31 Mart 2016 Perşembe

Konser: Redd Bronx Pi Sahne

Kardeşim hediye ettiği bir albümle Redd 'le tanışmamız başladı. Gerçi sık şekilde radyoda seslerini duysam da inceleme fırsatım, pek olmamıştı.

2006 yılında çıkan bu albümün ismi kirli suyunda parıltılardı. Uzun bir süre dinledim. Üniversite yıllarımı geçirdiğim albümlerdendir.

Tarzı gerçekten bana uygun bir grup.

Redd grubunu canlı birçok kez dinledim, ilk dinlediğim konser, Taksim tünele yakın Bronx Pi sahnedir. Dar, basık bir mekan olmasına karşın,

faal bir mekandır. Hareketli. İçeride yaklaşık 100 kişi var, fazla önlere ilerlemedik. İçerisi de çok sıcak.

Hep birlikte şarkılar söylendi. Org soloları dikkate değer. O zamanlar grupta Berke ve İlke Hatipoğlu da var. Gece yarısı konser sonlandı. O gece aklımda kalan Doğan Duru'nun performansı, iyiydi.

Bir de boş terkos çarşısı.

30 Mart 2016 Çarşamba

Konser: Itzhak Perlman istanbul

itzhak perlman birçok kişi  schindler's list filminde ki soundtrack sebebiyle tanımaktadır. Amerikalı kemancı, çağımızın sayılı kemancılarından biridir.

Konserin olacağını bursa bandırma yolunda ovaların içinden geçerken haberim oldu. Mail gelmişti. Geçen konserine gidememiştim. Bu sefer mutlak gitmeliyim diye düşünüyordum.

İstanbul geldiğimde alel acele bileti aldım. Daha satışa bir gün olduğu halde biletler tükenme sınırına gelmişti.

Kendimi şanslı hissederek mutlu oldum.

Konserin başlamasına daha 4 ay 6 saat var.

Ücretleri de bence pahalıydı.

Zaman çabucak geçip konser günü gelmişti. Yerimi konserin başlamasına 20 dk kala aldım. Arkalardan, sahneyi am karşıdan gören bir yer.

Itzhak Perlman İstanbul'da sahneye çıktığı an, alkış kıyamet koptu. Klasik müziğin seçkin parçalarını titizlikle seslendirdi. Salon yavaş yavaş ısınmaya başladı. Kalabalık. Kazağımı çıkardım.

Seyircilerden sıkılanların olduğu belli oluyor. Herkes hep birlikte Schindler'in listesini bekliyor. Sonunda Do-LA-RE-LA-RE diye başladı.

Salondan çıt çıkmıyor. Öndeki öksüren arkadaşlar pür dikkat kesildi. Salon ise mest oldu. Parça bitti. Alkışlar. Işık düzeni değişiyor.

Bir teşekkür konuşması ve yıllardan aylardan beri beklenen konser bitmişti. Kalabalık dağıldı. Hayat devam ediyor.



24 Mart 2016 Perşembe

Konser: Kölner Akademie The 3 Sopranos Cemal Reşit Rey

Takvimler 21 Ocak 2016 'yı gösteriyor. İstanbul kış gecesinde gitmiştik. Senenin ilk konseriydi.
Konser Cemal Reşit Rey'de. İstanbul'un bir çok konserine ev sahipliği yaptığı mekan.

Konser akşamı çok soğuktu. Bundan mıdır bilmem, salonun yarısı boştu. Hatta biraz daha sıkı düzen oturulsa %25'lere düşerdi.

Konser planlanan zamandan biraz gecikerek başladı. Önceden bir Kölner Akademie 'nin  dinletisi oldu.
Üç sopranodan biri henüz konser başlamadan hastalığı sebebiyle değiştiği duyuruldu.

Daha sonra sopranolar bir bir gelmeye başladılar. Tek tek performans sergiliyorlar. Üçü de bitirince, ikişerli çıktılar. Kısa bir ara sonrası konser devam etti. Son olarak üçlü performans sergileyip konser
sonlandı.

Sopranoları dinlemek gerçekten büyük bir keyifti. Konser yerimizde fena değildi doğrusu. Sağ ön.

2 saatlik sürede sizi dünyadan koparıyorlar.

Hele ki mimiklerini görseniz, birbirlerine bakışlarını, öfkelerini, sevinçlerini.,

Konserden aklımda kalan

Purcell :

When I am laid in earth

 mükemmeldi.

Perdeler kapandı. Sıcaktan çıkıp, soğukta gözden kaybolduk.





23 Mart 2016 Çarşamba

Konser: Hayko Cepkin Garajistanbul

Yoğun geçen bir haftanın ardından, Cuma ettik.

Gözümü açtığımda Bayrampaşa'daydım. Arkadaşlarla buluştuk. Tanışma, yeni arkadaşlar, yeni aile.

Cuma akşamı olmasına rağmen hızlıca Taksime çıktık. 15 dk sürdü yolculuk.

Galata 'nın oraya arabamızı bıraktık. Garaj İstanbul'un yolunu tuttuk.

İstiklal caddesi, hep canlı, hep heyecanlı.

Konser için biraz daha zaman var. Bir yerde oturduk, çay, kahve döndü.

Konser başlamasına 45 dk var. Mekana gittik. Sıkı kontrol söz konusu. İçeri girdik.

Fena bir kalabalık yok değil hani. Salonun yarısı dolu. Ses sistemi fena, bence salon için biraz fazla.

Hayko Cepkin konsere başladı. Beklediğimden iyi bir performans. Şarkı seçimleri çok iyi. Ama biraz ses sistemimin

azizliği diyelim. Biraz konseri geri attı.

Sahne efektleri de abartı olmasına karşın iyiydi. Konsere gelen genç yaşlı kitle, tüm şarkılara olmasa da

çoğuna eşlik etti. İzleyici tarafında biri olarak memnun olmadan ayrılan kimseyi göremedim.

Konserinin sonlarına doğru Ceza sahne aldı. Bir parçaya eşlik etti. Eğreti bir dans gösterisinden sonra konser

sonlandı.

Işıklı top muhabbeti ise bize kalsın. O günün hatırası.

Son deiyeceğim şudur, her fani, hayatında en az bir kez Hayko Cepkin konserine gitmeli. Bu imkan için

buradan teşekkürler.

17 Mart 2016 Perşembe

Konser: Lubomyr Melynk iksv

Onbeş gündür devam eden soğun algınlığı, baş ağrısı, burun tıkanıklığı, boğaz yanmasına aldırış etmeden konsere gittim.

Aslında hikaye şöyle başlıyor. İş yerinden erken çıkmayı planlıyordum. İşlerimi halledip, hızlıca eve gidip, üstümü başımı değiştirip, karnımı doyurup, hazır ve nazır bir şekilde konsere gitmek.

İşte ki hesap çarşıya uymadı. Biraz geç çıkınca, normal saatinde de değil, trafiğe kaldım. Beslenme çantamı yanıma alıp, iş kıyafetlerimle konser salonuna 1 önceden gittim.

Hava soğuk, yağmur çiselemekte.

İçim ısınsın diye iksv yokuşundan yukarı çıkıp, komün lokanta-cafede sıcak bir ezogelin çorbası içtim.

Kardeşim de bu gece yanımda.


Lubomyr Melynk konseri başlamasına, 15 dk kala iksv arka kapıdan giriş yaptık. Yerimiz üst kat balkon, henüz 8-10 kişi var. Direk sahneyi karşıdan gören cephe.

Konser  zamanında başladı sayılır.

Lubomyr Melynk, çevik adımlarla sahneye çıktı, seyircileri selamladı. İki kelamdan sonra başladı çalmaya, tahmin ediyordum, güzel olacağını fakat bu kadar güzel olacağını değil.

Besteleri arka arka gelmeye başladı. Parmaklar birbirine karışıyor. Lubomyr Melynk'in yüz ifadesi hala aklımda. Her parça arası anılardan, felsefesinden, hayattan bahsediyor.

Çok güzel bir program yapmış. Hem küçük aralarla, seyirciyi de yormuyor.

Tüm şarkıları çok hoştu. Fakat özellikle Butterfly'ı bir dinleyin.

Son konuşmasını yaptı, yani son arasını verdi.

Aralarda kendi devamlı çalma stilinden bahsetti, parmak hareketlerinden, hayattan, hayatın değişiminden, güzellikten, mutluluktan, piyanonun güzelliğinden.

Bir de önemli nokta Butterfly parçasının en iyi performansı olduğunu hissettiğinden bahsetti.

Konser bitti. Araca doğru yol alırken kardeşime şu dedim:

"Sen olmasaydın bu konsere gidemedim. Eğer ki bu konsere gidemeseydim çok şey kaçırırdım."

14 Mart 2016 Pazartesi

Konser: 5. istanbul Opus Amadeus Oda Müziği Festivali - CAMERATA ISTANBUL WIND QUINTET

Oda müziğini çok seviyorum. Tüm sanatçıları rahat takip edebiliyorsun, sanatçının bakışları, enstrümanı tutuşu, her şeyi en ince ayrıntısına kadar görebiliyorsun.

Tabi gözümde gözlük yoksa oturduğum yerde biraz arkalardaysa işin rengi değişir.

5. istanbul Opus Amadeus Oda Müziği Festivali, evet belki haberiniz yok, seneye inşallah 6. sı düzenlenecek.

Farklı bir konsept, mekanları çok özel ve güzel.

5. istanbul Opus Amadeus Oda Müziği Festivali'nin son günü konsere gitme imkanım oldu.

Nasıl yağmurlu bir İstanbul akşamı anlatamam. Yağmur çok, rüzgar yok. Karaköy'ün arka sokaklarında mekanı arıyoruz. O çıkmaz senin, bu köşebaşı benim. Navigasyonda çalışmıyor.

Konser mekanının ismi Aşkenazi Sinagogu, Karaköy. Adresini söylemek isterim zor bulduk :)Yüksek Kaldırım Cad. No:27, Beyoğlu / İstanbul

Bir de açık adres tarifi vereyim, karaköy tramvayından indikten sonra sırtınız köprüye baksın, yüzünüz tramvay yoluna evet tam karşınızda gördüğünüz arnavut kaldırımlı dik yokuş.

Yazıma geri döneyim, konser mekanını zar zor bulduk. Kapıda polis arabası beklemekte.

Sinagog'a girişte çift kapı güvenliğiyle sağlanmakta, insan üzülüyor, ibadethane'nin durumuna.
Aşkenazi Sinagog'una giriyoruz, çok eski bir yapı, üst katına çıkıyoruz. Yerimiz üst katta.

Konser başlamasına az bir süre kala aşağı kat müsait olduğundan oraya geçiyoruz, balkonda kimse kalmadı.

Organizatörün kısa bir kapanış konuşmasının ardından, seneye de görüşmek üzere iyi temennilerle

konser başlıyor.

Fagot, obua, yan flüt, korna, klarnet mevcut.

Programda şöyleydi.

  • Sihirli Flüt Operası Uvertürü ( düzenleme: Joachim Linckelmann )
  • Children’s Corner ( düzenleme: Joachim Linckelmann )
  • Perpetuum Mobile ( düzenleme: Friedrich Gabler )
  • Medley ( düz. Paul Nagle )
  • Nabucco Operası Uvertürü ( düzenleme: Joachim Linckelmann )
  • Petite Offrande Musicale
  • The Six Schübler Chorales’den “ Wachet auf, ruft uns die Stimme”, BWV 645 ( düz. Mordechai Recktman )
  • Damdaki Kemancı’dan bölümler ( düzenleme: Bill Holcombe )

    Sanatçılar gayet başarılıydı. Yaşları da pek genç. Ve o yaşlara rağmen birçok ödül almışlar.

    Salonda ki memnuniyet üst seviyedeydi. Hele ki Damda' ki kemancı başladığında salonun keyfine diyecek yoktu.

    Tek bis'le konseri tamamladılar.

    Konser esnasında iki başarısız konuşma denemesini saymazsak mükemmel bir konserdi.

    Konser bitti. Yokuştan aşağı yağmur ve polis eşliğinde sallanmaya başladık.

    Güzel bir geceyi daha defterimize not aldık.


Sanat Günlüğü Gibi

Bu blogta gittiğim, tiyatrolar, konserler, sinemalar, dinletiler gibi sanatsal faaliyetlerin yorumları yer alacaktır.

Umarım keyifli olur. Hem benim içinde geçmişe bir göz atma sebebi.

İstanbul'da yaşıyorsak bu tip etkinliklerden yararlanmayı da bileceğiz. Hem cefası, hem sefası.