16 Mart 2017 Perşembe

Konferans: Prof. Dr. Ruhi Ayangil

Bir üyesi olmaktan mutluluk duyduğum okulum Darülelhan yani İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı, kuruluşunun 100. yılında etkinliklerle hafızalarda tazeleniyor. Bu 100. yıl çerçevesinde ilk yapılan etkinlikte Prof. Dr. Ruhi Ayangil yaptı. Kardeşim Fulya Gezer ve arkadaşlarımla katıldığım bu etkinlikte Darülelhan'ın tarihinden bahsedildi. Çok faydalı bir oturum oldu.
Akılda kalan cümleler şunlardı: Bir şey olmak için değil, bir şey yapmak için yapın. Zaten nihayetinde bir şeyler olursunuz.

Birileri bir şeyleri yapmalı. Onlar yapmazsa kim yapacak? Kimden bekleniyor?

Sorumlulukları hatırlatan güzel cümlelerdi. Oturum bittiğinde seyircilerin çıkası gelmedi. Prof. Dr. Ruhi Ayangil de çok etkilendi, duygulandı. İlgi gerçekten vardı. Mekanımız tabi ki BMKM idi.

9 Mart 2017 Perşembe

Konser: Özgür Aydın Naoko Shimizu Bifo

Kalabalık konserlerden biri. Salon gayet iyi dolu. Çoğu konserde böyle kalabalık görmemiştim. Dünya gösterimi olmasına bağladık.

Böyle gösterimler hoşuma gidiyor. Besteci ön sıralarda oturuyor, eser sonunda sahneye çıkıyor, selamlamalar filan.

Eşim Sabiha Gezer ile besteciliğin müzikteki yeri ve bestecinin ölümsüzlüğü konusunda konuşuyoruz. Sonra kitapçığa gözattığımda Hasan Uçan' ın Piyano ve Viyola için konçertosu hakkında bestecinin kendi yazdığı not var. Eserin sonlarında yerel müzikten tınılar olacağını söylüyor. Öyle de oldu. O hava verildi.

Eserle ilgili benim görüşüm gayet olumlu. Eserin sonlarına doğru o bahsedilen tını çok hoş geliyor kulağa. Fakat üflemelilere biraz az yer vermiş. Yani bir eser senfonik mi, oda müziği mi, quartet için mi belirlenip, uygulanması gerektiği düşüncesindeyim.

İlk yarı bu şekilde bitti, ikinci yarıda Çaykovski' ye yer vermeleri çok iyi olmuş. Kulağım bunlara alışık ne yapayım, 5. senfonisi. Sonlara doğru dinleyicileri uyutsa bile gayet iyiydi. Valsler ve finalin allegrosu, bitip bitmemesi.

Konser bitti, arka sıralardaydık, hızlıca çıktık. Arabamızın yeri, iyiydi. Eve doğru trafiksiz vardık.

7 Mart 2017 Salı

Konferans: Kadın ve Sanat

Kadın ve sanat temalı hoş bir panel oldu. Konular kadınların hayattaki yerleriydi. Daha özele inersek, Anadolu tarihinde anaerkil dönem, toplumda cinsiyet, dede korkut hikayelerinde kadın, kadınların kanun icrası, batı müziğinde kadın, caz müziğinde kadın.

Konular gerçekten birbirinden ilginç ve önemli. Ufuk açıcı bilinçlendirici. Toplumun kadına biçtiği roller üzerinden şekillenen hayatlar.

Kısaca ana hatlardan bahsedersem. Kibele, Bacıyan-ı Rum, Gender, Vecihe Daryal, İdso'daki %51 kadın oranı ve 100 sene sonra Berlin ve Viyana filarmoninin kadın icracı alması. Ve birbirinden değerli caz sanatçıları.

*** insanların yüzleriyle dinlediğini görüyoruz.

Mekan olarak BMKM idi. İyice alıştık oraya.

Bir de 8 Mart' a etkinlik kalmadı. Hepsi yapıldı :)



4 Mart 2017 Cumartesi

Konser: İdso Gökhan Aybulus Alexander Rudin Haliç

İdso' nun konser programını yakalamak gerçekten güç. Çok fazla konser veriyorlar. Bu seferki konserleri Haliç kongre merkezinde. Cuma akşamı, İstanbul trafiği demeden yola çıktık. Akşam yemeğini bile arabada yedik.

Salon güzel ve boş. Her zamanki gibi. Belki %30 doluluk var. Tam tersi bu sefer sahne izleyicilerden daha kalabalık duruyor. Sahnede adım atmaya yer yok. Biraz ufak gelmiş sanki.

Programınıza dönersek çok güzel. Türk Besteciler Haftası konseptli. Yasaklı besteci, piyanistimiz Fazıl Say, yasaklı dediysem, aslında onun daha aktif Türkiye sanat gündeminde olması gerekir. Eserleri, icrası gibi. Bu konserde yapılacak Türkiye gösterimi bile eserin dünya gösteriminden 3 sene sonra dinleyicinin karşısına çıkıyor. İlginç ülke. Yalan dolan kurumlar.

Fazıl Say' ın bestesinin ismi, 1914 Üvertürü Op. 56. Fazıl Say eseri dinleyip, alkış alıp çıktı. Ön sıradaydı.

İkinci eser, Ulvi Cemal Erkin, Piyano konçertosu, re minör. Piyanonun gelişi olay olsa da kazasız belasız sahneye yerleştirildi ve eser sonrası yerine geçirildi.

Gökhan Aybulus, görünüşte beyfendi, bir piyanist. Tarzı güzel. Sahneye hakim.

Kısa bir aradan sonra üçüncü eser, Ahmet Adnan Saygun, etnomüzikolog, besteci. Viyolonsel Konçertosu Op. 74 'ü Alexandır Rudin İdso orkestrasına eşlik etti. Pek beğenmedim. Bence kendisi de performansını beğenmemiştir. Çok isteksizdi.

Son eser Ferit Alnar' dan. Çok özel ve güzel bir beste. Prelüd ve iki dans.

Bence konserin en iyisi Şef Naci Özgüç. Uzun zamandır böyle bir şef izlememiştim.

Orasının parkı biraz sıkıntılı çok hızlı bir şekilde mekandan ayrıldık.


1 Mart 2017 Çarşamba

Müze: Grassi Museum Leipzig

Geçenlerde yaptığım Almanya seyahatinde Leipzig şehrindeki Grassi Museum' u gezme fırsatı oldu. Pazar günü erken vakitte yerimizi aldık. Şansımıza giriş ücretsizdi. 4 kişi yoruluncaya kadar gezdik.

Müze 4 bölümden oluşmaktaydı. Bizim ilgimizi Müzik çalgıları bölümüydü. Orada çaldığım klavensen' i unutamam. Biraz ilgi görmüştüm. Bir akordeon bölümü vardı. Hatta akordeonlar hakkında bilgi içeren kitaptan bilgi almıştım.

Diğer bölümler Almanya tarihi, etnografik ürünler. Burada da iyi yorulduk.

Başka milletlerin etnografik ürünleri.

Son olarak da modern çalışmaların yer aldığı kısım. Deneysel.

Leipzgi' e yolu düşen uğrasın, özellikle çalgı bölümü kaçmaz.

Konferans: Edward Aris - Akordeon Sergisi

İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Müziği Devlet Konservatuvarı Çalgı yapım teknolojileri bölümünün düzenlediği " körüklü çalgılar " adlı sergi ve şöyleşi gerçekleşti.

Bu etkinliği iki kısımdan oluştuğunu düşünürsek birinci kısım sergi 4 gün sürdü. Akordeoncu Edward Aris' in koleksiyonu. Ben pek beğenmedim. Biraz zayıf. Hatta bandoneon bile yanlış isimlendirilmiş.

İkinci kısım söyleşi: Bununda söyleşi tadında olmasını beklerdim. Akordeon macerasını gelenlere anlatsın gibi. Fakat kısa bir performans sundu. Bu da olmadı.

İki olumsuz olaydan nasıl olumlu çıkar derseniz. Ülkemizde konservatuvar çatısı altında böyle bir etkinliğin düzenlenmesi güzel. Umarım artarak devam eder.

Sergi: Ahşaba Dokunmak BMKM

Barış Manço Kültür merkezine bu aralar ziyaretlerim sıklaştı. Gerçekten çok hoş etkinlikler var. Her ay güncellenen programa gözatın derim.

Bu kez ilgimi çeken sergi Ahşaba Dokunmak, adından da anlaşılacağı gibi Ahşap sanatını içermekte. Ahşap işleme demiyorum. Çünkü ahşap sanatı işlemeyi de kapsamakta. Örneğin doğada bulduğunuz bir tahta parçası çok hoşunuza gitti, onu vernikleyip kullanmaya veya sergilemeye çıkartabilirsiniz.
Bu sergide de ona örnekler vardı. Örneğin bir meyve tabağı :)

Bu sergi Ayhan Tokmak' ın kendisinin ve öğrencilerine ait. Çok hoş ve ufuk açıcı çalışmalar.

Hep şöyle düşünmüşümdür. Bu sergilerin girişine dokunmalık bir ahşap blok konur. Gelen ziyaretçiler dokunma güdülerini burada köreltip, sergiye girer :)

Emeği geçenlere selamlar.