Gezmek, diğer bir hoşlandığım uğraşlardan biri. Uğraş diyorum çünkü gezmek başlı başına bir iş. Önceden kabataslak da olsa plan, program gerektirir. Böyle yaptığımda gezimin kalitesi artıyor. Dolayısıyla keyif alışım da artıyor.
Taksim civarı sevdiğim muhitlerden Karaköy'den Taksim'e doğru çıkarken, bir yaz günü akşamı, güzel bir ezgi, keman sesi kulağımıza geliyor.
Yolumuzu o yöne çevirdiğimizde kendimizi Beyoğlu Belediyesinin düzenlediği bir açık hava konserinde buluyoruz. Kalabalık iyi.
Hemen sahneye hakim bir nokta bulup geç kaldığımız konseri dinlemeye başlıyoruz. Gözümüz ve kulağımız sahnede.
Kemancı Muhammed Yıldırır ve orkestrası.
Yetenekli bir kemancı. İzleyici açık hava konseri olmasına rağmen dikkatli dinlemede.
Şarkı aralarında kısa kısa sohbet etmekte. Bence bu dikkati toplamak için güzel bir yol. Hem sahne heyecanını da alır.
Muhammed Yıldırır, konuşmaya başlıyor. Şu an siyaset olarak İsrail devletiyle sıkıntı günlerdeyiz. Fakat İsrail devletinin geçmişi unutmaması adına bu parçayı çalıyorum. Schindler List başladı. Itzhak Perlman'dan dinleyen biri olarak :) bence hiç de fena değil.
Çalarken nasıl istekli bunu görebiliyorsunuz. Güzel performans.
Unutamayacağım diğer olay ise konser bitmiş ve Kemancı Muhammed Yıldırır arşesi'ni izleyiclere gösterdi. Paramparça olmuş :)
Rüzgarda parçaları sallanmakta.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder