi. Yeni abümünden bir iki parça seslendirdirdikten sonra çerkes halk müziği parçalarına yer verdi. Salon yarı yarıya dolu olmasına karşın Aslan Tlebzu'ya ilgi büyük. Parçalarına eşlik ediyor. O da akordeon'u büyük incelikle çalarak seyircilerde daha da ilgi uyandırıyor.
Kafkas halk şarkıları hareketli olduğunda yerinde duramazsınız, ritmi sizi çok etkiler. Hüzünlü olduğunda ise ağlatır.
Kafkas halk şarkılarında tahmin edebileceğiniz gibi akordeon baş çalgıdır. Ezgiler ve akordeon sesi adeta bütünleşmiştir.
Birbirlerinden ayrı düşünemezsiniz.
Aslan Tlebzu ise, bölgede ve çerkes diasporasında tanınan bir sanatçıdır. Akordeona hakimdir.
Güzel bir akşamdan çıkıp yine trafiğin içine girdik.
22 Nisan 2016 Cuma
Konser: Yasemin Mori Masstival Parkorman
Parkorman alanında düzenlenen masstival müzik festivaline katılma imkanım oldu ben iki gün katılmıştım. Çadır kurma imkanı olduğu
halde evden gelip gitmek daha konforlu gelmişti. Tuvaletler ve yatılacak yerler pek hoşuma gitmemişti. Birde üstüne İstanbul'un keskin sıcağı eklenince
tam oldu. Rock müziği için yerli ve yabancıların katılacağı geniş yelpazeli bir konser oldu.
Aklımda kalan Redd'in performansı oldu. Ogün Şanlısoy ve yüksek Sadakat da iyiydi.
Redd solistinin sahnede düşüp şarkıyı öyle yerde söyleyerek bitirmesi hala aklımda.
Politik mesajlarını da inceden inceye hissettirmesi ayrı bir anekdot.
Yüksek Sadakat'de ki kalabalığın keyfi de çok iyiydi. Dinleyicilerin gözleri parlıyordu.
Yasemin Mori'yi de ilk defa orada canlı izlemiştim. Bana uyan bir müzik tarzı ve müziğe bakışı var.
Bu festivalde en büyük kazancım Yasemin Mori diyorum. O yüzden yazının başlığını öyle attım.
Katılım da bence baya iyiydi. Organisazyon memnun muydu bilemem ama müziğe doyulan bir haftasonu oldu.
halde evden gelip gitmek daha konforlu gelmişti. Tuvaletler ve yatılacak yerler pek hoşuma gitmemişti. Birde üstüne İstanbul'un keskin sıcağı eklenince
tam oldu. Rock müziği için yerli ve yabancıların katılacağı geniş yelpazeli bir konser oldu.
Aklımda kalan Redd'in performansı oldu. Ogün Şanlısoy ve yüksek Sadakat da iyiydi.
Redd solistinin sahnede düşüp şarkıyı öyle yerde söyleyerek bitirmesi hala aklımda.
Politik mesajlarını da inceden inceye hissettirmesi ayrı bir anekdot.
Yüksek Sadakat'de ki kalabalığın keyfi de çok iyiydi. Dinleyicilerin gözleri parlıyordu.
Yasemin Mori'yi de ilk defa orada canlı izlemiştim. Bana uyan bir müzik tarzı ve müziğe bakışı var.
Bu festivalde en büyük kazancım Yasemin Mori diyorum. O yüzden yazının başlığını öyle attım.
Katılım da bence baya iyiydi. Organisazyon memnun muydu bilemem ama müziğe doyulan bir haftasonu oldu.
21 Nisan 2016 Perşembe
Konser: Fazıl Say Tim Show Center
Dün akşam çok güzel bir konsere gittik. Biraz bahsedeyim isterseniz.
Geçen ay Fazıl Say konseri vardı. Fakat İstanbul'da ki terör olayları yüzünden bir ay sonrasına ertelendi. Bir ay boyunca konseri bekledik.
Sonunda gün geldi. Yoğun bir gün olmasına karşın akşam olmuştu. işten çıkmadan dedim ki kulağım piyanoya alışsın biraz Chopin dinleyeyim.
Açtım müziğin sesini iki parça dinledim. Birisi Spring waltz diğeri ise C# minor op.27 no:1 .
Dinlerken aklımdan şöyle geçti. Fazıl Say şu C# minor op.27 no:1 çalsa ne yakışır. Tam Fazıl Say' a göre süslemeli bir bir şarkı. Hüzünlü. İçli.
Ama bir yerde rastlamıştım, Fazıl Say pek Chopin'le barışık olmadığını, ısınamadığından bahsetmişti. Çalsa ne güzel olur diye içimden geçirdim.
İstanbul'un trafiği bu akşam pek fazla, arabayı metroya yakın bir yere bıraktık. Yağmur da var. Az ıslanarak salona, Tim show center'a vardık.
Konser 21:00'de başlıyor. Biz 20:45'de oradayız. Kalabalık pek yok. Yerimize geçtik.
En ön sıradayız. Tam piyanonun arkasında. Çok iyi gerçekten. Salona konser başlamadan son bir göz attım. %50 'si dolu. Pek hoş değil.
Her yerin dolu olması gerekir diye düşündüm. Işıklar söndü. Konser başladı.
Fazıl Say kısaca programdan bahsetti. Çok şaşırdım. Neden mi programda Chopin var... :) Fazıl Say ve Chopin.
Programdan kısaca bahsedersem.
Son çıkan yeni albümü Çocuklar içinden 16 parça. Chopin'den 3 parça. Erik Satie'den 3 parça. Fazıl Say'ın kendi besteleriden 8 parça.
Şarkılar rüzgar gibi geldi geçti. Fazıl Say Chopin C#minor Op. 27 No:1 ' e başladığında nefesimi tutarak dinledim. Çok güzeldi.
Çok iyi bir deneyimdi. Çok mutlu oldum. Süslemelerin hakkını verdi gerçekten.
Kısa bir aradan sonra ikinci bölüm başladı. Rüzgar gibi geldi geçti. Rüya bitti.
Konser sonunda seyircinin yoğun isteğine rağmen tekrar çalmadı. Homurdanmalar söz konusu.
Fazıl Say biraz keyifsiz gibiydi. En azından konser çıkışı arabanın içinden bize o izlenimi verdi.
Geçen ay Fazıl Say konseri vardı. Fakat İstanbul'da ki terör olayları yüzünden bir ay sonrasına ertelendi. Bir ay boyunca konseri bekledik.
Sonunda gün geldi. Yoğun bir gün olmasına karşın akşam olmuştu. işten çıkmadan dedim ki kulağım piyanoya alışsın biraz Chopin dinleyeyim.
Açtım müziğin sesini iki parça dinledim. Birisi Spring waltz diğeri ise C# minor op.27 no:1 .
Dinlerken aklımdan şöyle geçti. Fazıl Say şu C# minor op.27 no:1 çalsa ne yakışır. Tam Fazıl Say' a göre süslemeli bir bir şarkı. Hüzünlü. İçli.
Ama bir yerde rastlamıştım, Fazıl Say pek Chopin'le barışık olmadığını, ısınamadığından bahsetmişti. Çalsa ne güzel olur diye içimden geçirdim.
İstanbul'un trafiği bu akşam pek fazla, arabayı metroya yakın bir yere bıraktık. Yağmur da var. Az ıslanarak salona, Tim show center'a vardık.
Konser 21:00'de başlıyor. Biz 20:45'de oradayız. Kalabalık pek yok. Yerimize geçtik.
En ön sıradayız. Tam piyanonun arkasında. Çok iyi gerçekten. Salona konser başlamadan son bir göz attım. %50 'si dolu. Pek hoş değil.
Her yerin dolu olması gerekir diye düşündüm. Işıklar söndü. Konser başladı.
Fazıl Say kısaca programdan bahsetti. Çok şaşırdım. Neden mi programda Chopin var... :) Fazıl Say ve Chopin.
Programdan kısaca bahsedersem.
Son çıkan yeni albümü Çocuklar içinden 16 parça. Chopin'den 3 parça. Erik Satie'den 3 parça. Fazıl Say'ın kendi besteleriden 8 parça.
Şarkılar rüzgar gibi geldi geçti. Fazıl Say Chopin C#minor Op. 27 No:1 ' e başladığında nefesimi tutarak dinledim. Çok güzeldi.
Çok iyi bir deneyimdi. Çok mutlu oldum. Süslemelerin hakkını verdi gerçekten.
Kısa bir aradan sonra ikinci bölüm başladı. Rüzgar gibi geldi geçti. Rüya bitti.
Konser sonunda seyircinin yoğun isteğine rağmen tekrar çalmadı. Homurdanmalar söz konusu.
Fazıl Say biraz keyifsiz gibiydi. En azından konser çıkışı arabanın içinden bize o izlenimi verdi.
20 Nisan 2016 Çarşamba
Konser: Büyük Ev Ablukada iksv
Yine kardeşimin ısrarı ile iş sonrası yorgun olarak gittiğim konserlerden biri.
Biletin durumunu kardeşime sorduğumda ayakta, serbest cevabını alınca hemen ön yargılarım oluştu. Yorgunluk ayaklarıma vurdu.
Konser yeri iksv.
iksv'ye ulaşım bizim için çok rahat. Araç park etmek kolay. O yüzden ayrı bir sempatim var.
Konserin başlamasına az kaldı. Son hazırlıklar. İçerisi iyi kalabalık. Alt katta tıka basa, üst kat ise seyrek daha çok ön sıralarda bir yoğunluk var.
Büyük Ev Abluka'da alternatif müzik alternatif yorum arayanlar için birebir bir grup. Kendilerine ait şarkılara da coverlara da yer verdiler.
Salon zaten kendi seyirci kitlesi olduğu için ( herhangi bir festival değil. ) keyifler gayet iyi. Seyirci yaş ortalaması da 20-25 civarı.
Ben ise genel olarak beğendim. Çok muhteşem değildi ama kendilerinin de muhteşem bir konser vermek istediğini pek sanmıyorum. Benim bu yazının mükemmel olmasını beklemeyeceğim gibi.
Sonuç olarak Türk müziğinde büyük ev abluka'da olması gereken iyi ki var olan bir grup. Umarım çalışmaları devam eder.
Biletin durumunu kardeşime sorduğumda ayakta, serbest cevabını alınca hemen ön yargılarım oluştu. Yorgunluk ayaklarıma vurdu.
Konser yeri iksv.
iksv'ye ulaşım bizim için çok rahat. Araç park etmek kolay. O yüzden ayrı bir sempatim var.
Konserin başlamasına az kaldı. Son hazırlıklar. İçerisi iyi kalabalık. Alt katta tıka basa, üst kat ise seyrek daha çok ön sıralarda bir yoğunluk var.
Büyük Ev Abluka'da alternatif müzik alternatif yorum arayanlar için birebir bir grup. Kendilerine ait şarkılara da coverlara da yer verdiler.
Salon zaten kendi seyirci kitlesi olduğu için ( herhangi bir festival değil. ) keyifler gayet iyi. Seyirci yaş ortalaması da 20-25 civarı.
Ben ise genel olarak beğendim. Çok muhteşem değildi ama kendilerinin de muhteşem bir konser vermek istediğini pek sanmıyorum. Benim bu yazının mükemmel olmasını beklemeyeceğim gibi.
Sonuç olarak Türk müziğinde büyük ev abluka'da olması gereken iyi ki var olan bir grup. Umarım çalışmaları devam eder.
19 Nisan 2016 Salı
Konser: Türk Kahvesi Trio Livingroom kadıköy
Dün akşam bir dostumun, kardeşimin daveti üzerine Kadıköy Bahariye caddesine yakın Livingroom adlı müzik kültür kafede Türk Kahvesi Trio adlı
müzik grubunu dinleme fırsatım oldu.
Türk Kahvesi Trio grubu Akordeon Ceyhun Çelikten, Gitar Serhan Yasdıman, Ud Ufuk Kaan İçli’den oluşmaktadır.
Dün akşam ki konser yakında çıkacak olan albümün ön gösterimi şeklindeydi.
Şunu söylemek isterim ki çok renkli, değişik müzik stillerini içeren bir albüm olacağı belli.
Şarkı aralarında Serhan Yasdıman’ ın söylediğine göre bir hafta içinde albüm hazır.
Akşam ki konser ise şöyleydi, özellikle biz Avrupa yakasından geliyoruz, Kadıköy biraz uzak olsa da uzaklık sadece beklentimizi
daha da yükseltmeye yaradı.
Mekana 21:10 gibi varmıştık. İnternette 21:00 yazıyordu geç kaldık zannetmiştik. Fakat konser 22:00 gibi başladı.
Türk Kahvesi Trio, gerçekten şık giyinmişlerdi. Konser kıyafetleri gayet güzeldi.
Konser başladı, dediğim gibi beklentimiz yüksekti. 
Konser başlar başlamaz beklentim karşılandı, Mozart’la başlangıç yapılmıştı. Gayet güzel bir performans.
Sırayla parçalar dökülmeye başlamıştı. Renklilik hissediliyor.
Eski, yeni, popüler, kenarda kalmış. Birçok parça okundu.
Salonun, izleyicilerin keyfi gayet yerindeydi.
Serhan Yasdıman, şarkı arasında repertuvarın oluşma sürecinden bahsetti.
Türk kahvesi trio‘yu oluşturanlar İTÜ konservatuardan arkadaşlar, kalorifer peteği önünde oturken birbirimize söylediğimiz
parçalar bunlar dedi. Bu parçaları bizimle paylaşmış oldular, çok memnun olduk.
Gelelim akordeon‘a, akordeon Ceyhun Çelikten’de.
Konser esnasında bir iki arkadaşıma kayıtları yolladım. İlk gelen tepkiler, çok hoşlar ve akordeon sesi baskın bir grup.
Evet, genel olarak parçalarda akordeon baskın, şarkı süslemeleri akordeonla yapıldığından, Ceyhun Çelikten deakordeonun klavyesine son derece
hakim olduğundan, açık ara bir akordeon farkı var.
Akordeonu 80 bas Hohner Bravo III kırmızı.
Ceyhun Çelikten ciddi anlamda akordeon‘un sağ el, tiz kısmında ülkemizin sayılı isimlerinden, ben dün akşam sol eli, bas kısmını göremedim.
Tempoyu, dolguyu genelde ud vermeye çalıştı. Veya akordeonun tiz klavyesiyle akorlar basıldı.
Sonuç olarak çok hoş bir akşamdı, akordeonun baskın olduğu bir grupta dinlemek güzeldi.
Kardeşime konserden sonra söylediğim cümle ” albüm çıkınca, edinelim. “
18 Nisan 2016 Pazartesi
Konser: Muammer Ketencoğlu Bayrampaşa
Konserin ani olanı da bir başka oluyor. Twitter'da gezinirken akşam olacak Muammer Ketencoğlu konserinden haberim oldu.
Cumartesi olmasının yoğunluğuyla işleri yoluna koydum. Akşam konser için hazırlıklarımı tamamlayıp hızlıca işten çıktım.
Arkadaşımla konser için buluşacaktık. Konser yeri Bayrampaşa Belediyesi Mehmet Akif Ersoy Kültür merkezi. 19:45'te Rami'de buluşup,
5 dk içinde kültür merkezinin civarına arabamızı park edip, salonda ki yerimizi aldık. Biz geç kaldık, yer kalamayacak gibi hayıflanırken şok olmuştuk. Salon boştu. Üstelik Balkan müzikleri ve Balkan kültürünün yoğun olarak yaşandığı Bayrampaşa'da.
Önden üçüncü sırada yerimizi aldık. Sahnenin tam karşısı. Dallape akordeon ile yüz yüzeyiz. :)
Muammer Ketencoğlu sahneye ekibiyle biraz gecikmeli de olsa çıktı. Konser 20:00'de başlayacaktı. Kısa bir program tanıtımı, takdim, seyirci azlığına sitemden sonra konser başladı. Boşnak ezgileri hakimdi. Boşnak koloları.
Halk müziğinin ritmine kendini kaptırmamak mümkün değil gerçekten.
Salonda kısa bir yoklama çekildi.Arnavut nüfus önde.
Arnavut şarkıları da peşi sıra geliyor. Tabi ki şarkılara da katılımları daha fazla.
9/8 'lik parçalar da seyirci galeyana gelse de genelde beklenenden sakin bir konser geçti.
Ve Muammer Ketencoğlu, yılların akordeoncusu, bestecisi kendi takdimleriyle maestro.
Muammer Ketencoğlu'nun müzik kültürü halk müziği ağırlık, akla ilk gelen müzik onunla halk müziğidir.
Özellikle de Balkan müzikleri.
Akordeon çalış tekniğine baktığınız zaman parmakların nasıl bu tarza yatkın olduğunu görebilirsiniz. Süslemeler, hız.
Grupta gayet iyiydi. Solistler, klarnet, perküsyon gayet başarılıydı. Tek eksik organizasyon biraz eksik kalmıştı.
Cumartesi olmasının yoğunluğuyla işleri yoluna koydum. Akşam konser için hazırlıklarımı tamamlayıp hızlıca işten çıktım.
Arkadaşımla konser için buluşacaktık. Konser yeri Bayrampaşa Belediyesi Mehmet Akif Ersoy Kültür merkezi. 19:45'te Rami'de buluşup,
5 dk içinde kültür merkezinin civarına arabamızı park edip, salonda ki yerimizi aldık. Biz geç kaldık, yer kalamayacak gibi hayıflanırken şok olmuştuk. Salon boştu. Üstelik Balkan müzikleri ve Balkan kültürünün yoğun olarak yaşandığı Bayrampaşa'da.
Önden üçüncü sırada yerimizi aldık. Sahnenin tam karşısı. Dallape akordeon ile yüz yüzeyiz. :)
Muammer Ketencoğlu sahneye ekibiyle biraz gecikmeli de olsa çıktı. Konser 20:00'de başlayacaktı. Kısa bir program tanıtımı, takdim, seyirci azlığına sitemden sonra konser başladı. Boşnak ezgileri hakimdi. Boşnak koloları.
Halk müziğinin ritmine kendini kaptırmamak mümkün değil gerçekten.
Salonda kısa bir yoklama çekildi.Arnavut nüfus önde.
Arnavut şarkıları da peşi sıra geliyor. Tabi ki şarkılara da katılımları daha fazla.
9/8 'lik parçalar da seyirci galeyana gelse de genelde beklenenden sakin bir konser geçti.
Ve Muammer Ketencoğlu, yılların akordeoncusu, bestecisi kendi takdimleriyle maestro.
Muammer Ketencoğlu'nun müzik kültürü halk müziği ağırlık, akla ilk gelen müzik onunla halk müziğidir.
Özellikle de Balkan müzikleri.
Akordeon çalış tekniğine baktığınız zaman parmakların nasıl bu tarza yatkın olduğunu görebilirsiniz. Süslemeler, hız.
Grupta gayet iyiydi. Solistler, klarnet, perküsyon gayet başarılıydı. Tek eksik organizasyon biraz eksik kalmıştı.
16 Nisan 2016 Cumartesi
Konser: Rachid Taha İstanbul Kongre Merkezi
Rachid Taha konseri başka bir şey istesem olacakmış sanırım. Ara ara Rachid Taha dinliyorum. Keyfimin kaçık, havanın gri olduğu günlerde.
Yine Rachid Taha rüzgarları eserken beynimde, etkinlik bülteninden bir mesaj geldi. Rachid Taha İstanbul'a geliyormuş. Bileti önceden aldım.
Konser günü yaklaştıkça daha da havaya girelim diye Rachid Taha dinliyoruz. Konsere iki kişi gittik. Üniversite arkadaşım, dostum Muhammet'le.
Konser akşamı olmuştu. Yerimizi aldık. Güzel bir konser alanı fakat boş. İstanbul seyircisi pek ilgi göstermemiş.
Neyse. Konser başladı. Havaya girmiştik. Rachid Taha seyirciyi önlere çağırdı. Protokol bozuldu. Sahnenin önü seyirci kalabalığı. Biraz huzursuz oldular sanırım.
Rachid Taha salona hakim, parçalara hakim, herhangi bir sahne çekingenliği olmayan bir sanatçı. Bunu şarkılarda çok rahat hissedebiliyorsunuz.
Başarılı konserler çıkarmasının sebeplerinden biri de bu olsa gerek. Bir de çalıştığı ekip, gayet iyi.
Kendine has bir müziği de iyi devam ettiriyor. Yani başarılı olması için birçok sebebi barındıran bir sanatçı.
Severek dinlediğimiz, izlediğimiz, şarkı söylediğimiz, eğlendiğimiz bir konser oldu.
Yine Rachid Taha rüzgarları eserken beynimde, etkinlik bülteninden bir mesaj geldi. Rachid Taha İstanbul'a geliyormuş. Bileti önceden aldım.
Konser günü yaklaştıkça daha da havaya girelim diye Rachid Taha dinliyoruz. Konsere iki kişi gittik. Üniversite arkadaşım, dostum Muhammet'le.
Konser akşamı olmuştu. Yerimizi aldık. Güzel bir konser alanı fakat boş. İstanbul seyircisi pek ilgi göstermemiş.
Neyse. Konser başladı. Havaya girmiştik. Rachid Taha seyirciyi önlere çağırdı. Protokol bozuldu. Sahnenin önü seyirci kalabalığı. Biraz huzursuz oldular sanırım.
Rachid Taha salona hakim, parçalara hakim, herhangi bir sahne çekingenliği olmayan bir sanatçı. Bunu şarkılarda çok rahat hissedebiliyorsunuz.
Başarılı konserler çıkarmasının sebeplerinden biri de bu olsa gerek. Bir de çalıştığı ekip, gayet iyi.
Kendine has bir müziği de iyi devam ettiriyor. Yani başarılı olması için birçok sebebi barındıran bir sanatçı.
Severek dinlediğimiz, izlediğimiz, şarkı söylediğimiz, eğlendiğimiz bir konser oldu.
15 Nisan 2016 Cuma
Konser: ArkaOda Kadıköy
İstanbul Kadıköy 4-5 seneden beri müzikal anlamda ileri giden bir ilçe. Taksim'e iyi bir alternatif oldu diyebiliriz. Zaten konuk aldığı gruplar, sanatçılarda alternatif tarzda diyebiliriz.
Bize göre karşı dediğimiz Asya kıtasında pek fazla konser salonu olmamasına karşın yine de
birbirinden güzel etkinliklerin düzenlendiği mekanlar var. Süreyya Operası 1927 yapım yılı tarihli, Barış Manço Sahnesi, Arkaoda, Livingroom gibi.
Son saydıklarımdan Arkaoda ve Livingroom mekanları cafe bar tasarımda yerler. Alteratif tarzda müzik yapmaktalar. Daha butik. Seyirci kitlesi daha bir az.
Kış gününde sarıp sarmalandığımız zamanlardan bir gece apar topar kardeşimle evden çıkıp 45 dk sonra Kadıköy'de bir sokağa aracımızı park ettik.
Kardeşim bulmuş, yerel sanatçıların yerel konserlerinden biri. Arkaoda'ya ilk defa gitmiştim. Alt katta bar gibi faaliyet göstermekte, üst katta perdeler çekilmiş. İnceden bir konser devam etmekte. Yerde ki minderlere oturuluyor. Yaklaşık 30 kişi oturan, 30 kişi ayakta var. Arkaoda'nın arka sıralarında,ayakta dikilenler perdeye yaslanmaktan sündürmüşler. Ah güzelim bordo kadife perdeler :)
Konser'e biraz gecikmiştik. Fazla uzun sürmedi bizim açımızdan. Az seyirci kitlesi olan alternatif gruplardan biri sahnede. Biraz fazla samimiler seyirciyle. Müzikleri iyi. Olgun.
Tarzları böyle demek ki.
Konser bitiyor. Montlar kabanlar giyiliyor. evin yolu tutuluyor.
Bize göre karşı dediğimiz Asya kıtasında pek fazla konser salonu olmamasına karşın yine de
birbirinden güzel etkinliklerin düzenlendiği mekanlar var. Süreyya Operası 1927 yapım yılı tarihli, Barış Manço Sahnesi, Arkaoda, Livingroom gibi.
Son saydıklarımdan Arkaoda ve Livingroom mekanları cafe bar tasarımda yerler. Alteratif tarzda müzik yapmaktalar. Daha butik. Seyirci kitlesi daha bir az.
Kış gününde sarıp sarmalandığımız zamanlardan bir gece apar topar kardeşimle evden çıkıp 45 dk sonra Kadıköy'de bir sokağa aracımızı park ettik.
Kardeşim bulmuş, yerel sanatçıların yerel konserlerinden biri. Arkaoda'ya ilk defa gitmiştim. Alt katta bar gibi faaliyet göstermekte, üst katta perdeler çekilmiş. İnceden bir konser devam etmekte. Yerde ki minderlere oturuluyor. Yaklaşık 30 kişi oturan, 30 kişi ayakta var. Arkaoda'nın arka sıralarında,ayakta dikilenler perdeye yaslanmaktan sündürmüşler. Ah güzelim bordo kadife perdeler :)
Konser'e biraz gecikmiştik. Fazla uzun sürmedi bizim açımızdan. Az seyirci kitlesi olan alternatif gruplardan biri sahnede. Biraz fazla samimiler seyirciyle. Müzikleri iyi. Olgun.
Tarzları böyle demek ki.
Konser bitiyor. Montlar kabanlar giyiliyor. evin yolu tutuluyor.
13 Nisan 2016 Çarşamba
Konser: Lviv Organ and Chamber Music Hall
Gezme isteğimizin damarlarda arttığı günlerde kardeşimden gelen seyahat teklifini reddedemedim.
Vizesiz gidilecek bir yurtdışı seyahati fena olmayacaktı.
Ukrayna Lviv'e gitmeye karar verdik. Kalacak yeri ayarlayıp çıktık yola.
Yaz ayı etkisini hissettirmekte iken güzel bir seyahat oldu.
Gezimizin ortasında bende kardeşime dedim ki güzel bir konsere gidelim, teklifinde bulundum.
Böylelikle kendimizi kaldığımız hostelden 20 dk. yürüme mesafesi uzaklıkta Lviv Organ and Chamber Music Hall'de bulduk. 17. yüzyılda yapılmış.
Lviv'in sanatsal faaliyetlerinin sürdüğü bir yapı. Konserin başlamasına 15 dk var. Hemen biletimizi aldık. Fiyat olarak çok uygun.
Seyirciler de %20 yabancı, %80 yerli. Yaş ortalaması 50 diyebilirim.
Konser programı klasik müzik, barok, romantik tarzı geniş bir yelpazede.
Kullanılan çalgı ise büyük kilise orgu ve ona bazı parçalarda pan flüt eşlik etti.
Konser süresi 45 dk kadar sürdü.
Çok etkilenmiştik. Hele ki Schindler List Pan Flüt eşliğiyle çalınması ayrı bir güzellikti.
Birde konser salonunun mimarisi, serinliği, tasarımı bizi mest etti.
Konser bitiminde günlük hayatımıza ve gezimize geri dönmüştük. Yolu oralara düşen arkadaşlar mutlak ziyaret etmeli.
Vizesiz gidilecek bir yurtdışı seyahati fena olmayacaktı.
Ukrayna Lviv'e gitmeye karar verdik. Kalacak yeri ayarlayıp çıktık yola.
Yaz ayı etkisini hissettirmekte iken güzel bir seyahat oldu.
Gezimizin ortasında bende kardeşime dedim ki güzel bir konsere gidelim, teklifinde bulundum.
Böylelikle kendimizi kaldığımız hostelden 20 dk. yürüme mesafesi uzaklıkta Lviv Organ and Chamber Music Hall'de bulduk. 17. yüzyılda yapılmış.
Lviv'in sanatsal faaliyetlerinin sürdüğü bir yapı. Konserin başlamasına 15 dk var. Hemen biletimizi aldık. Fiyat olarak çok uygun.
Seyirciler de %20 yabancı, %80 yerli. Yaş ortalaması 50 diyebilirim.
Konser programı klasik müzik, barok, romantik tarzı geniş bir yelpazede.
Kullanılan çalgı ise büyük kilise orgu ve ona bazı parçalarda pan flüt eşlik etti.
Konser süresi 45 dk kadar sürdü.
Çok etkilenmiştik. Hele ki Schindler List Pan Flüt eşliğiyle çalınması ayrı bir güzellikti.
Birde konser salonunun mimarisi, serinliği, tasarımı bizi mest etti.
Konser bitiminde günlük hayatımıza ve gezimize geri dönmüştük. Yolu oralara düşen arkadaşlar mutlak ziyaret etmeli.
Konser: Göksel Baktagir Sakarya Üniversitesi
Müziği pek sevdiğim sanırım yazılardan anlaşılmıştır. Herhangi bir müzik sınıflandırması yapmasam
da Altenatif Rock - Klasik müzik çizgisini severim. Halk müziğine de ilgim vardır. Türk sanat müziği onlardan sonra gelir.
Türk sanat müziğinin sazlarından biri olan Göksel Baktagir'i ekibiyle birlikte Sakarya Üniversitesi
Konferans salonunda dinleme imkanım oldu.
Konservatuvarın organize ettiği bir programdı. Salon tıklım tıklımdı tabi ki. Ön sırada hocalar 3.
sıradan sonra öğrenciler başlıyordu. Ağırlık konservatuvar öğrencilerindeydi fakat diğer bölümlerde
de öğrenciler yerlerini almıştı. Yaklaşık 1 saat süren bir konser oldu. Ücretsiz ve öğrencilere hitap
eden bir etkinlik olduğundan çok kalabalıktı. Gürültüde vardı.
Yine de üzerinden uzun zaman geçse bile hatırladığım konserler arasındadır. Türk sanat müziğine
doyduğumuz bir gündü.
12 Nisan 2016 Salı
Konser: Pascal Contet Borusan Müzik Evi
Akordeon konserlerinin sıkı takipçiyim. Pascal Contet'in Türkiye geleceğini İstanbul Borusan Müzik Evinde konser vereceğini duyduğumda çok sevindim. Borusan Müzik evi güzel bir salon. Hemen bileti aldım . Konser gününü beklemeye başladım.
Pascal Contet değişik bir projeye başlamış.Sahnede bilgisayar efekti grafikler akmakta, akordeon ezgileriyle doğaçlama renklere şekillere eşlik etmektedir. Salon fazla kalabalık değil, pek ilgi göstermemişler. Ama bizim keyfimiz yerinde karışık oturma düzeni olduğunda önlerde yerimizi
aldık. Sahne bembeyaz, grafik yansıması için, kıyafetler bembeyaz, ayakkabılar bembeyaz, bir tek akordeon ballone burini simsiyah.
Tam bir konser akordeonu.
Konser başladı melodiler ve grafikler akmaya başladı. Atonik ezgiler. İzleyicinin dikkati konserin ortasına doğru dağıldı.
Hipnoz gibi bir gösteri fakat ters etki gösterdi.
Benim hoşuma gitti açıkçası. Değişik bir fikir. Güzel bir konserdi.
Konserin sonunda kısa bir söyleşi yapıp sorularınızı almak istiyorum dedi. 10 dk gitti. Bir elini yüzünü yıkadı. Geri geldi.
Proje hakkında ve akordeon hakkında sorular geldi. İncelikle ve kibar bir şekilde cevapladı.
Soru cevap bitti herkes dağıldı. Pascal Contet akordeonu toplarken yanına gittim. Merhabalaştık. Bende teşekkürlerimi iletip kendi çalgım olan akordeon hakkında bir iki soru sordum. Görüşmek üzere deyip ayrıldım.
Pascal Contet değişik bir projeye başlamış.Sahnede bilgisayar efekti grafikler akmakta, akordeon ezgileriyle doğaçlama renklere şekillere eşlik etmektedir. Salon fazla kalabalık değil, pek ilgi göstermemişler. Ama bizim keyfimiz yerinde karışık oturma düzeni olduğunda önlerde yerimizi
aldık. Sahne bembeyaz, grafik yansıması için, kıyafetler bembeyaz, ayakkabılar bembeyaz, bir tek akordeon ballone burini simsiyah.
Tam bir konser akordeonu.
Konser başladı melodiler ve grafikler akmaya başladı. Atonik ezgiler. İzleyicinin dikkati konserin ortasına doğru dağıldı.
Hipnoz gibi bir gösteri fakat ters etki gösterdi.
Benim hoşuma gitti açıkçası. Değişik bir fikir. Güzel bir konserdi.
Konserin sonunda kısa bir söyleşi yapıp sorularınızı almak istiyorum dedi. 10 dk gitti. Bir elini yüzünü yıkadı. Geri geldi.
Proje hakkında ve akordeon hakkında sorular geldi. İncelikle ve kibar bir şekilde cevapladı.
Soru cevap bitti herkes dağıldı. Pascal Contet akordeonu toplarken yanına gittim. Merhabalaştık. Bende teşekkürlerimi iletip kendi çalgım olan akordeon hakkında bir iki soru sordum. Görüşmek üzere deyip ayrıldım.
10 Nisan 2016 Pazar
Konser: Wayne Shorter Quartet Cemal Reşit Rey Konser Salonu
Bu ülkeden Wayne Shorter geldi geçti.
Ara ara Cemal Reşit Rey programına bakıyorum. İlgimi çekenlere gitmeye çalışıyorum. Yine öyle bir gün programa göz atarken Wayne Shorter ismini gördüm. 82 yaşında ki müzisyenin Türkiye konseri. 15 gün öncesinden tükenmeye yakın olan biletlerden 2 tane aldım.
Konser günü geldi. İşten çıkıp zor bir şekilde konsere yetişmeye çalıştım. Zar zor araba parkı buldum. Politik konferans varmış, sıkı bir güvenlik önleminden geçip yerimizi aldık. Şu ana kadar gittiğim en dolu konser. Sıraların sonlarına ilave sandalyeler konulmuş.
Konser biraz gecikmeli olarak başladı.
Alkış.
Wayne Shorter yavaş yavaş sahneye çıkıp, seyirciyi yavaşça selamlayıp, yerine geçti. Sağında iki tane saksafon vardı. Konser boyunca ikisini
sırayla çaldı. Biri Soprano saksafon, diğerini tenor saksafondu.
Quartet'in sahnede ki dizilişi ise şöyleydi.
Sahnenin solunda piyano: Danilo Perez
Ortada: Wayne Shorter
Hafif sağ arkada John Patitucci Kontrbas.
Sahnenin solunda davulda Brian Blade.
Caz müziği adına çok iyi bir konserdi. Seyircinin ilgisi ise muazzam. Yaş aralığı çok genişti. 18 den 80 'e kadar.
Konserden aklımda kalan müzisyenlerin mükemmel performansları oldu.
Hepsi iyidi gerçekten fakat davulcu Brian Blade ayrı bir iyiydi. Hatta çok iyiydi. Brain Blade'yi takibe alacağım :)
Tek bis yaptılar, bis parçasıda 5 dk kadar sürdü. Konser bitti, radyonun sesini yol boyunca kıstım, tınlama kulağımda devam etsin diye.
Ara ara Cemal Reşit Rey programına bakıyorum. İlgimi çekenlere gitmeye çalışıyorum. Yine öyle bir gün programa göz atarken Wayne Shorter ismini gördüm. 82 yaşında ki müzisyenin Türkiye konseri. 15 gün öncesinden tükenmeye yakın olan biletlerden 2 tane aldım.
Konser günü geldi. İşten çıkıp zor bir şekilde konsere yetişmeye çalıştım. Zar zor araba parkı buldum. Politik konferans varmış, sıkı bir güvenlik önleminden geçip yerimizi aldık. Şu ana kadar gittiğim en dolu konser. Sıraların sonlarına ilave sandalyeler konulmuş.
Konser biraz gecikmeli olarak başladı.
Alkış.
Wayne Shorter yavaş yavaş sahneye çıkıp, seyirciyi yavaşça selamlayıp, yerine geçti. Sağında iki tane saksafon vardı. Konser boyunca ikisini
sırayla çaldı. Biri Soprano saksafon, diğerini tenor saksafondu.
Quartet'in sahnede ki dizilişi ise şöyleydi.
Sahnenin solunda piyano: Danilo Perez
Ortada: Wayne Shorter
Hafif sağ arkada John Patitucci Kontrbas.
Sahnenin solunda davulda Brian Blade.
Caz müziği adına çok iyi bir konserdi. Seyircinin ilgisi ise muazzam. Yaş aralığı çok genişti. 18 den 80 'e kadar.
Konserden aklımda kalan müzisyenlerin mükemmel performansları oldu.
Hepsi iyidi gerçekten fakat davulcu Brian Blade ayrı bir iyiydi. Hatta çok iyiydi. Brain Blade'yi takibe alacağım :)
Tek bis yaptılar, bis parçasıda 5 dk kadar sürdü. Konser bitti, radyonun sesini yol boyunca kıstım, tınlama kulağımda devam etsin diye.
8 Nisan 2016 Cuma
Konser: Tarkan Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi
İstanbul'da yazları açık hava konserleri bir başka olur. Rüzgar eser inceden, serindir, İstanbul akşamları. Halk tarafından teveccüh de olur.
Zevklidir. Bu yaz Tarkan fırtınası esti. Bir sezonda üç kez sahne aldı açık hava tiyatrosunda. Çok yoğun ilgi gerçekten.
Harbiye Açık Hava tiyatrosu stadyum havasında, kapıda köfteciler, işportacılar, her bir şey tanıtımı yapan görevliler.
Kapı sayısı fazla olduğundan rahatça içeri girdik. Meğer herkes içerideymiş. İyi kalabalık. Paraya kıyıp, sol ön tarafta yerimizi almıştık.
Konseri beklerken izleyicilere de göz gezdiriyorduk. Şebnem Ferah en ünlü konuğuydu. Şık kadın.
İzleyici kitlesinin yaş ortalaması diğer Tarkan konserlerine göre biraz yüksek. 30-35 diyebiliriz.
Konser başladı, tiyatro yıkılıyor :)
Tarkan eski parçalarıyla başladı. 3 eski 1 yeni sırasıyla konserine devam etti.
Tiyatro çok mutlu. Herkesin dilinde şarkılar. Sahne performansı Tarkan'nın gayet iyi. Geçen yıllar, çok farkettirmemiş.
Bir pop star ne yapması gerekirse yaptı :)
Kış güneşi şarkısı beni benden aldı, onu hatırlıyorum.
Güzel bir yaz akşamı geldi geçti. Tadı kaldı.
Konser: Kitaro Zorlu Center
Efsanelerle heveslendiğimiz bir konser akşamı daha, Kitaro.
Uzak doğu merakım zaman zaman üst seviyeye çıkıyor. O zamanlardan biri Japon sanatçı Kitaro.
İpekyolu bestesinin efsanevi müzisyeni. Zaten tüm salon o parçayı bekliyor.
Ben de konsere gitmeden önce kısa bir ön araştırma yaptım. Temel nota teorisini, anlayışına
uymayan bir müzisyen olduğu ortaya çıktı. :)
Gerçi uzak doğu ezgileri yarım ses üzerine kuruludur. Zaten günümüzde hakim Avrupa armonisine uzaktır.
Konser başladı. Orgla yapılan dinlendirici bir müzik. Arada atonal parçalarda var.
Konser Zorlu Center'da. Salon kalabalık. Konser başladı. Işık efektleri, gösteriye uygun.
Seyircinin dikkati yüksek.
Farklı kültür, farklı müzikler gerçekten insanın ön yargısını almada birebir çözüm.
Sadece konser biletleri biraz yüksek, devamlı takip edelim dersen, biraz yorar gibi geliyor.
Bu tip etkinliklerin organizasyonunu tekelden kurtarmalıyız. Kültürel gelişmenin böyle sağlanacağı fikrindeyim.
Konsere yeniden dönersek, hem Kitaro'nun hem izleyicilerin memnun şekilde konserden ayrıldığını söyleyebilirim.
Uzak doğu merakım zaman zaman üst seviyeye çıkıyor. O zamanlardan biri Japon sanatçı Kitaro.
İpekyolu bestesinin efsanevi müzisyeni. Zaten tüm salon o parçayı bekliyor.
Ben de konsere gitmeden önce kısa bir ön araştırma yaptım. Temel nota teorisini, anlayışına
uymayan bir müzisyen olduğu ortaya çıktı. :)
Gerçi uzak doğu ezgileri yarım ses üzerine kuruludur. Zaten günümüzde hakim Avrupa armonisine uzaktır.
Konser başladı. Orgla yapılan dinlendirici bir müzik. Arada atonal parçalarda var.
Konser Zorlu Center'da. Salon kalabalık. Konser başladı. Işık efektleri, gösteriye uygun.
Seyircinin dikkati yüksek.
Farklı kültür, farklı müzikler gerçekten insanın ön yargısını almada birebir çözüm.
Sadece konser biletleri biraz yüksek, devamlı takip edelim dersen, biraz yorar gibi geliyor.
Bu tip etkinliklerin organizasyonunu tekelden kurtarmalıyız. Kültürel gelişmenin böyle sağlanacağı fikrindeyim.
Konsere yeniden dönersek, hem Kitaro'nun hem izleyicilerin memnun şekilde konserden ayrıldığını söyleyebilirim.
7 Nisan 2016 Perşembe
Konser: Gülay Sakarya İl Spor Salonu
Gülay.
Üniversite yıllarımın vazgeçilmez isimlerinden. Gecelere sorsalar Gülay derdi o zamanlar. Neyin derdi tasasıysa, insan zamanla olgunlaşıyor.
Üniversiteden hemen sonra askerlik. Askerde de Gülay.
Gülay'ı seviyoruz arkadaş. Halk müziği ve özgün müzikte gerçekten çok iyi.
İzmir'den arkadaşlarımız sadece Gülay'ı dinlemeye geldiler. Beraber Taksim'deki bir türkü bara gittik.
İstek şarkı filan yapmıştık. Sahneye hakim bir masada oturuyorduk. Ama bu yazı türkü barla alakalı değil.
Gülay'ı Sakarya, Adapazarı'nda Sakarya il spor salonunda verdiği konserde dinledik.
Salon dolu, saatler öncesinden iyi yere geçebilmek adına salona gelinmiş, itina ile yerler kapılmış. Biz kapamadık tabi, diğer izliyeciler :)
Halk konseri. Salonda inanılmaz bir gürültü var. Bu gürültüyü yapan bizleriz tabi, herkes her şeyden konular açıp konuşuyor. Çünkü konserin başlamasına çok var.
Laf lafı açarken konser başladı. Alkış yağmuru.
Gülay şarkılarını türkülerini sıralamaya başladı. Ahmet Kaya repertuvarına pek girmese de damlalar albümden bir iki parça seslendirdi. Halk müziği ağırlıklı bir konserdi.
Gülay'ın türkülerde ki inişleri, çıkışları, salonun Gülay'ın etkisi altında kalıp, dinleyenlerin göğsünün tam ortasına boğum yerleştirmesi ayrı bir beceri.
Aradaki naralarında gözümün dolduğu bile oldu. Çok hisli bir sanatçı gerçekten.
O konser alanından ayrılırken aklımda kalan parça hey on beşli on beşli türküsüydü. Salon içten içe ağlıyordu.
Arkadaşlarla konser sonrası karımızı doyurup, evimizin yolunu tuttuk.
Üniversite yıllarımın vazgeçilmez isimlerinden. Gecelere sorsalar Gülay derdi o zamanlar. Neyin derdi tasasıysa, insan zamanla olgunlaşıyor.
Üniversiteden hemen sonra askerlik. Askerde de Gülay.
Gülay'ı seviyoruz arkadaş. Halk müziği ve özgün müzikte gerçekten çok iyi.
İzmir'den arkadaşlarımız sadece Gülay'ı dinlemeye geldiler. Beraber Taksim'deki bir türkü bara gittik.
İstek şarkı filan yapmıştık. Sahneye hakim bir masada oturuyorduk. Ama bu yazı türkü barla alakalı değil.
Gülay'ı Sakarya, Adapazarı'nda Sakarya il spor salonunda verdiği konserde dinledik.
Salon dolu, saatler öncesinden iyi yere geçebilmek adına salona gelinmiş, itina ile yerler kapılmış. Biz kapamadık tabi, diğer izliyeciler :)
Halk konseri. Salonda inanılmaz bir gürültü var. Bu gürültüyü yapan bizleriz tabi, herkes her şeyden konular açıp konuşuyor. Çünkü konserin başlamasına çok var.
Laf lafı açarken konser başladı. Alkış yağmuru.
Gülay şarkılarını türkülerini sıralamaya başladı. Ahmet Kaya repertuvarına pek girmese de damlalar albümden bir iki parça seslendirdi. Halk müziği ağırlıklı bir konserdi.
Gülay'ın türkülerde ki inişleri, çıkışları, salonun Gülay'ın etkisi altında kalıp, dinleyenlerin göğsünün tam ortasına boğum yerleştirmesi ayrı bir beceri.
Aradaki naralarında gözümün dolduğu bile oldu. Çok hisli bir sanatçı gerçekten.
O konser alanından ayrılırken aklımda kalan parça hey on beşli on beşli türküsüydü. Salon içten içe ağlıyordu.
Arkadaşlarla konser sonrası karımızı doyurup, evimizin yolunu tuttuk.
6 Nisan 2016 Çarşamba
Konser: Şebnem Ferah Harbiye Cemil Topuzlu
Şebnem Ferah bizim kuşağın Rock sanatçısı. Meşhur olduğu ilk albümünü hala ara ara dinliyorum.
Nasıl tanıştığımız ise çok ilginç eve misafirliğe gelen uzaktan akrabamızın oğlu bir dinlesene deyip
walkman'in kulaklığını ani hareketle kulağıma taktı. Ondan sonra parçalar aktı. Akşamına gittim bende albümü aldım.
Kaset kalitesi çok zayıf fakat çok eğlenceli ve yaratıcı bir argüman.
Konsere geri dönersek kız arkadaşıma süpriz yapıp Harbiye Cemil Topuzlu açık hava konserlerine iki bilet aldım. Çok sevindi. Ben de heyecanlı bekledim.
Konser günü, büyük kalabalıkla birlikte yerimizi aldık. Sol arkalarda. Her yer tıklım tıklım dolu. Açık hava konserlerinin samimiyetine bayılıyorum.
Sahneye Şebnem Ferah büyük efektlerle çıktı. Alkış koptu.
Şarkılarını kendine has üslubuyla, büyük keyifle seslendirdi. İzleyicilerinde keyfi, morali gayet yerindeydi.
Gitar soloları müthiş. Şebnem Ferah haykırışları ise insanın ciğerine işliyor.
Hava da gayet iyi, yalnız ön sıralarda ki arkadaşlar duman efektinden biraz etkilendi. Arkalarda olduğumuz için şanslı hissettik kendimizi.
Konserin sonlarına doğru akordeon sahneye çıktı. Fakat akordeon performansı çok zayıftı. Tutuşunda bile sıkıntı vardı. Bir şarkıda akordeon konsere katılmıştı. Bir daha görmedim. Fakat konser tanıtımında akordeon olduğu yazılıydı. Tek şarkılık. Vasat altı.
Konser genel olarak süperdi. Çok keyifli bir yaz akşamı geçirdik. Yaz sonları diyelim.
Nasıl tanıştığımız ise çok ilginç eve misafirliğe gelen uzaktan akrabamızın oğlu bir dinlesene deyip
walkman'in kulaklığını ani hareketle kulağıma taktı. Ondan sonra parçalar aktı. Akşamına gittim bende albümü aldım.
Kaset kalitesi çok zayıf fakat çok eğlenceli ve yaratıcı bir argüman.
Konsere geri dönersek kız arkadaşıma süpriz yapıp Harbiye Cemil Topuzlu açık hava konserlerine iki bilet aldım. Çok sevindi. Ben de heyecanlı bekledim.
Konser günü, büyük kalabalıkla birlikte yerimizi aldık. Sol arkalarda. Her yer tıklım tıklım dolu. Açık hava konserlerinin samimiyetine bayılıyorum.
Sahneye Şebnem Ferah büyük efektlerle çıktı. Alkış koptu.
Şarkılarını kendine has üslubuyla, büyük keyifle seslendirdi. İzleyicilerinde keyfi, morali gayet yerindeydi.
Gitar soloları müthiş. Şebnem Ferah haykırışları ise insanın ciğerine işliyor.
Hava da gayet iyi, yalnız ön sıralarda ki arkadaşlar duman efektinden biraz etkilendi. Arkalarda olduğumuz için şanslı hissettik kendimizi.
Konserin sonlarına doğru akordeon sahneye çıktı. Fakat akordeon performansı çok zayıftı. Tutuşunda bile sıkıntı vardı. Bir şarkıda akordeon konsere katılmıştı. Bir daha görmedim. Fakat konser tanıtımında akordeon olduğu yazılıydı. Tek şarkılık. Vasat altı.
Konser genel olarak süperdi. Çok keyifli bir yaz akşamı geçirdik. Yaz sonları diyelim.
5 Nisan 2016 Salı
Konser: Chet Faker Volkswagen Arena
Kardeşim...
Fulya GEZER.
Müzik dünyama çok etkisi olmuştur. Tavsiyeleri, önerileri, fikirleri, paha biçilmez benim için. Abarttığımı filan zannetmeyin.
Chet Faker da bunlardan biri. 1988 doğumlu sanatçı. Ön yargılarla yaklaştığım için üzüntü içindeyim :)
Kardeşim gelip, Chet Faker bileti aldım, ne dersin dediğimde benim olumsuz enerjimden o da etkilenip, keyfi kaçmıştı.
Konser akşamı ayağımızı yerde sürüye sürüye zorla gittik. Konser mekanı Maslak Volkswagen Arena'daydı.
Daha yeni yeni etkinlikler yapılmaktaydı. Bina tam hazır değildi. Mekana vardığımızda her yer tıklım tıklım.
Konser izleyici yaş ortalaması 16-20.
Yerimiz güzel oturuyoruz. Sahnenin solunda alt katta.
Her yer dolu. Salonda sigara yakmaya başladılar. Ortam dumanaltı oldu.
Biraz gecikmeyle Chet Faker sahneye çıktı. Alkış kıyamet.
Şarkılarını DJ edasıyla sıralamaya başladı. Salon gayet memnun. Benim de havam yerine gelmişti. Ses çok iyi kardeşim deyip duruyordu.
Yavaş yavaş salonu etkisi altına almaya başladı. Seyirciyle ara ara sohbet ediyor. Şarkı seçimleriyle tansiyon bir an olsun düşmüyordu.
Radyo ve internette bir-iki şarkısına denk gelmiştim. Pek tanımıyordum. Konserden önce biraz incelemiştim. Şarkılara eşlik etmeye başlamıştım bile.
Konserin başında " İlk defa bir Arenada konser veriyorum " dedi. Bu cümle beni çok etkilemişti, heyecanlı bir sanatçı vardı sahnede. İzledim. Dinledim.
Hiç sırıtmadı.
Konser bitti. Çok güzel. Tadında bir konserdi.
Fulya GEZER.
Müzik dünyama çok etkisi olmuştur. Tavsiyeleri, önerileri, fikirleri, paha biçilmez benim için. Abarttığımı filan zannetmeyin.
Chet Faker da bunlardan biri. 1988 doğumlu sanatçı. Ön yargılarla yaklaştığım için üzüntü içindeyim :)
Kardeşim gelip, Chet Faker bileti aldım, ne dersin dediğimde benim olumsuz enerjimden o da etkilenip, keyfi kaçmıştı.
Konser akşamı ayağımızı yerde sürüye sürüye zorla gittik. Konser mekanı Maslak Volkswagen Arena'daydı.
Daha yeni yeni etkinlikler yapılmaktaydı. Bina tam hazır değildi. Mekana vardığımızda her yer tıklım tıklım.
Konser izleyici yaş ortalaması 16-20.
Yerimiz güzel oturuyoruz. Sahnenin solunda alt katta.
Her yer dolu. Salonda sigara yakmaya başladılar. Ortam dumanaltı oldu.
Biraz gecikmeyle Chet Faker sahneye çıktı. Alkış kıyamet.
Şarkılarını DJ edasıyla sıralamaya başladı. Salon gayet memnun. Benim de havam yerine gelmişti. Ses çok iyi kardeşim deyip duruyordu.
Yavaş yavaş salonu etkisi altına almaya başladı. Seyirciyle ara ara sohbet ediyor. Şarkı seçimleriyle tansiyon bir an olsun düşmüyordu.
Radyo ve internette bir-iki şarkısına denk gelmiştim. Pek tanımıyordum. Konserden önce biraz incelemiştim. Şarkılara eşlik etmeye başlamıştım bile.
Konserin başında " İlk defa bir Arenada konser veriyorum " dedi. Bu cümle beni çok etkilemişti, heyecanlı bir sanatçı vardı sahnede. İzledim. Dinledim.
Hiç sırıtmadı.
Konser bitti. Çok güzel. Tadında bir konserdi.
4 Nisan 2016 Pazartesi
Konser: Between Worlds Cemal Reşit Rey
Geçen akşam Cemal Reşit Rey sahnesinde Between Worlds grubunun bir konseri vardı.
Between Worlds grubu: Avi Vital, Akordeon: Ksenija Sidorova, Itamar Doari: Vurmalı çalgılar.
İstanbul'da huzursuzluk devam ediyor hala. Konser alanının dışı boş sayılır.
İçeri girdik. Sıkı bir güvenlik kontrolünden sonra biletlerimize bakıldı. Görevli salonun boş olduğunu istediğimiz yere
oturabileceğimizi söyledi.
Kendi yerimize geçtik. Üstlerde ortada bir yer. Konser başlamasına 5-10 dk var. Salonda 100-150 kişi var.
Daha sonra konser boyunca daimi yerimiz olacak 3. sıraya oturduk.
Önce mandolin ve akordeon sahneye çıktı. İlk parçadan sonra perküsyon onlara katıldı.
Üç kişilik sempatik bir grup.
Konser ilerledikçe şöyle dedim, oda müziği nedir ne değildir öğrenmek isteyen bu konserde olmalıydı!
Konser sona erdi. Konserden çıkan herkes memnun. Konser bittiğinde alkışlar aslında tüm memnuniyeti belli ediyordu.
Perküsyon çok yetenekli, mandolin zaten grubu sırtlayan sanatçı,
akordeon ise üst seviye.
Akordeonun sağ ve sol klavyesini büyük bir ustalıkla kullanıyorlar. Körük hakimiyeti başarılı.
Konser boyunca akordeonun parlaması gözümüzü alması ayrı bir güzellik.
Between Worlds grubu: Avi Vital, Akordeon: Ksenija Sidorova, Itamar Doari: Vurmalı çalgılar.
İstanbul'da huzursuzluk devam ediyor hala. Konser alanının dışı boş sayılır.
İçeri girdik. Sıkı bir güvenlik kontrolünden sonra biletlerimize bakıldı. Görevli salonun boş olduğunu istediğimiz yere
oturabileceğimizi söyledi.
Kendi yerimize geçtik. Üstlerde ortada bir yer. Konser başlamasına 5-10 dk var. Salonda 100-150 kişi var.
Daha sonra konser boyunca daimi yerimiz olacak 3. sıraya oturduk.
Önce mandolin ve akordeon sahneye çıktı. İlk parçadan sonra perküsyon onlara katıldı.
Üç kişilik sempatik bir grup.
Konser ilerledikçe şöyle dedim, oda müziği nedir ne değildir öğrenmek isteyen bu konserde olmalıydı!
Konser sona erdi. Konserden çıkan herkes memnun. Konser bittiğinde alkışlar aslında tüm memnuniyeti belli ediyordu.
Perküsyon çok yetenekli, mandolin zaten grubu sırtlayan sanatçı,
akordeon ise üst seviye.
Akordeonun sağ ve sol klavyesini büyük bir ustalıkla kullanıyorlar. Körük hakimiyeti başarılı.
Konser boyunca akordeonun parlaması gözümüzü alması ayrı bir güzellik.
1 Nisan 2016 Cuma
Konser: Venedik Barok Orkestrası Cemal Reşit Rey
Zor zamanlar geçiriyoruz ülke olarak. Ruhsal buhran. Patlayan bombalar, yiten canlar, korku saldı her yanımızı. Metrolar boş. Halk kalabalık yerlere gitmekten çekiniyor.
Böyle bir ortamda İstanbul Harbiye Cemal Reşit Rey salonunda gerçekleşecek, Venedik Barok Orkestrasının konserine gitmeye karar verdik. Çevremden kalabalık yerlere gitmeyin mesajları arasında.
Konserin başlamasına 15 dk var. Saat 19:45 arabayı park etmeye yer yok. Tıklım tıklım. Köftecinin dumanı da sarmış her yanı. Zar zor bir yer buldum. Park etmedim, arabayı attım denebilir. 5 dk sürdü salona geri gelmem. Seyirci yerini almış salonun %60'ı dolu. İyi sayılır.
Ben sahnenin sol önünde, Sabiha'nın sağında oturuyorum. Orkestra ise sahnede şöyle, 1. keman grubu bana göre en solda onların yanında obualar, 2. keman grubu onun yanında, sonra fagot, yanlarında violalar çeyrek daire tamamlandı. Sahnenin sağına doğru viyolenseller, arkalarında kontrabas, yanlarında flütçüler, yarım daire tamamlandı. Orkestranın ortasında şef-klavensen bulunmakta.15-20 kişilik bir orkestra. İsminden de anlaşılacağı gibi barok müzik icra ediyorlar.
20:03 de konser başlama anonsu geldi. Son resimlerimi çektim. 20:06 da konser başladı.
konser genel olarak ortalamanın üstündeydi. Puan,70 uygundur.
Kısaca aldığım notlardan bahsetmek gerekirse.
* Flütçü, hem kemancı hem düzenleyici.
*Klavensenin arka iki bacağı platforma sığmamış, havada kalmış.
Şef ayakta çaldığı için yerden yükseltmişler.
*Hem şef hem klavensenci konsepti iyi olmuş.
*Sahne kıyafetleri pek şık değil.
*Şef'e verilen hediye yere konmamalıydı.
*Vivaldi keman konçertoları muazzam.
*Flüt solosu üst düzey.
Böyle bir ortamda İstanbul Harbiye Cemal Reşit Rey salonunda gerçekleşecek, Venedik Barok Orkestrasının konserine gitmeye karar verdik. Çevremden kalabalık yerlere gitmeyin mesajları arasında.
Konserin başlamasına 15 dk var. Saat 19:45 arabayı park etmeye yer yok. Tıklım tıklım. Köftecinin dumanı da sarmış her yanı. Zar zor bir yer buldum. Park etmedim, arabayı attım denebilir. 5 dk sürdü salona geri gelmem. Seyirci yerini almış salonun %60'ı dolu. İyi sayılır.
Ben sahnenin sol önünde, Sabiha'nın sağında oturuyorum. Orkestra ise sahnede şöyle, 1. keman grubu bana göre en solda onların yanında obualar, 2. keman grubu onun yanında, sonra fagot, yanlarında violalar çeyrek daire tamamlandı. Sahnenin sağına doğru viyolenseller, arkalarında kontrabas, yanlarında flütçüler, yarım daire tamamlandı. Orkestranın ortasında şef-klavensen bulunmakta.15-20 kişilik bir orkestra. İsminden de anlaşılacağı gibi barok müzik icra ediyorlar.
20:03 de konser başlama anonsu geldi. Son resimlerimi çektim. 20:06 da konser başladı.
konser genel olarak ortalamanın üstündeydi. Puan,70 uygundur.
Kısaca aldığım notlardan bahsetmek gerekirse.
* Flütçü, hem kemancı hem düzenleyici.
*Klavensenin arka iki bacağı platforma sığmamış, havada kalmış.
Şef ayakta çaldığı için yerden yükseltmişler.
*Hem şef hem klavensenci konsepti iyi olmuş.
*Sahne kıyafetleri pek şık değil.
*Şef'e verilen hediye yere konmamalıydı.
*Vivaldi keman konçertoları muazzam.
*Flüt solosu üst düzey.
31 Mart 2016 Perşembe
Konser: Redd Bronx Pi Sahne
Kardeşim hediye ettiği bir albümle Redd 'le tanışmamız başladı. Gerçi sık şekilde radyoda seslerini duysam da inceleme fırsatım, pek olmamıştı.
2006 yılında çıkan bu albümün ismi kirli suyunda parıltılardı. Uzun bir süre dinledim. Üniversite yıllarımı geçirdiğim albümlerdendir.
Tarzı gerçekten bana uygun bir grup.
Redd grubunu canlı birçok kez dinledim, ilk dinlediğim konser, Taksim tünele yakın Bronx Pi sahnedir. Dar, basık bir mekan olmasına karşın,
faal bir mekandır. Hareketli. İçeride yaklaşık 100 kişi var, fazla önlere ilerlemedik. İçerisi de çok sıcak.
Hep birlikte şarkılar söylendi. Org soloları dikkate değer. O zamanlar grupta Berke ve İlke Hatipoğlu da var. Gece yarısı konser sonlandı. O gece aklımda kalan Doğan Duru'nun performansı, iyiydi.
Bir de boş terkos çarşısı.
2006 yılında çıkan bu albümün ismi kirli suyunda parıltılardı. Uzun bir süre dinledim. Üniversite yıllarımı geçirdiğim albümlerdendir.
Tarzı gerçekten bana uygun bir grup.
Redd grubunu canlı birçok kez dinledim, ilk dinlediğim konser, Taksim tünele yakın Bronx Pi sahnedir. Dar, basık bir mekan olmasına karşın,
faal bir mekandır. Hareketli. İçeride yaklaşık 100 kişi var, fazla önlere ilerlemedik. İçerisi de çok sıcak.
Hep birlikte şarkılar söylendi. Org soloları dikkate değer. O zamanlar grupta Berke ve İlke Hatipoğlu da var. Gece yarısı konser sonlandı. O gece aklımda kalan Doğan Duru'nun performansı, iyiydi.
Bir de boş terkos çarşısı.
30 Mart 2016 Çarşamba
Konser: Itzhak Perlman istanbul
itzhak perlman birçok kişi schindler's list filminde ki soundtrack sebebiyle tanımaktadır. Amerikalı kemancı, çağımızın sayılı kemancılarından biridir.
Konserin olacağını bursa bandırma yolunda ovaların içinden geçerken haberim oldu. Mail gelmişti. Geçen konserine gidememiştim. Bu sefer mutlak gitmeliyim diye düşünüyordum.
İstanbul geldiğimde alel acele bileti aldım. Daha satışa bir gün olduğu halde biletler tükenme sınırına gelmişti.
Kendimi şanslı hissederek mutlu oldum.
Konserin başlamasına daha 4 ay 6 saat var.
Ücretleri de bence pahalıydı.
Zaman çabucak geçip konser günü gelmişti. Yerimi konserin başlamasına 20 dk kala aldım. Arkalardan, sahneyi am karşıdan gören bir yer.
Itzhak Perlman İstanbul'da sahneye çıktığı an, alkış kıyamet koptu. Klasik müziğin seçkin parçalarını titizlikle seslendirdi. Salon yavaş yavaş ısınmaya başladı. Kalabalık. Kazağımı çıkardım.
Seyircilerden sıkılanların olduğu belli oluyor. Herkes hep birlikte Schindler'in listesini bekliyor. Sonunda Do-LA-RE-LA-RE diye başladı.
Salondan çıt çıkmıyor. Öndeki öksüren arkadaşlar pür dikkat kesildi. Salon ise mest oldu. Parça bitti. Alkışlar. Işık düzeni değişiyor.
Bir teşekkür konuşması ve yıllardan aylardan beri beklenen konser bitmişti. Kalabalık dağıldı. Hayat devam ediyor.
24 Mart 2016 Perşembe
Konser: Kölner Akademie The 3 Sopranos Cemal Reşit Rey
Takvimler 21 Ocak 2016 'yı gösteriyor. İstanbul kış gecesinde gitmiştik. Senenin ilk konseriydi.
Konser Cemal Reşit Rey'de. İstanbul'un bir çok konserine ev sahipliği yaptığı mekan.
Konser akşamı çok soğuktu. Bundan mıdır bilmem, salonun yarısı boştu. Hatta biraz daha sıkı düzen oturulsa %25'lere düşerdi.
Konser planlanan zamandan biraz gecikerek başladı. Önceden bir Kölner Akademie 'nin dinletisi oldu.
Üç sopranodan biri henüz konser başlamadan hastalığı sebebiyle değiştiği duyuruldu.
Daha sonra sopranolar bir bir gelmeye başladılar. Tek tek performans sergiliyorlar. Üçü de bitirince, ikişerli çıktılar. Kısa bir ara sonrası konser devam etti. Son olarak üçlü performans sergileyip konser
sonlandı.
Sopranoları dinlemek gerçekten büyük bir keyifti. Konser yerimizde fena değildi doğrusu. Sağ ön.
2 saatlik sürede sizi dünyadan koparıyorlar.
Hele ki mimiklerini görseniz, birbirlerine bakışlarını, öfkelerini, sevinçlerini.,
Konserden aklımda kalan
Purcell :
When I am laid in earth
mükemmeldi.
Perdeler kapandı. Sıcaktan çıkıp, soğukta gözden kaybolduk.
Konser Cemal Reşit Rey'de. İstanbul'un bir çok konserine ev sahipliği yaptığı mekan.
Konser akşamı çok soğuktu. Bundan mıdır bilmem, salonun yarısı boştu. Hatta biraz daha sıkı düzen oturulsa %25'lere düşerdi.
Konser planlanan zamandan biraz gecikerek başladı. Önceden bir Kölner Akademie 'nin dinletisi oldu.
Üç sopranodan biri henüz konser başlamadan hastalığı sebebiyle değiştiği duyuruldu.
Daha sonra sopranolar bir bir gelmeye başladılar. Tek tek performans sergiliyorlar. Üçü de bitirince, ikişerli çıktılar. Kısa bir ara sonrası konser devam etti. Son olarak üçlü performans sergileyip konser
sonlandı.
Sopranoları dinlemek gerçekten büyük bir keyifti. Konser yerimizde fena değildi doğrusu. Sağ ön.
2 saatlik sürede sizi dünyadan koparıyorlar.
Hele ki mimiklerini görseniz, birbirlerine bakışlarını, öfkelerini, sevinçlerini.,
Konserden aklımda kalan
Purcell :
When I am laid in earth
mükemmeldi.Perdeler kapandı. Sıcaktan çıkıp, soğukta gözden kaybolduk.
23 Mart 2016 Çarşamba
Konser: Hayko Cepkin Garajistanbul
Yoğun geçen bir haftanın ardından, Cuma ettik.
Gözümü açtığımda Bayrampaşa'daydım. Arkadaşlarla buluştuk. Tanışma, yeni arkadaşlar, yeni aile.
Cuma akşamı olmasına rağmen hızlıca Taksime çıktık. 15 dk sürdü yolculuk.
Galata 'nın oraya arabamızı bıraktık. Garaj İstanbul'un yolunu tuttuk.
İstiklal caddesi, hep canlı, hep heyecanlı.
Konser için biraz daha zaman var. Bir yerde oturduk, çay, kahve döndü.
Konser başlamasına 45 dk var. Mekana gittik. Sıkı kontrol söz konusu. İçeri girdik.
Fena bir kalabalık yok değil hani. Salonun yarısı dolu. Ses sistemi fena, bence salon için biraz fazla.
Hayko Cepkin konsere başladı. Beklediğimden iyi bir performans. Şarkı seçimleri çok iyi. Ama biraz ses sistemimin
azizliği diyelim. Biraz konseri geri attı.
Sahne efektleri de abartı olmasına karşın iyiydi. Konsere gelen genç yaşlı kitle, tüm şarkılara olmasa da
çoğuna eşlik etti. İzleyici tarafında biri olarak memnun olmadan ayrılan kimseyi göremedim.
Konserinin sonlarına doğru Ceza sahne aldı. Bir parçaya eşlik etti. Eğreti bir dans gösterisinden sonra konser
sonlandı.
Işıklı top muhabbeti ise bize kalsın. O günün hatırası.
Son deiyeceğim şudur, her fani, hayatında en az bir kez Hayko Cepkin konserine gitmeli. Bu imkan için
buradan teşekkürler.
Gözümü açtığımda Bayrampaşa'daydım. Arkadaşlarla buluştuk. Tanışma, yeni arkadaşlar, yeni aile.
Cuma akşamı olmasına rağmen hızlıca Taksime çıktık. 15 dk sürdü yolculuk.
Galata 'nın oraya arabamızı bıraktık. Garaj İstanbul'un yolunu tuttuk.
İstiklal caddesi, hep canlı, hep heyecanlı.
Konser için biraz daha zaman var. Bir yerde oturduk, çay, kahve döndü.
Konser başlamasına 45 dk var. Mekana gittik. Sıkı kontrol söz konusu. İçeri girdik.
Fena bir kalabalık yok değil hani. Salonun yarısı dolu. Ses sistemi fena, bence salon için biraz fazla.
Hayko Cepkin konsere başladı. Beklediğimden iyi bir performans. Şarkı seçimleri çok iyi. Ama biraz ses sistemimin
azizliği diyelim. Biraz konseri geri attı.
Sahne efektleri de abartı olmasına karşın iyiydi. Konsere gelen genç yaşlı kitle, tüm şarkılara olmasa da
çoğuna eşlik etti. İzleyici tarafında biri olarak memnun olmadan ayrılan kimseyi göremedim.
Konserinin sonlarına doğru Ceza sahne aldı. Bir parçaya eşlik etti. Eğreti bir dans gösterisinden sonra konser
sonlandı.
Işıklı top muhabbeti ise bize kalsın. O günün hatırası.
Son deiyeceğim şudur, her fani, hayatında en az bir kez Hayko Cepkin konserine gitmeli. Bu imkan için
buradan teşekkürler.
17 Mart 2016 Perşembe
Konser: Lubomyr Melynk iksv
Onbeş gündür devam eden soğun algınlığı, baş ağrısı, burun tıkanıklığı, boğaz yanmasına aldırış etmeden konsere gittim.
Aslında hikaye şöyle başlıyor. İş yerinden erken çıkmayı planlıyordum. İşlerimi halledip, hızlıca eve gidip, üstümü başımı değiştirip, karnımı doyurup, hazır ve nazır bir şekilde konsere gitmek.
İşte ki hesap çarşıya uymadı. Biraz geç çıkınca, normal saatinde de değil, trafiğe kaldım. Beslenme çantamı yanıma alıp, iş kıyafetlerimle konser salonuna 1 önceden gittim.
Hava soğuk, yağmur çiselemekte.
İçim ısınsın diye iksv yokuşundan yukarı çıkıp, komün lokanta-cafede sıcak bir ezogelin çorbası içtim.
Kardeşim de bu gece yanımda.
Lubomyr Melynk konseri başlamasına, 15 dk kala iksv arka kapıdan giriş yaptık. Yerimiz üst kat balkon, henüz 8-10 kişi var. Direk sahneyi karşıdan gören cephe.
Konser zamanında başladı sayılır.
Lubomyr Melynk, çevik adımlarla sahneye çıktı, seyircileri selamladı. İki kelamdan sonra başladı çalmaya, tahmin ediyordum, güzel olacağını fakat bu kadar güzel olacağını değil.
Besteleri arka arka gelmeye başladı. Parmaklar birbirine karışıyor. Lubomyr Melynk'in yüz ifadesi hala aklımda. Her parça arası anılardan, felsefesinden, hayattan bahsediyor.
Çok güzel bir program yapmış. Hem küçük aralarla, seyirciyi de yormuyor.
Tüm şarkıları çok hoştu. Fakat özellikle Butterfly'ı bir dinleyin.
Son konuşmasını yaptı, yani son arasını verdi.
Aralarda kendi devamlı çalma stilinden bahsetti, parmak hareketlerinden, hayattan, hayatın değişiminden, güzellikten, mutluluktan, piyanonun güzelliğinden.
Bir de önemli nokta Butterfly parçasının en iyi performansı olduğunu hissettiğinden bahsetti.
Konser bitti. Araca doğru yol alırken kardeşime şu dedim:
"Sen olmasaydın bu konsere gidemedim. Eğer ki bu konsere gidemeseydim çok şey kaçırırdım."
Aslında hikaye şöyle başlıyor. İş yerinden erken çıkmayı planlıyordum. İşlerimi halledip, hızlıca eve gidip, üstümü başımı değiştirip, karnımı doyurup, hazır ve nazır bir şekilde konsere gitmek.
İşte ki hesap çarşıya uymadı. Biraz geç çıkınca, normal saatinde de değil, trafiğe kaldım. Beslenme çantamı yanıma alıp, iş kıyafetlerimle konser salonuna 1 önceden gittim.
Hava soğuk, yağmur çiselemekte.
İçim ısınsın diye iksv yokuşundan yukarı çıkıp, komün lokanta-cafede sıcak bir ezogelin çorbası içtim.
Kardeşim de bu gece yanımda.
Lubomyr Melynk konseri başlamasına, 15 dk kala iksv arka kapıdan giriş yaptık. Yerimiz üst kat balkon, henüz 8-10 kişi var. Direk sahneyi karşıdan gören cephe.
Konser zamanında başladı sayılır.
Lubomyr Melynk, çevik adımlarla sahneye çıktı, seyircileri selamladı. İki kelamdan sonra başladı çalmaya, tahmin ediyordum, güzel olacağını fakat bu kadar güzel olacağını değil.
Besteleri arka arka gelmeye başladı. Parmaklar birbirine karışıyor. Lubomyr Melynk'in yüz ifadesi hala aklımda. Her parça arası anılardan, felsefesinden, hayattan bahsediyor.
Çok güzel bir program yapmış. Hem küçük aralarla, seyirciyi de yormuyor.
Tüm şarkıları çok hoştu. Fakat özellikle Butterfly'ı bir dinleyin.
Son konuşmasını yaptı, yani son arasını verdi.
Aralarda kendi devamlı çalma stilinden bahsetti, parmak hareketlerinden, hayattan, hayatın değişiminden, güzellikten, mutluluktan, piyanonun güzelliğinden.
Bir de önemli nokta Butterfly parçasının en iyi performansı olduğunu hissettiğinden bahsetti.
Konser bitti. Araca doğru yol alırken kardeşime şu dedim:
"Sen olmasaydın bu konsere gidemedim. Eğer ki bu konsere gidemeseydim çok şey kaçırırdım."
Etiketler:
2016,
Butterfly,
iksv,
komün,
Lubomyr Melynk
14 Mart 2016 Pazartesi
Konser: 5. istanbul Opus Amadeus Oda Müziği Festivali - CAMERATA ISTANBUL WIND QUINTET
Oda müziğini çok seviyorum. Tüm sanatçıları rahat takip edebiliyorsun, sanatçının bakışları, enstrümanı tutuşu, her şeyi en ince ayrıntısına kadar görebiliyorsun.
Tabi gözümde gözlük yoksa oturduğum yerde biraz arkalardaysa işin rengi değişir.
5. istanbul Opus Amadeus Oda Müziği Festivali, evet belki haberiniz yok, seneye inşallah 6. sı düzenlenecek.
Farklı bir konsept, mekanları çok özel ve güzel.
5. istanbul Opus Amadeus Oda Müziği Festivali'nin son günü konsere gitme imkanım oldu.
Nasıl yağmurlu bir İstanbul akşamı anlatamam. Yağmur çok, rüzgar yok. Karaköy'ün arka sokaklarında mekanı arıyoruz. O çıkmaz senin, bu köşebaşı benim. Navigasyonda çalışmıyor.
Konser mekanının ismi Aşkenazi Sinagogu, Karaköy. Adresini söylemek isterim zor bulduk :)Yüksek Kaldırım Cad. No:27, Beyoğlu / İstanbul
Bir de açık adres tarifi vereyim, karaköy tramvayından indikten sonra sırtınız köprüye baksın, yüzünüz tramvay yoluna evet tam karşınızda gördüğünüz arnavut kaldırımlı dik yokuş.
Yazıma geri döneyim, konser mekanını zar zor bulduk. Kapıda polis arabası beklemekte.
Sinagog'a girişte çift kapı güvenliğiyle sağlanmakta, insan üzülüyor, ibadethane'nin durumuna.Aşkenazi Sinagog'una giriyoruz, çok eski bir yapı, üst katına çıkıyoruz. Yerimiz üst katta.
Konser başlamasına az bir süre kala aşağı kat müsait olduğundan oraya geçiyoruz, balkonda kimse kalmadı.
Organizatörün kısa bir kapanış konuşmasının ardından, seneye de görüşmek üzere iyi temennilerle
konser başlıyor.
Fagot, obua, yan flüt, korna, klarnet mevcut.
Programda şöyleydi.
Tabi gözümde gözlük yoksa oturduğum yerde biraz arkalardaysa işin rengi değişir.
5. istanbul Opus Amadeus Oda Müziği Festivali, evet belki haberiniz yok, seneye inşallah 6. sı düzenlenecek.
Farklı bir konsept, mekanları çok özel ve güzel.
5. istanbul Opus Amadeus Oda Müziği Festivali'nin son günü konsere gitme imkanım oldu.
Nasıl yağmurlu bir İstanbul akşamı anlatamam. Yağmur çok, rüzgar yok. Karaköy'ün arka sokaklarında mekanı arıyoruz. O çıkmaz senin, bu köşebaşı benim. Navigasyonda çalışmıyor.
Konser mekanının ismi Aşkenazi Sinagogu, Karaköy. Adresini söylemek isterim zor bulduk :)Yüksek Kaldırım Cad. No:27, Beyoğlu / İstanbul
Bir de açık adres tarifi vereyim, karaköy tramvayından indikten sonra sırtınız köprüye baksın, yüzünüz tramvay yoluna evet tam karşınızda gördüğünüz arnavut kaldırımlı dik yokuş.
Yazıma geri döneyim, konser mekanını zar zor bulduk. Kapıda polis arabası beklemekte.
Sinagog'a girişte çift kapı güvenliğiyle sağlanmakta, insan üzülüyor, ibadethane'nin durumuna.Aşkenazi Sinagog'una giriyoruz, çok eski bir yapı, üst katına çıkıyoruz. Yerimiz üst katta.
Konser başlamasına az bir süre kala aşağı kat müsait olduğundan oraya geçiyoruz, balkonda kimse kalmadı.
Organizatörün kısa bir kapanış konuşmasının ardından, seneye de görüşmek üzere iyi temennilerle
konser başlıyor.
Fagot, obua, yan flüt, korna, klarnet mevcut.
Programda şöyleydi.
- Sihirli Flüt Operası Uvertürü ( düzenleme: Joachim Linckelmann )
- Children’s Corner ( düzenleme: Joachim Linckelmann )
- Perpetuum Mobile ( düzenleme: Friedrich Gabler )
- Medley ( düz. Paul Nagle )
- Nabucco Operası Uvertürü ( düzenleme: Joachim Linckelmann )
- Petite Offrande Musicale
- The Six Schübler Chorales’den “ Wachet auf, ruft uns die Stimme”, BWV 645 ( düz. Mordechai Recktman )
- Damdaki Kemancı’dan bölümler ( düzenleme: Bill Holcombe )
Sanatçılar gayet başarılıydı. Yaşları da pek genç. Ve o yaşlara rağmen birçok ödül almışlar.
Salonda ki memnuniyet üst seviyedeydi. Hele ki Damda' ki kemancı başladığında salonun keyfine diyecek yoktu.
Tek bis'le konseri tamamladılar.
Konser esnasında iki başarısız konuşma denemesini saymazsak mükemmel bir konserdi.
Konser bitti. Yokuştan aşağı yağmur ve polis eşliğinde sallanmaya başladık.
Güzel bir geceyi daha defterimize not aldık.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)